Mahkemesi : Bartın 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Tarihi : 12/02/2013
Numarası : 2012/501-2013/30
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini,feshin kötü niyetli olduğunu, yıllık izinlerini kullanmadığını, fazla mesai yaptığını iddia ederek kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, iddialarının asılsız olduğunu savunmuş ve davanın reddini istemiştir.
Mahkemece istek hüküm altına alınmış, davalı vekilinin temyizi üzerine 9.Hukuk Dairesi'nin 02.07.2012 tarihli ilamı ile kararın gerekçesiz olması nedeni ile usulden sair temyiz itirazları incelenmeden bozulmuştur.
Mahkeme bozma kararına uymuş, aynen “Tüm dosya kapsamına göre; dinlenen tanıkların beyanları, yazı cevapları, sigorta sicil dosyası, işyeri dosyası, dava dilekçesi, alınan bilirkişi raporu, davacı vekilinin ıslah dilekçesi ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 02/07/2012 tarih, 2010/18199 Esas 2012/25328 Karar sayılı ilamı doğrultusunda davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” şeklinde yazılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu - 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
Öte yandan, 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda mahkeme yönünden o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine bozma kararında açıklanan hukuki esaslar çerçevesinde hüküm kurmak yükümlülüğü doğar.
Somut olayda, mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozmanın gerekleri yerine getirilmemiş, hükümde varılan sonuca nasıl ulaşıldığı, kıdem ve ihbar tazminatı ile kötü niyet tazminatının, diğer alacakların neden kabul edildiği gerekçelendirilmemiştir. Başka bir anlatımla mahkeme kararında yine gerekçe bulunmamaktadır.
Davaların uzamasına, gereksiz yere zaman ve para kaybına neden olunmasının hakimin hukuki sorumluluğunu gerektireceği unutulmamalıdır.
Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen bozmanın gereklerinin yerine getirilmemesi, Anayasanın 141.maddesine ve 6100 sayılı HKM hükümlerine riayet edilmemesi hatalı olmuştur.
O halde davalı vekilinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazı kabul edilmeli, karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, davalının yatırdığı temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 08.07.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy