Mahkemesi : Antalya 3. İş Mahkemesi
Tarihi : 08/04/2014
Numarası : 2011/382-2014/161
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette servis şoförü olarak çalışmakta iken iş akdinin davalı işverence haklı bir neden bulunmaksızın feshedildiğini, ödenmeyen tazminat ve bir kısım işçilik alacaklarının tahsili amacıyla davalı aleyhinde Antalya 8. İcra Müdürlüğü'nün 2011/5807 sayılı takip dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalı şirketin itirazı üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamını ve %40'dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının kendisine verilen görevleri yerine getirmediğini, hizmet verdiği otel personeline karşı olumsuz davranışlarda bulunuduğunu ve müvekkili şirketin bu sebeple davacı hakkında sürekli şikayet aldığını, iş akdinin haklı nedenlerle bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedildiğini, davacının müvekkili şirketten herhangi bir alacağı da bulunmadığından yapılan icra takibinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davacı vekili, 06.03.2014 harç tarihli ıslah dilekçesi ile icra takibine konu ettiği kıdem tazminatı alacağını, bilirkişi raporunda hesaplanan miktar uyarınca ıslah etmiş; davalı vekili ise ıslah talebini kabul etmediklerini bildirmiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu ve bu rapor uyarınca davacı vekilinin ibraz ettiği ıslah dilekçesi doğrultusunda, itirazın kısmen iptali ile 1.504,89 TL net kıdem tazminatı, 1.498,39 TL net hafta tatili ücreti, 316,95 TL net ulusal bayram genel tatil ücreti ve 114,07 TL faiz alacağı, 2.097,75 TL net fazla çalışma ücreti üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
HMK'nun 176 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak yapılabilir. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Ancak, davacının peşin harç yanında başvuru harcını da yatırarak yeni bir talep de bulunması durumunda bunun bir ek dava olarak nitelendirilme hali olayımız dışındadır. Somut olayda dava tümden ıslah edilmediği gibi, ıslah harcı ile birlikte başvuru harcı yatırılmadığından dilekçenin bir ek dava dilekçesi olarak kabulü de mümkün değildir.
Dava itirazın iptali davası olarak açılmıştır. Mahkemece, ıslah yapıldığından 454,89 TL bakiye kıdem tazminatı alacağına da hükmedilmiştir. Dava itirazın iptali davası olarak açıldığından ve ıslah dilekçesi nispi harç yanında başvuru harcı yatırılmak suretiyle harçlandırılmadığından bu dilekçenin bir ek dava dilekçesi olarak kabulü de mümkün değildir. Islah ile eda davası açılamayacağından mahkemece, bakiye kıdem tazminatı alacağı hakkında dava açma hakkı saklı kalmak kaydıyla bu alacağa ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken ıslah ile istenen kıdem tazminatı alacağınada hükmedilmesi hatalı olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 16/10/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy