Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi süresi içinde davalı vekili tarafından istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 27.10.2015 Salı günü belirlenen saatte temyiz eden davalı ... vekili Av.... geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü:
Davacılar vekili, davacının işe girerken verdiği teminat senedinin işten ayrılırken davalı tarafından kendisine iade edilmeyerek icra takibine konulduğunu, müvekkilleri tarafından davalıya böyle bir borçlarının olmadığının ispatlanması için dava açıldığını ve ... 2. İş Mahkemesi'nin 2010/32 Esas ve 2011/310 Karar sayılı kararı ile müvekkillerinin adı geçen senede ilişkin borçlu olmadıklarının tespit edildiğini bildirerek, icra takibi nedeniyle uğradıkları manevi zararın tahsilini talep etmiştir.
Davalı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece menfi tespit davası sırasında davalının hala haciz ve tahsil yönünde açık gayretlerinin bulunduğu, verilen ve kesinleşmiş karara göre bedelsiz senedin tahsiline çalışıldığı, açıklanan şekliyle davacıların manevi olarak zarara uğradıkları gerekçesiyle manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar davalı tarafından yapılan takibe karşı ... 2. İş Mahkemesi'nin 2010/32 Esas ve 2011/310 Karar sayılı dosyasında menfi tespit ve kötüniyet tazminatı talebinde bulunmuşlardır. Mahkemece senedin teminat senedi olduğu kabul edilerek borçlu olmadıklarının tespitine %40 kötüniyet tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiştir. Mahkemece verilen kararın davalı tarafından temyizi üzerine dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2012/30763 Esas, 2014/23589 Karar ve 08/07/2014 tarihli ilamıyla onanarak kesinleşmiştir.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu 72/5.maddesine göre borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde kırkından aşağı olamaz. Bu maddede öngörülen tazminat haksız ve kötüniyetli icra takiplerine özgü özel bir tazminat niteliğindedir. Mahkemece kötüniyet tazminatının reddine karar verilmiş ancak bu karar sadece davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacının kötüniyet tazminatını temyiz etmemesi haksız ve kötüniyetli takip yapılmadığının kabulü niteliğinde olup kesinleşen bu karar sonrasında haksız fiil adı altında manevi tazminat talebi istemesine de engeldir. Mahkemece davacıların kararı temyiz etmedikleri dikkate alınmadan, davalının yasal icra takibini yargılama aşamasında devam ettirdiği gerekçesiyle manevi tazminat talebinin kabulüne karar vermesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının manevi tazminatın miktarına yönelik temyiz itirazının incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davalı taraf yararına takdir olunan 1.100,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 27.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.