Mahkemesi : Bursa 4. İş Mahkemesi
Tarihi : 11/03/2014
Numarası : 2013/452-2014/116
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen 31.03.2014 tarihli ek kararın ve 11.03.2014 tarihli hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1- Davalının 31.03.2014 tarihli ek kararı temyizi yönünden;
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesine göre, iş mahkemesinden verilen kararlar tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde temyiz olunabilir. Bu süre içinde temyiz dilekçesinin hakime havale edildikten sonra temyiz defterine kaydının yaptırılması ve harcının yatırılması gerekir. 6100 Sayılı HMK geçici 3. Madde 1. Fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2'nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2. fıkrasına göre; Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Temyiz süresi içinde temyiz dilekçesi temyiz defterine kaydedilmiş, ancak harç yatırılmamış ise, harç ve temyiz giderlerinin yatırılması için ilgili tarafa HUMK’nun 434/3. maddesi gereği 7 günlük kesin süre verilmesi gerekir. 8 günlük süre içinde temyiz edilmeyen(HUMK.432/4), temyiz defterine kaydı yapılmayan(HUMK. 434/2) veya verilen kesin süre içinde temyiz harç ve gideri yatırılmayan(HUMK. 434/3) kararlar kesinleşmiş olur.
Somut olayda taraf vekillerine tefhim edilen hükme karşı davalı şirket vekilinin, mahkeme yazı işleri müdürünce havale edilen ve aynı tarihte temyiz defterine kaydedilen 14.03.2014 tarihli süre tutum dilekçesi verdiği; mahkemece 31.03.2014 tarihli ek kararla, temyiz harç ve masraflarının yasal süresi içerisinde yatırılmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verildiği; ek kararın gerekçeli karar ile birlikte 17.04.2014 tarihinde davalı vekiline tebliğ edildiği, davalı vekilince 24.04.2014 tarihinde ek kararın temyiz edildiği ve aynı gün harcının yatırıldığı anlaşılmakla; ek karara dair temyiz isteminin süresinde yapıldığı ve davalı vekilinin harcın tamamlanması veya yatırılması için kendilerine herhangi bir tebligat yapılmadığı iddiası yerinde görüldüğünden temyizin süresinde olduğunun kabulü ile, mahkemenin 31.03.2014 tarihli ek kararı bozularak ortadan kaldırılmalı ve davalının 11.03.2014 tarihli karara yönelik temyiz itirazları incelenmelidir.
2-Davalının 11.03.2014 tarihli kararı temyizi yönünden;
Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
3- Davacı, davalıya ait şirkette 16.03.2009 tarihinde tahsildar olarak çalışmaya başladığını, daha sonra ofis sorumlusu olarak iş akdinin feshedildiği 27.03.2013 tarihine kadar çalışmaya devam ettiğini, iş akdinin davalı tarafından haksız ve tek taraflı olarak feshedildiğini, fazla mesai yapmasına rağmen ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai ücret alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, Bursa ofis sorumlusu olarak görev yapması sebebiyle son üç aya ilişkin fazla mesai icmallerinin bizzat davacı tarafından hazırlandığını ve imzalandığını, davacının ücret bordrolarını da ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin imzalamış olup fazla mesai yaptığı zamanlarda karşılığının ücret bordrolarına yansıtılmak suretiyle ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda; davacının iş akdinin davalı tarafından haklı bir nedene dayanılmaksızın sona erdirildiği, davalının 4857 sayılı yasanın 25/II-h maddesi uyarınca haklı feshin şartlarının oluştuğunu ispatlayamadığı, davacının fazla mesai yapmasına rağmen buna ilişkin ödenmeyen ücret alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin haklı olarak ve süresinde feshedilip edilmediği; buna bağlı olarak da davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Davacının iş sözleşmesi, 15.03.2013 tarihli tutanak ve 26.03.2013 tarihli inceleme raporu sonrasında davalı işverence 27.03.2013 tarihinde feshedilmiştir. Her ne kadar mahkemece, davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 26. maddesinde düzenlenen 6 iş günlük hak düşürücü süre içerisinde feshedilmediği gerekçesiyle davacının kıdem ve ihbar tazminatı talebi kabul edilmiş ise de; dosya içeriğinden açıkça anlaşılacağı üzere, davalı işveren olayla ilgili inceleme yapmış ve feshe yetkili makam olayın tam mahiyetini 26.03.2013 tarihli rapor ile öğrenmiştir. Bu nedenle davalı işverenin yapmış olduğu fesih süresindedir. Ancak mahkemece, davacının eylemlerinin, İş Kanunu'nun 25/II maddesinde düzenlenen hallere girip girmediği, özellikle bankacılık ve güvenlik konularında uzman bilirkişilerce davacının görev tanımı, yaptığı iş ve eylemlerin birlikte değerlendirilerek İş Kanunu'nun 25/II kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeden, eksik araştırma ile karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemenin 31.03.2014 tarihli ek kararının bozulup kaldırılmasına, temyiz olunan 11.03.2014 tarihli kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 29/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy