Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : İşe iade
Taraflar arasındaki işe iade davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibariyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği görüşüldü;
Davacı, işyerindeki diğer yazılım uzmanına yazılım desteği sağlamadığı, işini yapmadığından bahisle İK 25/II-h maddesi uyarınca iş akdinin feshedildiğini, haklı ya da geçerli nedenle feshe sebep olabilecek herhangi bir davranışının bulunmadığını, ... uzmanı olarak işe alınmasına rağmen görevi dışında işler verildiğini belirterek feshin geçersizliğinin tespitine, işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacının iş sözleşmesinin, kendisine defaten hatırlatıldığı halde görevini yerine getirmemesi sebebi ile haklı nedenle fesih edildiğini, buna rağmen yazılı savunmasının da alındığını, davacının geçerli bir açıklama yapmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacıya bir başka işveren çalışanı olan ...’ye ... AFS uygulamasını öğreteceğinin 2013 yılının 51. Haftasında bildirildiği halde (görevlendirme) davacının bunu yapmadığının tespit edildiği, 03/02/2014 tarihindeki performans değerlendirme toplantısında davacının ilk kez uyarıldığı, akabinde kendisine yeniden görev hatırlatılması yapılmadan iş akdinin sonlandırıldığı, davacının sadece ... uzmanı olarak işe alınmadığı, işverenin aradığı şartlar arasında davacıyı başka projelerde de değerlendirebileceğinin belirtildiği, davacının da bu kapsamda bunu bilerek işe başladığı, her ne kadar davacının bu eylemi haklı fesih nedeni oluşturmasa da geçerli fesih nedeni oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin haklı ya da geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanununun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene haklı fesih imkânı tanımaktadır. İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi de sözü edilen maddenin 2. Fıkrasının (h) bendinde düzenlenmiştir.
4857 Sayılı İş Kanunu’nun 18.maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebileceği düzenlenmiştir. Söz konusu geçerli sebepler İş Kanunu’nun 25.maddesinde belirtilen derhal fesih için öngörülen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işçinin ve işyerinin normal yürüyüşünü olumsuz etkileyen hallerdir.
İşçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan sebepler ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde fesih için geçerli sebep olabilirler. İş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli sebeplere dayandığı kabul edilmelidir.
Dosya içeriğine göre somut olayda, davacının görev tanımı taraflar arasında ihtilaflı olup; davacı SAP uzmanı olduğunu, davalı ise davacının yazılım uzmanı olduğunu iddia etmektedir. Bu bağlamda; davalı, davacının çalıştığı bilgi işlem departmanında başlatılan esneklik ve yedekleme çalışmaları kapsamında SAP ile alakalı işleri, bir diğer işyeri çalışanı ...’ye öğretmesinin davacının görevleri arasında olduğunu ileri sürmekte, davacı ise bu işin yazılım işi olduğunu, kendisinin SAP uzmanı olarak işe alındığını ve yapması istenilen işin görev tanımına uymadığını, görevi dışında olduğunu iddia etmektedir. Her ne kadar, davalı taraf ve tanıkları davacının bu hususta görevlendirildiğini beyan etmekte iseler de, dosya kapsamında yazılı bir görevlendirme ya da savunulan şekilde işyerinde esneklik ve yedekleme çalışmaları yapıldığına ilişkin bir şirket kararına rastlanmamıştır. Sadece, 03.02.2014 tarihli performans değerlendirme formunda “davacıya SAP ile alakalı işleri ...’YE öğretmesi, kendisinin de ..., ... ve ... den ... ile order transfer süreçlerini öğrenip destek vermesinin hatırlatıldığı, ancak, davacının ısrarla bu işleri yapmak istemediğini söylemesi üzerine performans değerlendirme görüşmesinin sonlandırılmak zorunda kalındığı” yazılı olup; belgenin imzasız olduğu, altında ismi geçen işyeri çalışanlarının duruşmada tanık olarak dinlendiği, tanık ...’nün performans değerlendirme toplantısı içeriğini doğruladığı, davacının SAP eğitimi vermeyeceğini, kendisinin de DMS eğitimi almayacağını beyan etmesi üzerine tutanak tuttuklarını beyan ettiği görülmektedir.
Mahkemece, bilgi işlem uzmanı ve hukukçudan oluşan bilirkişi heyetinden rapor alındığı, rapora itibarla SAP ile alakalı işleri, bir diğer işyeri çalışanı ...’ye öğretmesinin davacının görevleri arasında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak, gerek taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinde gerekse dosya içerisinde bulunan SAP uzmanlığı ve yazılım uzmanlığı işçi alımı ilanlarında başka işçilere eğitim verdirileceği konusu düzenlenmemiştir. Bu nedenle, davacıya yapması hatırlatılan iş; görevi ve görev tanımı dışında bir iştir. Davacının bu işi yapmaması, İK 25/II-h maddesindeki hatırlatıldığı halde görevini yapmamak tanımına uymadığı gibi geçerli bir fesih nedeni de oluşturmaz. Zira, bu durumun işyerinde olumsuzluklara yol açtığı da davalı işverence ispatlanamamıştır. Bu nedenlerle, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3-Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4-Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5- Davacı tarafından peşin yatırılan 25,20 TL harcın alınması gerekli 27,70 TL harçtan mahsubu ile eksik 2,50 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına
6-Davacının yapmış olduğu Yargıtay’a geliş-dönüş dahil toplam 201,95 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’e göre 1500,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8- Artan gider avansının ilgilisine iadesine
9-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davacıya iadesine, 02/12/2015 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy