Mahkemesi : Adana 4. İş Mahkemesi
Tarihi : 03/04/2014
Numarası : 2011/109-2014/242
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davacının 09/05/2009-09/07/2010 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile ulusal bayram genel tatil ve fazla çalışma alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun da kural olarak haftalık çalışma esası benimsenmiştir. Kanunun 41. maddesine göre “Fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık kırkbeş saati aşan çalışmalardır. 63'üncü madde hükmüne göre denkleştirme esasının uygulandığı hallerde, işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile bazı haftalarda toplam kırkbeş saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz”. 63. maddeye göre ise “Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır. Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde onbir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir. Bu halde, iki aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz. Denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile dört aya kadar artırılabilir” şeklinde kurala yer verilmiştir.
Ancak 4857 sayılı İş Kanunu ve kanuna ilişkin Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışmaya İlişkin Yönetmelik ile haftalık çalışma esasının istisnalarına da yer vermiştir. Yönetmelikte,
a)Günlük çalışma süresinin onbir saatten fazla olamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğinden, tespit edilen fazla sürelerin denkleştirmeye tabi tutulmaması, onbir saati aşan çalışmalar için zamlı ücret ödenmesini gerektirir.
b)İş Kanununun 63'üncü maddesinin son fıkrası uyarınca sağlık kuralları bakımından günde ancak 7,5 saat ve daha az çalışılması gereken işlerde, bu süreyi aşan çalışmalar fazla mesai ücreti ödenmesini gerektirir.
c)Maden ocakları, kablo döşemesi, kanalizasyon, tünel inşaatı gibi işlerin yer ve su altında yapılanlarında, günlük çalışma esası vardır.
d)En önemlisi ise gece çalışmalarında getirilen sınırlamadır. Kanunun 69/3 maddesi uyarınca “işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez”. Kanunda belirtilen bu süre günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın bir sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa dahi, günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir, hükümleri mevcuttur.
Somut olayda, davacı dava dilekçesinde vardiyalı 12 saat çalıştığını iddia etmiştir. Davacı tanıklarından M.. Y.., vardiyalı çalıştıklarını, sabah 08:00'de işyerine gelen kişinin mağazayı düzenlediğini, 09:00'da iş başı yapıldığını, 17:00'de çıkıldığını, diğer vardiyanın ise 13:00 ile 22:00-23:00 arası olduğunu beyan etmiştir. Davacının diğer tanığı R.. B.. ise davacının sabah 08:30'da çalışmaya başladığını, akşam mesainin 17:00'de bitmesi gerekirken gece 24:00'e kadar çalıştığını beyan etmiştir. Davalı tanığı A.. D.. ise iki vardiya halinde 09.00-17.00 ile 13.00-21.00 saatleri arasında, hafta tatilini kullanan yerine diğer arkadaşının 09.00-21.00 arasında çalışır saatleri arasında çalıştığını beyan etmiştir. Mahkemece davacının günde 12 saat çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılmış ise de, davacı iddiası ve davacı tanıklarının beyanlarının birbiri ile uyumsuz olduğu ve işyerindeki çalışma gün ve saatleri konusunda kanaat oluşturmaktan uzak bulunduğu, fazla çalışmanın anılan tanık beyanları ile ispatlanamadığı dikkate alınmaksızın alacağın kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
3-Davacının ulusal bayram ve genel tatil alacağı kısmen kabul edilmesine rağmen davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmemesi de hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 20/10/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy