Mahkemesi : Adana 4. İş Mahkemesi
Tarihi : 22/01/2014
Numarası : 2011/1048-2014/62
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı işyerinde 01.04.2008-14.12.2011 tarihleri arasında sevkiyat-satış görevlisi olarak çalıştığını, davalı tarafından ücretlerinin, hak ve alacaklarının eksik ödendiğini, ücret, fazla mesai ve genel tatil ücreti alacaklarının ödenmesini ve yıllık izinlerinin kullandırılmasını istemesine rağmen alacakları ödenmediği ve hakları kullandırılmadığı için 14.12.2011 tarihi itibari ile fiilen haklı nedenle işten ayrıldığını ileri sürerek, kıdem tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili ücreti alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının işe ve işyerine mazeretsiz izinsiz olarak 16,17,19,20/12/2011 ve devamı tarihlerde işe gelmediğinin tespit edildiğini, ilgili tarihlerde devamsızlık tutanaklarının hazırlanarak Adana 9.Noterliği’nden 30.12.2011 tarih 43994 yevmiye nolu ihtarname keşide edilerek davacının işe dönmesi, devamsızlığını sürdürmemesi için ihtar edilmiş olmasına rağmen davacının ihtarnameye cevap vermediği gibi işe devamsızlığının da sürdüğünü bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, iş sözleşmesinin davacı tarafından fazla mesai ve genel tatil çalışma ücretlerinin ödenmemesi, yıllık izinlerinin kullandırılmaması sebebi ile haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İşyerinde üst düzey yönetici konumda çalışan işçi, görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda, ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir başka yönetici ya da şirket ortağı bulunması halinde, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden, yasal sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti talep hakkı doğar. O halde üst düzey yönetici bakımından şirketin yöneticisi veya yönetim kurulu üyesi tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediğinin de araştırılması gerekir. İşyerinde yüksek ücret alarak görev yapan üst düzey yöneticiye işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmemişse, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği kabul edilmelidir.
Satış temsilcilerinin fazla çalışma yapıp yapmadıkları hususu, günlük faaliyet planları ile iş çizelgeleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Genelde belli hedeflerin gerçekleşmesine bağlı olarak prim karşılığı çalışan bu işçiler yönünden prim ödemelerinin fazla çalışmayı karşılayıp karşılamadığı araştırılmalıdır. İşçiye ödenen satış priminin fazla çalışmaların karşılığında ödenmesi gereken ücretleri tam olarak karşılamaması halinde aradaki farkın işçiye ödenmesi gerekir.
Somut olayda; bilirkişi raporunda davacının fazla mesai, genel tatil ve hafta tatili ücreti alacakları davacı tanık beyanlarına göre hesaplanmış, mahkemece ise fazla mesai ücreti alacağı bulunmadığı gerekçesiyle fazla mesai ücreti talebi reddedilmiş, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacakları kabul edilmiştir. Ancak davalı tanık beyanlarına göre dahi davacının fazla mesai yaptığı anlaşılmaktadır.
Davacı tanıklarının davalıya karşı davaları olması nedeniyle davalı ile husumetleri bulunmakta olup beyanları davacının fazla mesai, genel tatil ve hafta tatili alacakları yönünden dikkate alınmamalı, talep edilen bu alacaklar davalı tanıklarının beyanlarına göre belirlenmelidir.
Davacının davalı işyerinde bir dönem sevkiyat elemanı, sonrasında satış elemanı olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacının sevkiyat elemanı olarak çalıştığı dönem için davalı tanık beyanlarına göre davacının fazla mesai ücreti talebi değerlendirilmeli, davacının satış elamanı olarak çalıştığı dönem için ise davacıya prim ödendiği anlaşılmakla davacıya ödenen primlerin davacının fazla mesai alacaklarını karşılayıp karşılamadığı belirlenmeli, belirtilen dönem için karşılanmayan fazla mesai alacağı çıkması halinde hüküm altına alınmalıdır.
Davacının hafta tatili ve genel tatil alacakları da davalı tanık beyanlarına göre değerlendirilmelidir.
Yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 04/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy