Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : İşe iade
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davacının davalı ... Müdürlüğünde alt işveren ...ortaklığı nezdinde sigortalı gösterilerek posta dağıtım işçisi olarak çalıştığını, 08.04.2013 tarihinde haksız ve sebepsiz işten çıkartıldığını, yerine yeni işçi alındığını belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine tazminatlardan davalıların birlikte sorumlu tutulmalarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili husumet itirazında bulunarak Posta Kanunu 10. maddesi gereği hizmet alım ihalesi ile işin diğer davalılara ihale edildiğini ve davacının kendi işçileri olmadığını ve sorumluluklarının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. ...Ortaklığı vekili ise; davacının PTT işçisi olup asıl işvereninin ... olduğunu, PTT tarafından ihale sözleşmesinin aksaklıklar nedeniyle süresinden önce sona erdirilip işin başka bir şirkete ihale edildiğini, bu şirketin sorumlu olması gerektiğini belirterek davanın husumet nedeniyle reddini, talep etmiştir.
Mahkemece, ibraz edilen sözleşmeler ile uyumlu tanık beyanları dikkate alındığında; gerçekte işverenin ... olduğu, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu, işçilerin işe alımında, işten çıkartılmasında, çalıştığı süre içerisinde emir ve talimatlar sevk ve idarenin davalı ... müdürlükte bulunduğu, ayrıca ptt dağıtım elemanlığı hizmetlerinin PTT nin asli görevleri arasında olması hususları da nazara alındığında asıl işveren olarak davalı ... müdürlüğünün sorumluluğu yoluna gidilerek diğer davalı şirket yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Alt işveren; bir iş yerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren alanlarda iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini, sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımlamalara göre asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığından söz edebilmek için iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekmektedir.
Alt işverene yardımcı işin verilmesinde bir sınırlama olmasa da, asıl işin bir bölümünün teknolojik uzmanlık gerektirmesi zorunludur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci maddesinde, asıl işveren alt işveren ilişkisinin sınırlandırılması yönünde yasa koyucunun amacından da yola çıkılarak, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesinde “işletmenin ve işin gereği” ile “teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” ölçütünün bir arada bulunması şarttır. Yasanın 2 nci maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarında “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” sözcüklerine yer verilmiş olması bu gerekliliği ortaya koymaktadır. Alt İşverenlik Yönetmeliğinin 11 inci maddesinde de yukarıdaki anlatımlara paralel biçimde, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilebilmesi için “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirmesi” şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği belirtilmiştir.
İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla İş Kanunu'nun 2 nci maddesinde bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir. Muvazaa Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Muvazaada, taraflar arasında üçüncü kişileri aldatma kastı bulunmakta ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaa genel ispat kuralları ile ispat edilebilir. Bundan başka İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin yedinci fıkrasında sözü edilen hususların, aksi kanıtlanabilen adi kanunî karineler olduğu kabul edilmelidir.
5538 sayılı Yasa ile İş Kanunu'nun 2 nci maddesine bazı fıkralar eklenmiş ve kamu kurum ve kuruluşlarıyla sermayesinin yarısından fazlasının kamuya ait olan ortaklıklara dair ayrık durumlar düzenlenmiştir. Ancak, maddenin diğer hükümleri değişikliğe tabi tutulmadığından, asıl işveren alt işveren ilişkisinin unsurları ve muvazaa öğeleri değişmemiştir. Yasal olarak verilmesi mümkün olmayan bir işin alt işverene bırakılması veya muvazaalı bir ilişki içine girilmesi halinde, işçilerin baştan itibaren asıl işverenin işçileri olarak işlem görecekleri 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin yedinci fıkrasında açık biçimde ifade edilmiştir. Kamu işverenleri bakımından farklı bir uygulamaya gidilmesi hukuken korunamaz. Muvazaaya dayanan bir ilişkide işçi, gerçek işverenin işçisi olmakla kıdem ve unvanının dışında bir kadro karşılığı çalışması ve diğer işçilerle aynı ücreti talep edememesi, İş Kanunu'nun 5 nci maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine aykırılık oluşturur. Yine koşulların oluşmasına rağmen işçinin toplu iş sözleşmesinden yararlanamaması, Anayasal temeli olan sendikal hakları engelleyen bir durumdur. Dairemizin kararları da bu doğrultudadır.
Asıl işveren alt işveren ilişkisi ve muvazaa konuları, 5763 sayılı Yasayla İş Kanununda yapılan değişiklikler ve buna bağlı olarak çıkarılan Alt İşveren Yönetmeliğinin ardından farklı bir anlam kazanmıştır. Yönetmelikte “yazılı alt işverenlik sözleşmesi”nden söz edilmiş ve çeşitli tanımlara yer verilmiştir.
Alt İşveren Yönetmeliğinde;
1)İşyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde uzmanlık gerektirmeyen işlerin alt işverene verilmesini,
2)Daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile kurulan alt işverenlik ilişkisini,
3)Asıl işveren işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak hakları kısıtlanmak suretiyle çalıştırılmaya devam ettirilmesini,
4)Kamusal yükümlülüklerden kaçınmak veya işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut çalışma mevzuatından kaynaklanan haklarını kısıtlamak ya da ortadan kaldırmak gibi tarafların gerçek iradelerini gizlemeye yönelik işlemleri, ihtiva eden sözleşmeler muvazaalı olarak açıklanmıştır.4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarında, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kötüye kullanılmasını önlemek için, ilişkinin kurulma şartlarına, muvazaa ölçütlerine ve bunlara aykırılığın yaptırımına yer verilmiştir. 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin altıncı fıkrasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi; “bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişki” olarak tanımlanmıştır.
Aynı maddenin yedinci fıkrasında “Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez” kuralına yer verilmiştir.
4857 sayılı Kanun’un yukarıda belirtilen hükümleri ekonomik ve teknolojik gelişmelerin bir zorlaması olarak, işletmelere alt işverenlere iş gördürme imkânı tanırken, işçilerin korunması amacıyla önemli güvenceler ve sınırlamalar da içermekte, bu istihdam modelinin İş Hukukunda temel bir kural değil, bir istisna olarak değerlendirildiğini ortaya koymaktadır.
Buna göre asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçerliliği kanunda belirtilen unsurları taşımasına bağlıdır.
Maddenin yedinci fıkrasında asıl işveren-alt işveren ilişkisine ilişkin örnekleme yoluyla muvazaa kriterlerine yer verilmiş ve ilişkinin muvazaaya dayanması halinde alt işveren işçisinin başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem göreceği düzenlenmiştir.
Dosya içeriğine göre davalı ... Müdürlüğünün alt işverenlik sözleşmesinin 5584 Sayılı Posta Kanunu 10. maddesinde PTT İdaresinin postaların ayrım ve dağıtım işini ihale yoluyla 3. şahıslara gördürebileceği hükmü gereği muvazaalı olmadığı açıktır. Somut olayda kanuna uygun ve muvazaaya dayanmayan bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmaktadır. Bu nedenle mahkemece davalılar arasındaki ilişkinin muvazaaya dayandığı sonucuna varılmış olması doğru olmamıştır. Feshin geçersizliğinin tespitine ve davacının alt işveren....... Sayaç Okuma ve Mayın Tarama San ve Tic. Ltd. Şti. - ..... Taş. Elekt. San. Tic. Ve Paz. Ltd. Şti. Ortak girişimine işe iadesine, davacının kıdemi ve fesih nedeni dikkate alınarak davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında belirlenmesi gereken işe başlatmama tazminatı ve en çok 4 aylık boşta geçen süre ücreti ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine ve bu alacaklardan ve yargılama giderlerinden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarına karar verilmek gerekirken, muvazaa nedeniyle davacının asıl işvene iadesi ve alt işveren hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddi isabetli olmamıştır.
Ayrıca; davacı tarafça Tüzel kişiliği olmayan ..... Ortak Girişimi aleyhine dava açılması usule uygun olmayıp bozma nedeni sayılmışsa da ......Hiz. Yem. İnş. Pet. Nakl. Loj. Sayaç Okuma ve Mayın Tarama San ve Tic. Ltd. Şti. - ...... Ve Paz. Ltd. Şti. Vekili olarak müşterek temsile yetkili avukatın davaya cevap vermiş ve duruşmalara katılmış olması gözönünde bulundurularak usul ekonomisi nedeniyle Davalı olarak Karar başlığında ortak girişimi oluşturan şirketlerin ayrı ayrı yazılması Mahkemesince mümkün bulunduğundan bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
4857 sayılı İş Yasası'nın 20/3. maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının davalı alt işveren ............ Şti. - ..... Elekt. San. Tic. Ve Paz. Ltd. Şti. Ortak girişimi işyerine İŞE İADESİNE,
3-Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı ......Ortak girişimi şirketleri tarafından süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminatın davalıların müştereken ve müteselsilen birlikte sorumlu olmak kaydı ile miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4-Davacı işçinin işe iadesi için davalı alt işveren .... Ortak girişimi şirketleri işyerine süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5-Alınması gereken 25.20 TL harçtan, peşin alınan 24.30 TL harcın tenzili ile bakiye 0.90 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
6-Davacının yapmış olduğu 165.60 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.'ne göre 1.500,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
9-Kalan gider ve delil avansının ilgiliye iadesine,
10-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalı ... Müdürlüğüne iadesine, 09.07.2014 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi
Full & Egal Universal Law Academy