Mahkemesi : Ankara 11. İş Mahkemesi
Tarihi : 29/11/2012
Numarası : 2009/475-2012/1024
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçi, davalıya ait işyerinde çalıştığını, 11. 12. 13. ve 14. dönem Toplu İş Sözleşmelerinin tarafı olan Türkiye Orman İşçileri Sendikası üyesi olduğunu 31.12.2004 tarihinde sona eren Toplu İş Sözleşmesinin ardından yeni bir sözleşme imzalanmadığını, anılan sözleşmelerde ücret artışı hükümlerinin ücretine tam yansıtılmadığını, 31.12.2004 tarihinden sonraki dönemde ise ücret artışının geç ve eksik uygulandığını beyanla, ücret, ilave tediye ve ikramiye fark alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı işveren, alacakların zamanaşımına uğradığını, toplu iş sözleşmelerine uygun olarak yevmiye tespitlerinin yapılarak ücretlerine yansıtıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, istek konusu dönemde eksik ödeme yapıldığının bilirkişi raporu ile belirlendiği gerekçesiyle davaya konu taleplerin kabulüne karar verilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi hesap raporunda kıdem terfi primi eklenmek suretiyle hesaplamaya gidildiği görülmektedir. İstek konusu dönemde yürürlükte olan Toplu İş Sözleşmelerinin tamamında kıdem terfii 33. maddede düzenlenmiştir. Maddenin başlığı “Daimi işçilerin Kıymetlendirme Fişlerine Dayalı Kıdem Terfii” olup, madde içeriğinden de sözü edilen terfi için daimi işçi olarak çalışılması gerektiği açıktır.
Toplu İş Sözleşmesinin 35. maddesinde sendika üyesi olan işçilerin üyeliğin sendikaya bildirilmesinden itibaren daimi işçiler gibi toplu iş sözleşmesinden yararlanacakları yönünde kurala yer verilmiş ise de sözü edilen hükmün, ücret artışı ile diğer sosyal hakları ilgilendirdiği kabul edilmelidir. Zira toplu iş sözleşmesinin 25. maddesinde daimi işçi ile mevsimlik işçi tanımları yapılmış ve 33. maddede kıdem terfi sadece daimi işçiler için öngörülmüştür. Mevsimlik işçinin üyeliğin bildirildiği andan itibaren toplu iş sözleşmesinin tüm hükümlerinden yararlanabileceği kabul edildiğinde, toplu iş sözleşmesinde öngörülen daimi işçi ile mevsimlik işçi arasındaki ayrımın nedeni ortadan kalkar. Zira 2822 sayılı Yasa gereği üyeliğin işverene bildirildiği tarihten itibaren toplu iş sözleşmesinden yararlanılacağından, daimi işçilerle mevsimlik işçilerin toplu iş sözleşmesinin tüm hükümlerinden yararlanması söze konu olur. Toplu iş sözleşmesinde açıkça daimi işçilerle mevsimlik işçilere ait tanıma yer verilmesi ve 33. maddede açıkça daimi işçilere kıdem terfii öngörülmesi sebebiyle düzenlemenin amaçsal yorumu yapıldığında mevsimlik işçilerin kıdem terfi haklarının olmadığı kabul edilmelidir. Toplu iş sözleşmesinin 35. maddesi hükmü, sendika üyesi olan mevsimlik işçilerin, sözleşmede açıkça daimi işçilere sağlanan haklar dışında kalan hükümleri bakımından sonuç doğurur.
Yapılan bu açıklamalara göre, davacı işçi yönünden mevsimlik statüde çalışılan dönem için kıdem terfi hesabı yapılmamalıdır. Başka bir anlatımla davacının henüz daimi kadroya alınmadığı, mevsimlik işçi olarak çalışılan 03.02.2001 öncesi dönem için kıdem terfi zammı hesabı ile yevmiye tespiti hatalıdır. Sözü edilen durum ileriye dönük olarak yevmiyeyi etkilediğinden zamanaşımına uğramayan dönem hesabını da ilgilendirmektedir.Bu yönlerden bilirkişiden denetime elverişli şekilde hesap raporu alınmalı ve rapor mahkemece değerlendirmeye tabi tutularak sonuca gidilmelidir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 31.12.2004 tarihinde süresi sona eren toplu iş sözleşmesinin ardından yenisinin imzalanmadığı dönemde ileriye dönük olarak uygulamaya konulan çerçeve protokolleri geriye yürütülerek hesaplama yapılmıştır. Davaya konu ücret, ilave tediye ve ikramiye farkları 01.01.2005- 01.08.2005 ve 01.01.2007- 01.08.2007 tarihleri arasında kalan dönem için çerçeve protokolleri uyarınca hesaplanmıştır.
Davacının üyesi bulunduğu sendikanın yetkisine dair sorunlar sebebiyle toplu iş sözleşmesinin imzalanmasının gecikmesine bağlı olarak işçilerin daha fazla mağdur olmaması için işverence idari nitelikte genelgeler çıkarılmış ve Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokollerinin ileriye dönük olarak uygulanmasına dair kararlar verilmiştir. Bu şekilde ilerde imzalanabilecek olan toplu iş sözleşmesi bakımından kazanılmış hak oluşturmamak üzere genelgelerde belirtilen tarihlerden itibaren Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokollerinin uygulanması yoluna gidilmiştir. Konu, temyize gelen aynı mahiyetteki dosyalar sebebiyle Dairemizce daha önce de incelenmiş ve çerçeve protokollerinin, işverence çıkarılan genelgelerde belirlendiği üzere ileriye dönük olarak uygulanması esası benimsenmiştir. Çerçeve Protokollerinin geriye yürütülmesi suretiyle hesaplama yapılması hatalıdır.
3-Mahkemece hüküm fıkrasında infazda tereddüt oluşturacak şekilde kabul edilen alacakların faiz başlangıçlarının açıkça gösterilmemesi, dava ve ıslahtan denmek suretiyle infaza elverişsiz şekilde karar verilmesi de hatalıdır. Ayrıca 31.12.2004 sonrasında doğan ve toplu iş sözleşmesine dayanamayan alacaklar bakımından en yüksek işletme kredisi faizine karar verilmesi de doğru değildir. Yukarıdaki bent uyarınca yapılacak inceleme sonucu fark alacakların belirlenmesi durumunda 31.12.2004 tarihinden sonra doğan ücret ve ikramiye alacakları bakımından 4857 sayılı İş Kanunu’nun 34. Maddesi gereği bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 30.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy