Mahkemesi : Serik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Tarihi : 21/03/2014
Numarası : 2012/763-2014/263
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, davalı işyerinde güvenlik görevlisi olarak işe başladığını, en son olarak da vardiya amiri görevini ifa ederken iş sözleşmesine haksız olarak son verildiğini belirterek kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatı ile manevi tazminat ve hafta tatili alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili ise davacının davalı işyerinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, iyerinde güvenlik kamera kayıtları incelemesi sırasında ana bina katlarının birinde 1 ( bir ) saate yakın bir sürede davacının oyalanması ve görevini ihmal etmesi, bu şekilde şirketin ve müşterilerinin güvenliğini tehlikeye sokması, ayrıca bu süre zarfında bir bayan misafir ile kameranın görmediği bir alana geçerek 35 dakika boyunca birlikte olduğunun tespit edilmesi ve bu süre zarfında bayan müşteri ile ne yaptığının da makul ve mantıklı bir açıklamasını alınan yazılı savunmasında da yapamadığından iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanununun 25/2-e-h bentleri uyarınca haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iş sözleşmesi davalı işveren tarafından haklı nedenle feshedilmişse de iddiaları ispatlar herhangi bir delil sunulmadığı, davacının verilen görevleri yerine getirdiği, işi aksatması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, işverenin güvenini kötüye kullanan bir davranışının da olmadığı, bu hali ile davalının yapmış olduğu feshin haksız olduğu anlaşılmakla kıdem ve ihbar tazminatının kabulüne, diğer taleplerin ise reddine karar verilmiştir.
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır.
İşçinin eleştiri sınırları içinde kalan söz ve davranışları ise, işverene haklı fesih imkânı vermez.
4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinin (h) alt bendinde, işçinin hatırlatıldığı halde görevlerini yapmamakta ısrar etmesi durumunda işverenin haklı fesih imkânının bulunduğu hükme bağlanmıştır.
İş görme edimi işçi tarafından işverenin verdiği talimatlara uygun olarak yerine getirilmelidir. İşverenin talimatlarının, bireysel ya da toplu iş sözleşmesi ile getirilebilecek sınırlamalar ile işçinin eğitimi, yeteneği ve takati gibi hususlara aykırılık oluşturmamalıdır.
1475 sayılı Yasada işçinin hatırlatıldığı halde görevlerini yapmaması haklı fesih nedeni olarak sayılmış ve işçinin bu anlık durumu yeterli görülmüşken, 4857 sayılı Yasa ile işçinin “görevi yapmamakta ısrar etmesi” kuralı getirilmiştir. Bu noktada işverenin hatırlatmasının ardından sadece bir kez görevi yapmama yeterli sayılmamalıdır. İşçinin görevi yapmama eylemi hatırlatmanın ardından devamlılık arz etmelidir.
İşveren tarafından fesih öncesinde, işçinin yapmakla yükümlü olduğu görevleri hatırlatılmalıdır. Bu hatırlatmanın sözlü ya da yazılı biçimde yapılması mümkündür. Bu konuda ispat yükü de işverendedir.
İşçinin görev tanımının, bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde açıkça öngörülmüş olması işverenin hatırlatma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
İşçiye yapılacak hatırlatmada/uyarıda, işçiye yapması istenen görev açık biçimde bildirilmeli ve işin tamamlanmasına yetecek bir süre öngörülmelidir. Bildirimde, görevin hatırlatılması yeterlidir. Görevin gereklerinin yerine getirilmemesi durumunda iş sözleşmesinin feshedileceği hususunun ayrıca bildirilmesi gerekmez. Ancak, işveren tarafından işçiye bu yönde bir bildirim yapılmış ise, işçinin yeni bir eylemi gerçekleşmedikçe, önceki eylemlerine dayanılarak iş akdi feshedilemez.
İşçinin, verilen görevin bir kısmını yapmış olması halinde, bu davranışının nedenleri üzerinde durulmalı ve işverenin haklı fesih imkânının olup olmadığı, gerekirse uzman bilirkişilerce değerlendirilmelidir.
Çalışma koşullarında işçi aleyhine değişiklik niteliğinde olan görevlendirmelerin, 4857 sayılı Yasanın 22 nci maddesi uyarınca işçiyi bağlamayacağı açıktır. Bu kapsamda bir görevin yerine getirilmemiş olması işverene haklı fesih imkânı vermez.
Somut olayda davacı, alınan savunmasında otel müşterisi ile asansörün önünde denk geldiğini, müşterinin biraz alkollü olduğunu, iyi akşamlar dediğini, kendisinin de iyi akşamlar dediğini, böylece muhabbete başladıklarını, otelden konuştuklarını, kendisinin yolu kapatmamak için asansörün önündeki boş alana çekildiğini, müşteriyi odasına kadar götürdüğünü, kendisinin de yangın merdiveninden indiğini, art niyetinin olmadığını beyan etmiştir.
Davacının iş sözleşmesi, savunması alındıktan sonra güvenlik kamera kayıtlarının incelenmesi neticesinde ana bina katlarının birinde 1 ( bir ) saate yakın bir sürede oyalanması ve görevini ihmal etmesi, bu şekilde şirketin ve müşterilerinin güvenliğini tehlikeye sokması, ayrıca bu süre zarfında bir bayan misafir ile kameranın görmediği bir alana geçerek 35 dakika boyunca birlikte olduğunun tespit edilmesi, bu süre zarfında bayan müşteri ile ne yaptığının da makul bir açıklamasının alınan yazılı savunmasında verememesi nedeniyle iş sözleşmesinin 4857 sayılı Yasanın 25/2-e-h bentleri uyarınca feshedildiği bildirilmiştir.
İş sözleşmesinin feshinden hemen sonra davacı, 10.10.2012 ve 06.11.2012 tarihlerinde Bölge Çalışma Müdürlüğü'ne verdiği dilekçelerde de savunmasına benzer şekilde beyanda bulunmuş olup yapılan inceleme neticesinde Antalya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün 20.11.2012 tarihli yazısı ile davacının şikayet konularının idari yönden çözülemediği, bireysel alacakları için istemesi halinde yargıya başvurabileceği belirtilmiştir.
Dinlenen davacı tanıklarından A. A.. ile H.K.., fesihten önce davalı işyerinden ayrılmış olduğundan feshe ilişkin bilgisinin olmadığını; M. T.. ise, iş sözleşmesinin feshinden 1 gün önce kendi iş sözleşmesinin askıya alındığını ve davacının iş sözleşmesinin neden feshedildiğini bilmediğini beyan etmişlerdir.
Dinlenen davalı tanıklarından M. Ü.. davalı savunması gibi beyanda bulunmuştur. Diğer D.. T.., davacının iki yabancı turist kadınla otele geldiğini, kadın turistlerin sarhoş olduklarını, yemek yediklerini, davacının da kahve içtiğini beyan ettikten sonra turistlerin odalarına çıktıklarını davacının da onları takip etmiş ve bu kadınlardan birinin odasına girmiş olduğu kameralardan tespit edildiğini, kendisinin içecek müdürü olan diğer tanığa gece davacının yanında iki turist kadınla geldiğini sonra davacının onları takip ederek odasına girdiğini söylediğini, içecek müdürünün de durumu genel müdüre söylediğini sonrasında da kamera kayıtlarının incelendiğini ve davacının işten çıkarıldığını beyan etmiştir. İçecek müdürü olan diğer tanık da, tanık Necati'nin beyanlarını doğrular nitelikte beyanda bulunmuştur.
Hükme esas alınan avukat bilirkişi raporunda, davalının dosyaya sunduğu CD ortamında sunulan kamera kayıtlarının uzmanlık alanı dışında olması nedeniyle fesih gerekçesi kapsamında incelenmesinin mümkün olmadığı açıkça belirtilmiştir.
Bu delil durumu,feshe konu eylemler nedeniyle feshin haklı ya da haksız olup olmadığının tespitine yeterli değildir.
Özellikle mahkeme tarafından davalının sunduğu CD, resen incelenmediği gibi uzman bir bilirkişi aracılığı ile de tetkik edilmemiş olup feshin haklılığının tespiti yönünde önemli bir delilin inceleme dışı bırakıldığı da görülmüştür.
Hal böyle olunca mahkemece, davalı işveren tarafından yapılan feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığının tereddütsüz belirlenebilmesi için, feshe ilişkin tanık beyanları ve tüm dosya içeriği ile birlikte davalı tarafından sunulan CD'ye aktarılmış kamera kayıtlarının da uzman bilirkişi aracılığı ile incelenerek sonucuna göre davalı işveren feshinin haklı olup olmadığı belirlenip kıdem ve ihbar tazminatının buna göre hüküm altına alınması olmalıdır.
O halde, mahkemece eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 25/09/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy