Mahkemesi:İş Mahkemesi
Dava Türü: İşe iade
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasındaki işe iade davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibariyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, davalı işverence iş sözleşmesinin geçerli neden olmaksızın feshedildiğini, feshin asıl nedeninin sendikal faaliyetler olduğunu belirterek feshin geçersizliğinin tespitine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacının tutum ve davranışları dikkate alınarak feshin haklı nedenle yapıldığını, sendikal neden iddialarının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının davalı işyerinde çalıştığı süre boyunca birden ziyade kusurlu hareketi nedeniyle tutanak tutulduğu ve savunmasının alındığı, iş akdinin fesihinden yaklaşık iki yıl öncesi tarihte ağır kınama cezası verildiği, bu disiplin cezasından sonra iş akdinin fesih tarihine kadar kusurlu bir hareketinin olmadığı, savunmasının alınmasını gerektiren bir fiilinin bulunmadığı, disiplin cezası verilmediğini dosyada yer alan tutanaklar ve savunmalar incelendiğinde, davacının yaptığı görevi ile ilgili meydana gelen aksaklıklar nedeni ile işine son verildiğini hakkında düzenlenen tutanaklar ile davacı savunması birden ziyade disiplin cezası uygulanması ve cezaların görevine dair olması birlikte değerlendirildiğinde davacının iş akdinin feshi haklı nedenle değilse de geçerli nedenle yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının temyizi üzerine Dairemizce 12.11.2014 tarih ve 2014/13646 E-2014/20745 K sayılı kararı ile, “...Somut olayda davacının 4 yılı aşkın süreyle davalı işverenliğe ait işyerlerinde araç muayene tesnisyeni olarak çalıştığı, tabi oldukları İstasyon Personel ve Disiplin Yönetmeliği bulunduğu davacıya 03.10.2009 tarihinde uyarı, 15.04.2010 tarihinde kınama, 30.10.2010 tarihinde ağır kınama cezası verildiği, 06.12.2012 tarihinde gün içerisinde yaptığı işlemlere dair tutanak tutularak davacının savunmasının alındığı ve davacının yazılı savunmasına itibar edilmeyerek ve önceki disiplin cezaları da belirtilerek 10.12.2012 tarihinde görevden çıkartma cezası verildiği anlaşılmıştır. Personel Yönetmeliğinde 5.12.3 Disiplin Cezalarının Tanımları ve Sonuçları başlığı altında Yazılı Uyarı cezasının terfi etmeyi veya işveren tarafından tanınacak herhangi bir haktan yararlanmayı engellemeyeceği, Kınama cezasının ise 1 yıl süre ile terfi etmeyi engelleyeceği, Ağır Kınama cezasının da terfi etmeyi 2 yıl süre ile durduracağı ve ayrıca işverence tanınacak haklardan (ikramiye prim ücret zammı gibi ) yararlanmayı işveren yönetimi tarafından belirlenecek süre ve oranda engelleyeceği düzenlemesi yapılmıştır. Davacıya son olarak verilen ceza ağır kınama cezası olup 30.10.2010 tarihinde verilmiştir. Davacının 2 yıl süre ile disiplin cezasını gerektirir eylemde bulunmadığı mahkeme kararında da hüküm altına alınmıştır. İşverence davacının 06.12.2012 tarihinde muayene proseslerinin eksik yapılması ve muayene evrağına yanıltıcı bilgiler yazılması konulu kamera kontrolleri neticesi düzenlenen tutanağın ve 06.12.2012 tarihine ait kamera kayıtları ve iş emirlerinin ve muayene sonuçlarının getirtilerek kamera kayıtlarının ve dosya kapsamının teknik bilirkişi marifetiyle incelenerek davacının eylemlerinin haklı-geçerli fesih yapılacak nitelikte görevin ağır ihmaline dayanıp dayanmadığı, davacının savunmasıyla birlikte değerlendirildiğinde göreviyle ilgili mevzat ve prosedürlere aykırılık teşkil edip etmeyeceği hususunun açık ve net bir biçimde tespit edilmesi gerekmektedir.
Ayrıca davacı feshin sendikal nedene dayandığını iddia etmesine rağmen bu konuda yeterli araştırma da yapılmadığı anlaşıldığından sendikal örgütlenmenin ne zaman başladığı, sendikaya üye işçi sayısı, yetki prosedürünün işletilip işletilmediği, aşamalarda sendika üyeliğinden istifa eden veya işten çıkartılan işçiler olup olmadığı, üyelikten istifa edenlerin halen işyerinde çalıştırılmaya devam edip etmediği, işverence yeni işçi alınıp alınmadığı ve yeni alınan işçilerden sendika üyesi olanların mevcut olup olmadığı, yetki alınmışsa itiraz edilip edilmediği ve TİS bağıtlanıp bağıtlanmadığı hususlarında ayrıca davacı tarafın 05.11.2013 günlü duruşmada başka davalar da olduğunu beyan ettiği, bu dava dosyalarının da getirtilip fesih sebepleri ve feshin sendikal nedene dayanıp dayanmadığının etraflıca araştırılması gerekmektedir...” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyularak feshin geçersiz olduğu, sendikal nedenle yapıldığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Öncelikle belirtilmelidir ki; 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça vurgulandığı üzere;
Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, mahkeme yönünden; bozma kararında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, kararda açıklanan hukuki esaslar çerçevesinde hüküm kurmak yükümlülüğü doğar. Bu hukuki aşama “usulü kazanılmış hak” olarak adlandırılır. Bu hukuki kurum mahkemeye; hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esaslar ve yerine getirilmesi istenilen hususlar kapsamında, yargılama usulünün, davanın sürüncemede kalmaması ve en az maliyetle bir an önce bitirilmesi amacına yönelik “usûl ekonomisi ilkesi” çerçevesindeki hükümleri ışığında, uyulan bozma kararı gereğinin yerine, tam olarak getirilmemesi gerekçesiyle ikinci kez “BOZULMASINA” sebebiyet vermeyecek şekilde, özenle işlem yapmak ve hüküm kurmak zorunluluğunu getirir.
Uzun yıllardan beri Yargıtay'ın kökleşmiş, sapma göstermeyen uygulamaları ve öğretide benimsenen usulü kazanılmış hak müessesesi, usul hukukunun dayandığı vazgeçilmez ana temellerinden biridir.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda verilen ret kararının davacı temyizi üzerine fesih ve sendikal neden yönünden araştırmaya yönelik olarak bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Mahkemece bozmaya uyulmasına ve Dairemiz bozma ilamında açıkça nasıl araştırma yapılması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece yalnızca davacı vekilinin beyan dilekçesi ve ekinde ibraz edilen bir kısım belgeler değerlendirilip başkaca araştırma yapılmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
Yapılması gereken bozma ilamında belirtilen şekilde belirtilen hususlarda araştırma yapılarak sonucuna göre karar vermek olmalıdır.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 10.11.2015 gününde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.