Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı davalı işçinin işyerinde kalite kontrol sorumlusu ve satış pazarlama departman görevlisi olarak 08.09.2012 tarihinden geçerli 2 yıl süreli belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışmaya başladığını, haksız feshe muhatap olan tarafa 10.000.-TL tazminat ödemesinin kabul ve taahhüt edildiğini, davacının iş akdini haksız feshetmesi sebebiyle söz konusu tazminatın ihtara rağmen ödenmediğini ileri sürerek 10.000,00 TL cezai şartın ödenmesine, ihtarname tebliğ tarihinden itibaren üç gün sonrası olan 16/08/2013 tarihinden başlamak üzere faize hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece dava konusu işin devamlılığı olan bir iş olması sebebiyle niteliğinden kaynaklı süreli bir iş olduğunun ileri sürülemeyeceği, bu nedenle taraflar arasında yapılan akdin belirli süreli değil belirsiz süreli olarak kabulünün gerektiği, belirsiz süreli akitlerde cezai şart tazminatı söz konusu olmayacağından davacının cezai şart tazminat talebinin akdi dayanağının bulunmadığı ayrıca davalının çevre mühendisi olup işyerinde kalite kontrol sorumlusu ve satış departman görevlisi olarak çalıştığını, bu vasıfta bir kimsenin günümüz koşullarında asgari ücretle çalışmayacağından ve tanık beyanlarından da davalının işyerinde asgari ücretle çalışmadığı anlaşılmakla birlikte davalının sigorta primleri asgari ücret üzerinden ödendiğinden bu husus 5510 sayılı Yasa açısından davalının hak kaybına yol açması sebebiyle diğer bir ifadeyle yasaya aykırı prim ödenmesi sebebiyle iş akdinin haklı feshine neden olabilecek ve eylemli olarak buna dayalı fesih halinde sözleşme belirli süreli kabul edilmiş olsa dahi haklı fesih sebebinde cezai şart tazminatı yükümlülüğü doğmayacağından davanın reddine karar verilmiştir.
Cezai şartın konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
İş sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şartın koşullarının oluşup oluşmadığı ve indirim hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Cezai şart öğretide, mevcut borcun ifa edilmemesi veya eksik ifası halinde ödenmesi gereken mali değeri haiz ayrı bir edim olarak tanımlanmıştır.
Cezai şart uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanununun 158–161'inci maddeleri arasında düzenlenmiş olup, İş Kanunlarında konuya dair bir hükme yer verilmemiştir. İş hukuku açısından Borçlar Kanunun sözü edilen hükümlerini uygulamakla birlikte, Dairemizce bazı yönlerden İş hukukuna özgü çözümler üretilmiştir. İş hukukunda “İşçi Yararına Yorum İlkesi”nin bir sonucu olarak sadece işçi aleyhine yükümlülük öngören cezai şart hükümleri geçersiz sayılmış ve bu yönde yerleşmiş içtihatlar öğretide de benimsenmiştir.
Cezai şartın işçi ve işveren hakkında ve iki taraflı olarak düzenlenmesi gereği, işçi aleyhine kararlaştırılan cezai şartın işveren aleyhine kararlaştırılandan daha fazla olmaması sonucunu da ortaya koymaktadır. Başka bir anlatımla işçi aleyhine olarak belirlenen cezai şartın, koşulları ve ceza miktarı bakımından işverenin sorumluluğunu aşması düşünülemez. İki taraflı cezai şartta işçi aleyhine bir eşitsizlik durumunda, cezai şart hükmü tümden geçersiz olmamakla birlikte, işçinin yükümlülüğü işverenin sorumlu olduğu miktarı ve halleri aşamaz.
Gerek belirli gerekse belirsiz iş sözleşmelerinde, cezai şart içeren hükümler, karşılıklılık prensibinin bulunması halinde kural olarak geçerlidir. Ancak, sözleşmenin süresinden önce feshi koşuluna bağlı cezai şartın geçerli olabilmesi için, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin belirli süreli olması zorunludur. Asgari süreli iş sözleşmelerine de aynı şekilde hükümler konulması mümkündür.
Borçlar Kanununun 161'inci maddesine göre, taraflar cezanın miktarını seçmekte serbesttirler. Buna göre belirli süreli iş sözleşmesinin kalan süresine ait ücretlerinin ya da bunun katlarının ödenmesi gerektiği yönünde ceza miktarı belirlenmesi mümkündür. Böyle bir cezai şart hükmü, Borçlar Kanunun 325'inci maddesine göre talep konusu yapılabilecek olan sözleşmenin kalan süresine ait ücret isteğinden farklıdır. Bu durum, konuya dair yasal düzenlemenin tekrarı mahiyetinde de değildir. Gerçekten tarafların iradesi özel biçimde cezai şart düzenlemesi yönünde ortaya çıkmış olmakla, iradeye değer verilmeli ve cezai şart hükümlerine göre çözüme gidilmelidir. İşçinin bakiye süre ücreti ölçüt alınarak kararlaştırılmış olan cezai şarttan başka, sözleşmenin kalan süresine ait ücretlerin de Borçlar Kanununun 325'inci maddesine göre talep edilip edilemeyeceği sorununa değinmek gerekir ki, koşulların varlığı halinde sözleşmenin kalan süresine ait ücretlerin ayrıca talep edilebileceği kabul edilmelidir. Gerçekten, Borçlar Kanununun 158/II maddesine göre, borcun belli zaman ve yerde ifa edilmemesi hali için cezai şart kararlaştırılmışsa, alacaklı hem ifa hem de cezai şartı talep edebilecektir.
Borçlar Kanunun 161/son maddesinde ise, fahiş cezai şartın hâkim tarafından tenkis edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. İş hukuku uygulamasında işçi aleyhine cezai şart düzenlemeleri bakımından konunun önemi bir kat daha artmaktadır. Şart ve ceza arasındaki ilişki gözetilerek, işçinin iktisadi açıdan mahvına neden olmayacak çözümlere gidilmelidir. İşçinin belli bir süre çalışması şartına bağlanan cezalardan, sözleşme kapsamında çalışılan ve çalışması gereken sürelere göre oran kurularak indirime gidilmelidir.
Somut olayda taraflar arasında yapılan sözleşme asgari süreli belirsiz süreli iş akdidir. Davalı istifa dilekçesinde görevinden 24/07/2013 tarihi itibariyle istifa ettiğini ve istifasının kabulünü, şirkette çalıştığı sürenin kariyeri ve profesyonel gelişimi açısından verimli ve faydalı olduğunu, teşekkür etmek istediğini belirtmiş olup iş akdinin feshi sırasında işyerindeki çalışma şartlarına ya da fesih nedenine ilişkin herhangi bir neden bildirmemiştir. Davalının eğitimi ve görevi itibariyle değerlendirildiğinde beyanları kendisini bağlayıcı niteliktedir. Davalı iş akdini istifa etmek suretiyle haklı bir nedene dayanmaksızın feshettiğinden davacı şirketin cezai şart alacağını talep hakkı bulunmaktadır. Davalının çalışma süresi ve bakiye süre oranlanarak davacı şirketin cezai şart alacağı talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 03/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy