Mahkemesi : Adana 1. İş Mahkemesi
Tarihi : 18/02/2014
Numarası : 2011/782-2014/84
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı işyerinde satış temsilcisi olarak asgari ücret + prim ile çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini, davalı işyerinde çalışma saatlerinin haftanın 6 günü 07.00-20.00 saatleri arasında olduğunu, dini bayramların son gününde, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, satış yapılan işletmeler borçlarını ödemediğinde alacakların davacı ve diğer işçilerin ücretlerinden kesildiğini ileri sürerek fazla mesai, ulusal bayram genel tatil ve prim ücreti alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının iş akdinin devamsızlık nedeniyle feshedildiğini, davacının ücret + prim sistemi ile çalıştığını, davacının satış temsilcisi olarak çalışması nedeniyle aldığı primlerin fazla mesai ve genel tatil çalışmalarını karşıladığını, davacının tahsil ettiği ancak şirkete teslim etmediği ürün bedellerinin davacının ücretinden kesildiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, tanık beyanlarına göre davacının dini bayramların ilk günü hariç diğer günlerinde ve resmi bayram tatillerinde çalıştığı, genel tatillerde çalıştığı, fazla mesai yaptığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda prime hak kazanılan dönemlerin fazla mesai ücreti hesabında nazara alınmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Satış temsilcilerinin fazla çalışma yapıp yapmadıkları hususu, günlük faaliyet planları ile iş çizelgeleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Genelde belli hedeflerin gerçekleşmesine bağlı olarak prim karşılığı çalışan bu işçiler yönünden prim ödemelerinin fazla çalışmayı karşılayıp karşılamadığı araştırılmalıdır. İşçiye ödenen satış priminin fazla çalışmaların karşılığında ödenmesi gereken ücretleri tam olarak karşılamaması halinde aradaki farkın işçiye ödenmesi gerekir.
Somut olayda; davacının davalı işyerinde satış temsilcisi olarak asgari ücret + prim sistemi ile çalıştığı sabit olup davacıya yapılan prim ödemelerinin davacı için hesaplanan fazla mesai alacağını karşıladığı anlaşılmış olmakla davacının fazla mesai ücreti talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Davacı dava dilekçesinde dini bayramların son gününde çalıştığını beyan etmesine rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının dini bayramların 3. ve 4.gününde çalıştığının kabul edilmesi talep aşımı mahiyetinde olup HMK’nın 26.maddesine aykırıdır. Ayrıca emsal nitelikteki Dairemizin 2013/19406 E. sayılı dosyasında dini bayramların son gününde çalışıldığı kabul edilmiştir. Davacı tanıklarından davacının dini bayramların 3. ve 4.gününde çalışıldığını beyan eden tanığın davalıya karşı davasının olduğu anlaşılmaktadır. Hakim talepten fazlasına hükmedemez. Belirtilen nedenlerle davacının dini bayramların son gününde çalıştığını kabul edilmesi gerekirken anılan bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 17/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy