Mahkemesi : Bolu İş Mahkemesi
Tarihi : 10/04/2014
Numarası : 2013/457-2014/173
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmaksızın feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine, işe iadesine ve işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın süresinde açılıp açılmadığın belirlenmesini ve davacının iş akdi verimsizliği nedeniyle feshedildiğinden feshin geçerli nedene dayandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının dava dilekçesinde feshin 30.09.2013 tarihinde yapıldığını bildirdiği, davanın 30.10.2013 tarihine kadar açılması gerektiğini ve davacının davasını 31.10.2013 tarihinde açtığından 1 aylık hak düşürücü sürede davasını açmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20.maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir.
İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikayet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır.
İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlar.
Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili dava dilekçesinde, 30.09.2013 tarihini fesih tarihi olarak belirtmiş ve temyiz dilekçesinde de bunun açılan seri davalar nedeniyle maddi hataya dayandığını ifade etmiştir. Gerçekten de davacı dava dilekçesinde sehven 20.09.2013 tarihini belirtmiş olmasına rağmen davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde ise feshin 03.10.2013 tarihinde yapıldığı ifade edilmiştir. Davacı 04.10.2013 tarih ve 11106 sayılı Bolu 6. Noterliği kanalıyla davalı şirkete gönderdiği ihtarnamede 03.10.2013 tarihinde iş akdinin sözlü olarak feshedildiğini belirterek Eylül 2013 ayı ve Ekim 2013 3 günlük maaşının ve işçilik alacaklarının tarafına ödenmesini istemiş ve ayrıca davalı hakkında aynı tarihte İşkur'a şikayette bulunmuştur. Dosyada bulunan İAB de ise davacının 03.10.2013 tarihinde işten ayrıldığı ve fesih kodunun 04 olduğu anlaşılmıştır. Işverence düzenlenen son bordronun Ekim 2013 ve 3 günlük olarak düzenlendiği ve işten çıkış tarihinin de 03.10.2013 tarihi olduğu belirlenmiştir. Bütün bu tespitler karşısında davacının iş akdinin fesih tarihinin 03.10.2013 tarihi olduğu ve 31.10.2013 tarihinde davanın açıldığı ve 1 aylık hak düşürücü sürenin henüz dolmadığı ve davanın süresinde açıldığı kabul edilmelidir. Davanın esasına girilip inceleme yapılması gerekirken davanın hak düşürü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle reddine dair verilen kararda isabet bulunmamaktadır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 09.07.2014 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy