Mahkemesi : Mersin 2. İş Mahkemesi
Tarihi : 07/05/2013
Numarası : 2011/223-2013/304
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı iflas idaresi vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili müvekkilinin davalı kurum bünyesinde alt işveren işçisi olarak çalıştığını, davalı şirkette çalışırken aylık ücretlerinin ödenmediğini, bu nedenle Mersin 1.İcra Müdürlüğü'nün 2010/11984 sayılı takip dosyası ile icra takibine başlandığını, bu icra takibinin başlamasını müteakip davalı yanın bu takibe itiraz ettiğini bildirerek, haksız itirazın iptaline, takibin devamına ve %40'tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı, şirket hakkında iflas davası açıldığını bu nedenle davanın iflas davası sonucunu beklemesi gerektiğini savunmuştur.
Yargılama sırasında iflas idaresi davaya katılmamış , karardan sonra temyiz aşamasında yapılan geri çevirme kararı ile iflas idaresine kararın tebliği sağlanmıştır.
Mahkemece, Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/59 esas, 2012/51 karar ve 14/02/2012 tarihli iflas kararının bir örneğinin dosya arasına girdiği, davalı şirketin iflasına karar verildiği ancak İflas kararının kesinleşmediği ; davacının ödenmeyen 2.087,56 TL ücret alacağının bulunduğu ve alacağın likit olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve takibin bu miktar üzerinden kabulüne , icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.03.2007 tarih ve 2007/8-161 E., 2007/155 K. sayılı kararı ile de belirtildiği üzere adil yargılanma ve dinlenilme hakkının bir gereği olarak hakim, taraflara duruşmalarda hazır bulunmak, iddia ve savunmalarını bildirmek için imkan vermeli, tarafları usulüne uygun bir biçimde duruşmaya davet etmelidir. Fakat tarafların kendilerine tanınan bu imkana rağmen, duruşmaya gelmek zorunluluğu yoktur. Hukuk davalarında duruşmaya gelmemenin müeyyidesi, dava dosyasının işlemden kaldırılması veya yargılamanın gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilmesidir.
Dava ile ilgili olan kişilerin davaya ilişkin bir işlemi öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin muhataba bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın çıkarıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hukuksal dinlenme ve savunma hakkı kısıtlanmış olur.
AİHM'ye göre de iç hukuktaki duruşmada hazır bulunma hakkını kullanıp kullanmamaya karar verecek olan davanın bir tarafına, duruşmaya katılma imkanı verecek şekilde duruşmanın bildirilmemesi, silahlarda eşitlik ve çekişmeli yargılama ilkelerini özünden yoksun bırakır.
Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.
Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme -bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/ bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar.
Somut olayda, daha dava açılmadan, şirket hakkında Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/59 Esasında bir iflas davasının bulunduğu, hatta bu nedenle icra takibinin durdurulmasına bizzat icra müdürlüğü tarafından karar verildiği sabittir. Şirketin idaresinin iflas idaresine geçtiğinin başından beri belli olmasına rağmen iflas idaresi usulüne uygun olarak davaya dahil edilmeden sadece bilirkişi raporu tebliğ edilerek dosyanın karara bağlanması hatalıdır.
Bu nedenle yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında davalının hak arama özgürlüğü kapsamında savunma, usulüne uygun şekilde bilgilendirilme ve açıklama yapma hakkı ihlal edilerek gösterilen deliller toplanmaksızın ve varsa tanıklar dinlenmeksizin ya da dinlenmesine gerek görülmemesi halinde gerekçesi de belirtilmeksizin karar verilmesi yanında hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilmiştir.
Yapılacak iş; davalı tarafın tüm delilleri toplanarak çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Ayrıca, mahkemece verilen karar, sonuç itibariyle de hatalıdır. İ.İ.K'nun 194. maddesine göre acele haller müstesna olmak üzere iflasın açılması ile kural olarak müflisin taraf olduğu hukuk davaları durur ancak alacaklıların ikinci toplantısından on gün sonra devam olunabilir.
İflas idaresinin bu tür alacaklar hakkında kabul veya red şeklinde karar vermeden bu alacakları sıra cetvelinde “davalı” olarak göstermekle yetinmesi gerekmekte olup, alacağın reddi veya kabulüne dair karar ikinci alacaklılar toplantısında verilecektir.
Dava konusu alacağın iflas masasına kabulü veya reddi kararı ikinci alacaklılar toplantısında verileceğinden bu toplantıda alacağın iflas masasına kabulüne karar verilmesi halinde müflisin taraf olduğu hukuk davasının konusu kalmayacaktır.
Dosya kapsamından, Mahkemece davalı şirketin iflasının hangi aşamada olduğunun ve alacağın masaya kayıt edilip edilmediğinin araştırılmadığı, iflas idaresi vekilinin beyanları ve davacı temyizinden ikinci alacaklılar toplantısın yapılıp alacağın kesinleştirilmediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılacak iş; İflas Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ikinci alacaklılar toplantısının yapılıp yapılmadığını ve iddia konusu alacakların davacının iddia ettiği sıraya kaydedilip kaydedilmediğini araştırmak, eğer itiraz olunmayan sırasına kaydedilmişse davanın şimdiki gibi konusuz kaldığına karar vermek, aksi taktirde davayı esastan sonuçlandırarak alacağın varlığının tespiti halinde tahsil şeklinde değil mükerrer tahsilata yol açılmamak üzere alacakların masaya kaydına şeklinde hüküm oluşturmaktır.
Eksik araştırma ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 16.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy