Mahkemesi: Hatay İş Mahkemesi(Müstemir Yetkili)
Tarihi: 05/02/2014
Numarası: 2011/428-2014/42
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1- Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacının hizmet süresi taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Davacıya ait hizmet cetveli incelendiğinde 15.02.1995-26.07.2001 tarihleri arasında 1...1 sicil nolu Dr.İ. E.. unvanlı işyerinde, 27.07.2001-11.01.2011 tarihleri arasında ise davalı işyerinde çalıştığı görülmektedir.
Mahkemece, her iki çalışma arasındaki kısa süre ve işyeri sahipleri kriterleri göz önüne alarak çalışmanın bir bütün olduğu belirtilerek dava konusu alacaklar hüküm altına alınmıştır.
Ancak davacının hizmet süresine dahil edilen dava dışı Dr.İ.E..işyeri ile davalı şirket arasında ne tür bir ilişki olduğu hususu tereddüte yer vermeyecek şekilde araştırılıp açıklığa kavuşturulmamıştır. Öncelikle bu hususun araştırılarak her iki işveren arasında organik bağ veya işyeri devri olup olmadığının tespit edilip sonucuna göre hizmet süresinin birleştirilip birleştirilemeyeceği değerlendirilerek hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi hatalı olmuştur.
3- İş sözleşmesinin feshi taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Davacı, 2008 tarihinden itibaren işten tazminatsız olarak çıkarmak amacıyla yapması gereken işler hariç her türlü temizlik, yemek ve hasta bakımı dahil yaptırılmak suretiyle istifa ettirilmek istendiğini, bu konuda kendisinden önce istifa yazısı, ardından savunma alınmak istendiğini, istifa etmeyince o tarihten bu yana her türlü sözlü hakarete ve baskıya uğradığını, en son da kendisine hakaret edilerek işine son verildiğini iddia etmiştir.
Davalı, davacının işe başlamasından itibaren yapacağı işlerin amirlerince defalarca sözlü olarak kendisine bildirildiğini, ancak davacının bu uyarılara hiçbir zaman riayet etmediğini, 30.10.2008 tarihli uyarı yazısından da anlaşılacağı üzere davacının amirlerine saygısız davranması ve görevini yerine getirmemesi nedeniyle davacının uyarıldığını, bu çerçevede 04.11.2008 tarihli savunma yazısında tarafına belirtilen suçlamaların asıl nedeninin iş alanının tam olarak belli olmamasından kaynaklandığını belirtse de aynı tarihli uyarı yazısında davacının işyerindeki görevinin tanımlandığını, davacının tüm uyarılara rağmen amirlerine saygısızlık yapmaya ve görevini yerine getirmemeye devam ettiğini, 11.01.2011 tarihli tutanak ile anlaşıldığı üzere davacının amirlerine saygısızlık yaparak, görevini yerine getirmediği, mutfak ve yemekhanenin yeterince hijyen olmadığı konularında uyarıldığını, davacının ise bu uyarılara karşılık " siz gidin kendi işinize bakın, size hesap vermek zorunda değilim, benden bu kadar beğenirseniz, bıktım, sende başımı şişirdin, geldiğinden beri konuşuyorsun, beğenirsen beğenmiyorsan işten çıkar" şeklinde bağırarak işletme sahibi ve müdürünün oturduğu masaya doğru sandalyeleri vurduğunu, devamla da " istediklerinizi yapmayacağım beğermiyorsanız işten çıkarın" şeklinde kaba davranışlarına devam ettiğini, bunun üzerine de 4857 sayılı İş Kanununun 25/2-b-h maddeleri uyarınca iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı tanığının somut bilgi vermediği, uzun bir kıdeme sahip işçinin makul bir gerekçe olmaksızın iş akdini sonlandıracağının beklenemeyeceği, davalının ileri sürdüğü konuların yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı işveren tarafından yapılan fesih işleminin haksız olduğu belirtilerek sonuca gidilmiştir.
Davacı işçi hakkında ilk tutanak 30.10.2008 tarihli olup davacının daha önce uyarılmasına rağmen aynı tutuma devam ettiği ve amirlerine karşı saygısız hareketler yaptığı tespit edildiği belirtilmiş, işini titizlikle yaptığını, suçlamanın asıl nedeninin ise iş alanının tam olarak belirli olmamasından kaynaklandığını, yapabileceği işin belirlenebilir olması halinde herhangi bir olumsuzluğun yaşanmayacağı ve belirlenen işini eksiksiz yapacağını beyan etmiştir. Davacıya savunması sonrasında ihtar cezası verilmiştir.
Davacı hakkındaki ikinci tutanak ise davacının 06.01.2011 tarihinde sorumlu olduğu işleri daha sistemli, düzgün ve hijyenik yapması için uyarılmasına rağmen 10.01.2011 tarihinde yapılan incelemede işini eksik yaptığı, amirlerini dinlemediği, mutfak ve yemekhanenin yeteri kadar hijyen olmadığı, personelin sürekli şikayet ettiğini, verilen talimatlara uymadığı sürekli ifade edilmesine rağmen düzeltme yoluna gitmediği,uyarılması üzerine de işletme sahibi ve şirket müdürünün oturduğu masaya doğru sandalyeleri vurduğunu, 11.01.2011 tarihinde davacının sebep olduğu 10.01.2011 tarihindeki tartışmaya sebep olan işler incelendiğinde yine yapılmadığı görülmesi üzerine uyarılma ihtiyacı doğduğu, davacının özür dilemesi beklenirken " istediklerinizi yapmayacağım, beğenmiyorsanız işten çıkarın" şeklinde terbiye sınırını aşan tahrik edici söz ve davranışlarda bulunması üzerine işine son verildiği belirtilmiştir.
Dinlenen davacı tanıklarının feshe ilişkin görgüye dayalı bilgileri bulunmamaktadır.
Davalı tanığı R. Y.., feshe ilişkin görgüye dayalı bilgisi olmadığı gibi davacının davranışlarına ilişkin beyanlarının somut nitelikte olmadığı anlaşılmıştır.
Davalı tanığı Emine Şen, yemekhanede sigara içmesi nedeniyle tatsızlık olduğunu, hastane müdürünün yemekhanede sigara içilmesi konusunda bir bölümde geçerli olmak üzere izin verdiğini, o gün sigara içerken davacının geldiğini ve hastane müdürü ile tartıştığını, davacının sesini yükselterek müdüre masa ve sandalye devirmeye çalıştığını, daha sonra savunması alınarak iş akdinin sonlandırıldığını beyan etmiştir.
Davalı tanığı M. E.. ise, olay günü yemekhanede iki hemşirenin sigara içtiğini, davacının müdüre, " senin yüzünden oluyor, hemşirelere fazla yüzveriyorsun" dediğini ve müdürle tartıştıklarını, bunun üzerine davacının " bana çok yükleniyorsunuz" dediğini, müdürün üzerine sandalye ve masayı devirmeye çalıştığını, daha sonra da iş aktinin sonlandırıldığını beyan etmiştir.
Feshe ilişkin dosyada bulunan yukarıdaki delil durumu karşısında davacının davalı işyerindeki uzun kıdemi de birlikte değerlendirildiğinde, feshin haklı ya da haksız olup olmadığının tereddütsüz belirlenmesi gerekmektedir.
Bu nedenle dosyaya sunulan bila tarihli ancak 06.01.2011,10.01.2011 ve 11.01.2011 tarihinde meydana geldiği belirtilen ve netice olarak fesihle sonuçlanan aşamaları içeren tutanak altında imzası bulunan Emine Geyik ve Zekiye Bozkurt'un da tutanak mümzii olarak mahkemece resen çağrılarak feshe konu hususlar ile ilgili somut ve denetlenebilir beyanları alındıktan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı ya da haksız feshedilip edilmediği belirlenmelidir.
O halde mahkemece, eksik inceleme ile fesih hususu yeterince değerlendirilmeden hüküm kurulması hatalı olmuştur.
4- Kabule göre ise, davalı işveren tarafından ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı defii ileri sürülmüştür.
Açılan dava kısmi dava olup davalının ıslaha karşı süresinde ileri sürdüğü zamanaşımı defii gözetilmeksizin fazla çalışma alacağının hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 25.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy