Mahkemesi : Karabük İş Mahkemesi
Tarihi : 18/03/2014
Numarası : 2013/71-2014/64
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, iş sözleşmesinin davalı işverence haklı bir sebebe dayanmaksızın feshedildiğini ileri sürerek,kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma,ulusal bayram genel tatil,yıllık izin ve işçilik ücreti alacaklarının hüküm altına alımasını talep etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında iş sözleşmesi bulunmadığını, bu nedenle söz konusu uyuşmazlık bakımından iş mahkemesinin görevli mahkeme olmadığını savunarak,görevsizlik kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak,"...Eşine ait iş yerinde ücretsiz çalışan eşin aile hukukunun öngördüğü yardım görevini yerine getirdiği gerekçesiyle sigortalı sayılmadığı, ancak eşin ücret karşılığı hizmet sözleşmesiyle çalışması halinde sigortalı sayılacağı, eşin gerçek anlamda sigortalı niteliğini kazanabilmesi için eşin fiili olarak çalışması, ücret alması gerektiği, eşe ödenen ücretlerin iş yeri kayıtlarına intikal etmesinin yasal zorunluluk olduğu, iş yeri kayıtlarında davacıya ücret ödemesi yapıldığının belirtildiği, dava dilekçesinde ve cevap dilekçesinde davacıya hiçbir ücret ödemesi yapılmadığının belirtildiği, davacının kardeşinin de davacıya ücret ödenmediğini beyan ettiği, hizmet akdinin unsurlarından ücret unsurunun olmadığı, taraflar arasında hizmet ilişkisinden bahsedilemeyeceği, bu durumda mahkememizin görevli olmadığı" gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 1. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4. maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
Kanunun 2. maddesinde bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işveren olarak tanımlanmıştır. İşçi ve işveren sıfatları aynı kişide birleşemez.
Yasanın 8 inci maddesinin birinci fıkrasına göre iş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş görme ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici öğeleridir.
Dosya kapsamına göre; davacının davalı tarafça SGK girişi yapılmış prim ödemeleri düzenli olarak gerçekleştirilmiştir. Ayrıca davacı tanıkları ve davalı tanıklarından S.. T.. ile K.. A..'ın ifadeleri nazara alındığında;davacının eski eşi olan davalı işverene ait işyerinde işçi olarak çalıştığının kabulü gerekir.Davacı taraf işçilik ücretlerinin ödenmediği iddiasındadır. Diğer taleplerin yanında işçilik ücretinin de hüküm altına alınmasını talep etmiştir.Bilindiği üzere işçilik ücretlerinin ödendiğini ispat külfeti davalı taraf üzerindedir. Davacının çalışma süresi boyunca işçilik ücretlerinin ödenmediğini belirterek söz konusu alacağın hüküm altına alınmasını talep etmesi davacı aleyhine yorumlanarak iş akdinin unsurlarından olan ücret unsurunun gerçekleşmediği sonucuna varılamaz.
Yukarıda yapılan tespitler karşısında,taraflar arasındaki uyuşmazlık iş sözleşmesinden kaynaklanmakta olup işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçeyle görevsizlik kararı verilmesi isabetsiz olmuştur.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 13.6.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy