Mahkemesi: Adana 5. İş Mahkemesi
Tarihi: 07/11/2013
Numarası: 2013/238-2013/837
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalam temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı vekili, iş sözleşmesinin davalı işverence haklı bir sebebe dayanmaksızın feshedildiğini ileri sürerek, bazı işçilik alacaklarının hüküm altına alımasını talep etmiştir.
Davalı vekili,davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak,1.6.2010 tarih ve 2009/841 – 2010/376 E-K sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş,bu kararın davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 21.1.2013 tarih ve 2010/38544 – 2013/1967 E-K sayılı ilamı ile sair temyiz itirazları reddedilerek yıllık izin ücreti bakımından "...Somut olayda; 11 yıldan daha fazla süredir davalı iş yerinde çalışan davacı, dava dilekçesinde yıllık izinlerinin eksik verildiğini belirterek yıllık ücretli izin isteğinde bulunmuştur.
Davacı tanıkları da alt işveren uygun gördüğünde yıllık izinlerini kullandıklarını ifade etmişlerdir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davacının 11 yıllık ücretli izin alacağı hesaplanmış, mahkemece de kabulüne karar verilmiştir.
Davacıya dava dilekçesi ve hangi yılların izinlerinin, ne kadar eksik verildiği açıklattırılmadan, talebi aşar şekilde hüküm kurulması istekle bağlılık kuralına aykırıdır...” gerekçesiyle bozma kararı verilmiş,Mahkemece yeniden yapılan yargılamada bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davanın yıllık izin ücretine hak kazanıp kazanmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Bozma ilamı öncesi yapılan ilk yargılamada alınan 11.3.2010 havale tarihli bilirkişi raporunda davacının 142 gün yıllık izin hakkı bulunduğu tespiti ile 2663,46 TL yıllık izin ücreti hesabı yapılmıştır. Bu rapora karşı davacı taraf itiraz ileri sürmemiş ve söz konusu rapora göre dava ıslah edilmiştir.Yargıtay bozma ilamı sonrası davacı vekilinin davacının çalışma süresi içerisinde toplam 17 gün yıllık izin kullandığına dair beyanından sonra Mahkemece bilirkişiden ek rapor alınmıştır. Bilirkişinin 18.7.2013 havale tarihli raporunda davacının yasal düzenlemelere göre 180 gün yıllık izin hakkının doğacağı bu süreden davacı vekilinin beyanına göre kullanılan 17 günlük izin süresinin mahsubu sonrası davacının 163 gün yıllık izin hakkı bulunduğu değerlendirlerek yapılan hesaplamada davacının 3051,93 TL yıllık izin ücretine hak kazanacağı mütalaa edilmiştir. Mahkemece bu rapora dayanılarak yine ilk kararda olduğu üzere 2.663,46 TL yıllık izin ücreti hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda özetlenen süreç nazara alındığında bozma kararı öncesi alınan bilirkişi raporunda davacının 142 gün yıllık izin hakkı bulunduğu belirtilmiş ve bu rapora davacı tarafça itiraz edilmemiştir.Davacı tarafça ilk kararın temyizi de söz konusu değildir.Şu halde 11.3.2010 havale tarihli bilirkişi raporunda belirlenen izin süresi davalı taraf bakımından usuli kazanılmış hak oluşturmuştur. Bozma sonrası söz konusu 142 gün üzerinden davacı taraf beyanına göre davacının kullandığı yıllık izin süresi 17 gün düşülerek 125 gün üzerinden yıllık izin ücreti hesaplanması gerekirken usuli kazanılmış hakkı gözetmeksizin düzenlenen bilirkişi ek raporuna göre hüküm kurulması hatalıdır.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, 13/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.