Mahkemesi : Bursa 4. İş Mahkemesi
Tarihi : 10/04/2014
Numarası : 2013/153-2014/221
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalam temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı vekili,açtıkları işe iade davasının davacı işçi lehine sonuçlanması üzerine yasal süresi içerisinde işe başlamak amacıyla işverne başvuruda bulıunmalarına karşın davacının tekrar işe başlatılmadığını ileri sürerek, kıdem,ihbar ve işe başlatmama tazminatları ile boşta geçen süre ücreti alacaklarının hüküm altına alımasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının işe başvurusunun samimi olmadığını bu nedenle dava konusu alacaklara hak kazanmayacağını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında, kıdem tazminatının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Gerek İş Kanununda, gerekse Borçlar Kanununda, kıdem tazminatı için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir.
Uygulama ve öğretide kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına ilişkin davalar, hakkın doğumundan itibaren, Borçlar Kanununun 125. maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımına tabi tutulmuştur. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu’nun 146 ıncı maddesinde de genel zamanaşımı 10 yıl olarak belirlenmiştir.
1475 sayılı Yasanın 14/2 maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır.Ancak zamanaşımı definin ileri sürülmesi halinde, önceki çalışma sonrasında on yıllık zamanaşımı süresi dolmuşsa önceki hizmet bakımından kıdem tazminatı hesaplanması mümkün olmaz.
Somut olayda davacının davalıya ait işyerinde 1.12.1998-30.7.2001 ve 3.5.2006-3.6.2010 tarihlerinde iki dönem halinde çalıştığı anlaşılmaktadır. Dava tarihi 15.2.2013 tarihi olup davalı taraf cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunmuştur.Şu halde yukarıda yapılan tespitler ışığında davacının davalıya ait işyerinde çalıştığı 1.12.1998-30.7.2001 tarihindeki çalışmasına dair kıdem tazminatı talebi zamanaşımına uğramıştır.Sz konusu dönemi de dahil etmek suretiyle kıdem tazminatının hesaplandığı bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulması hatalıdır.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 20/06/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy