(4857 S. K. m. 24)
Dava: Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, taraflarca süresi içinde temyiz edilmesi incelemenin Yargıtayca duruşmalı olarak yapılması davacı-karşı davalı vekili tarafından istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 16.09.2014 günü belirlenen saatte temyiz eden davacı-karşı davalı O. Y. vekili ve davalı-karşı davacı Ü... İnş.Ltd.Şti. vekili geldiler. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshi uyuşmazlık konusudur.
Davacı/Karşı davalı vekili, davalı işyerinde şantiye şefi olduğunu, iş sözleşmesinin alacaklarının ödenmemesi nedeniyle haklı olarak feshettiğini, kış dönemi hariç haftanın 7 günü çalıştığını çalışmasının günlük 12 saat olup haftanın 4-5 günü şantiyedeki işçilerin işi bırakmasından sonra tüm büro işlerini yapmak amacı ile gece 23.00-24.00 saatlerine kadar çalıştığını belirterek kıdem tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacağının tahsilini talep etmiş, karşı davanın ise reddini savunmuştur.
Davalı/Karşı davacı vekili ise, davacı işçinin iki dönem çalışması olduğunu, iki dönemin de istifa ile sonlandığını, istifa dilekçelerinde sebep belirtmeksizin işten ayrıldığını, üst düzey yönetici olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, karşı dava ile davacının ihbar önellerine uymaksızın istifa dilekçesi vererek işten ayrıldığından ihbar tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir.
Mahkemece, davacının her iki döneminin de istifa ile sonlandığını, davacının haklı bir neden olmadan ve ihbar öneline uymadan iş akdini feshettiğini, yıllık izin alacağı ile fazla çalışma alacağının bulunmadığını, hafta tatili ile genel tatil alacağının ise ispatlandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacıya ait hizmet cetveli incelendiğinde davalı işyerinde ilk olarak 30.07.2008-15.01.2009 tarihleri arasında çalışmıştır. Bu dönem çalışması işten ayrılış bildirgesinde "3" çıkış kodu (istifa) olarak gösterilmiştir.
Gerçekten de davacının 15.01.2009 tarihli istifa dilekçesi ile "şirketimiz bünyesinde ifa etmekte olduğum Bursa Karacabey Yolu Şantiye Şefliği görevinden 15.01.2009 tarihi itibariyle istifa etmiş bulunuyorum gereğini saygılarımla arz ederim" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Davacı 15.01.2009 tarihli istifa dilekçesi verdikten 8 gün sonra 23.01.2009 tarihinde 1110986 sicil nolu bir başka işyerinde çalışmaya başladığı da anlaşılmıştır.
Davacının ikinci dönem çalışması ise 20.05.2009- 26.08.2011 tarihleri arasında olup bu dönem de 26.08.2011 tarihinde verilen dilekçe ile "gördüğüm lüzum üzerine işimden 26.8.2011 tarihi itibariyle istifa ediyorum gereğini rica ederim" şeklinde verilen dilekçe ile sonlanmış, işten ayrılış bildirgesinde de tekrar "3" çıkış kodu gösterilmiştir.
Bu dilekçelere karşı davacı taraf, 26.08.2011 tarihindeki işten ayrılışın, davalı tarafından iddia ettiği gibi herhangi bir istifa dilekçesine bağlı olmayıp iş akdinin haklı nedenle feshine ilişkin ihtarname çekilmek suretiyle gerçekleştiğini beyan etmiştir.
Gerek toplanan deliller, gerek yukarıda belirtilen çalışma koşulları ve sona erme şekilleri ile gerekse tanık beyanlarından davacı/karşı davalının, istifa dilekçelerinin baskı ile alındığını, irade sakatlığının bulunduğunu ispat edemediği görülmüştür.
Ancak davacının ilk dönem dilekçesi ve hemen akabinde bir başka işyerinde çalışmaya başlaması nedeniyle bu dönemin davacının istifası ile sonlandığı kabul edilmelidir.
Bununla birlikte, davacının verdiği ikinci istifa dilekçesinden 1 ay kadar sonra keşide ettiği temerrüt ihtarında "iş aktini fazla çalışma ve diğer çalışmaların karşılığı ödenmediği için feshettiğini" belirttiğine göre ve dosya kapsamından davacının ödenmeyen hafta tatili ile genel tatil alacağı da bulunduğunun anlaşılması karşısında ikinci dönem çalışması yönünden davacı işçinin, iş aktini 4857 Sayılı Yasanın 24/2-e bendi uyarınca haklı nedene dayandığı anlaşılmıştır.
Dolayısıyla, kıdem tazminatı hesaplamasında davacının ilk dönem çalışması dışlanarak sadece ikinci dönem çalışma süresi belirlenip kıdem tazminatının bu süre üzerinden hesaplanması yanında davalı/karşı davacının ihbar tazminatı talebinin de reddi gerekmektedir.
Mahkemece bu yönler üzerinde durulmaksızın, her iki dönem çalışmasının istifa ile sonlandığının kabulü hatalı olmuştur.
3- Taraflar arasında hafta tatili alacağı da uyuşmazlık konusudur.
Dosyaya sunulan bir kısım tutanaklara göre davacının Nisan-Mayıs-Haziran-Temmuz ve Ağustos 2011 aylarında bir kısım günlerde şantiyede bulunmadığı belirtilmiş, yine bir kısım benzin alım fişleri suretleri sunulmuş olup davacının bu nedenle işyeri dışında bulunduğu savunulmuş olmasına karşın; söz konusu tutanaklar davacı/karşı davalı işçiye gösterilerek bu tutanak ve fişlere karşı beyanları alınıp davacının söz konusu tutanaklar uyarınca hafta tatiline denk gelen günlerde de davalı işyerinde işinin başında olup olmadığı, hafta tatillerinde işyerinde çalışıp çalışmadığı tereddütsüz olarak belirlenip hafta tatili alacağının da buna göre hesaplanıp hüküm altına alınması gerekirken mahkemece eksik inceleme ile kabulü de isabetsizdir.
4- Kabule göre ise hüküm altına alınan genel tatil alacağından hakkaniyet indirimi yapılmamıştır.
Tanık beyanlarına göre hesaplanıp hüküm altına alındığı anlaşılan genel tatil alacağından da hakkın özünü etkilemeyecek oranda hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken bundan zuhul ile karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davacı-karşı davalı yararına takdir olunan 1100,00 TL avukatlık ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, davalı-karşı davacı yararına takdir olunan 1100,00 TL avukatlık ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, 16.09.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy