Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi süresi içinde davalı vekili tarafından istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 08.12.2015 Salı günü belirlenen saatte temyiz eden davalı... İnş.Mim.Turz. Paz. San. Tic. Ltd. Şti. vekili Av.... geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davacının davalı işverene ait büyükbaş hayvan çiftliğinde 06.03.2012-28.04.2014 tarihleri arasında asgari ücretle çalışıyormuş gibi gösterilmesine rağmen son olarak 1.200,00 TL ücretle çalıştığını, maaşlarının düzenli olarak ödenmemesi, sigorta bildirimlerinin gereği gibi yapılmaması nedeniyle işi bırakmak zorunda kaldığını, son 10 aylık maaşını alamadığını, günün 24 saati davalıya ait çiftlikte kalmasına ve çalışmasına rağmen fazla çalışma ücreti ödenmediğini, genel hafta tatillerinde de çalıştığını, yıllık izinlerinin düzenli olarak kullandırılmadığını, ücretinin de ödenmediğini, .... ödemelerini de düzgün alamadığını, haklı nedenle ayrılmasına rağmen kıdem tazminatının da ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, hafta tatili, milli bayram ve genel tatil çalışma ücretleri ile aylık ücret ve .... alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının davalı işyerinde 2012/Mart tarihinde çalışmaya başladığını, 28.04.2014 tarihinde çıkışının yapıldığını, davalı şirkete ait çiftlikte hayvanlara bakmak için işçi olarak çalıştığını, sigorta primlerinin yatırıldığını, ücretlerinin ödendiğini, davacının 23.01.2014-12.02.2014 tarihleri arasında rapor alıp daha sonra çiftliğin bulunduğu köyde bir kahvaltı mekanında çalışmaya başladığını, 23.01.2014 tarihinden sonra çalışmak için işyerine gelmediğini, davacının devamsızlığı nedeniyle işverenin haklı fesih imkanı olmasına rağmen iyiniyetli davranarak işe geleceği düşüncesiyle iş akdinin feshedilmediğini, sigorta primlerinin yatırıldığını, işe gelmeyince 28.04.2014 tarihinde sigorta çıkışının yapıldığını, davacının haklı fesih iddiası ve dilekçe beyanlarının haksız ve kötüniyetli olduğunu, davacı çok az büyükbaş hayvanın bakımı ile ilgilendiğinden fazla çalışma yapmasının söz konusu olmadığını, yıllık izin, tatil ücreti ve fazla mesai taleplerinin yerinde olmadığını, mahkemenin görevli olmadığını, zira işin tarım işi olup İş kanunu kapsamı dışında kaldığını beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı inşaat ve çiftlik işlerinde birlikte çalıştırıldığı, ağırlıklı olarak inşaat işinde çalıştığı, davacının talepleri İş Kanunu hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1 inci maddesi uyarınca, İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir.
İş Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, 50'den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz. İşçi tarım ve orman işlerinin yapıldığı bir işyerinde çalışıyor ise, bu işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlığın iş mahkemesi yerine görevli hukuk mahkemesine çözümlenmesi gerekir.
Ancak, tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerinde 50 dahil daha az işçi bulunmasına rağmen, işyerinde sendika örgütlenmesi sonucu Toplu İş Sözleşmesi bağıtlanmış ise, üye sendika üyesi işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlığın 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununun 66 ncı maddesi uyarınca iş mahkemesinde görülmesi gerekir.
Bunun dışında 4857 sayılı İş Kanununun 4 üncü maddesinde tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde çalışanların kanun kapsamına girmeyeceği açıklandıktan sonra aynı madde de ayrık durumlara yer verilmiştir.
Buna göre;
Tarım sanatları ile tarım aletleri, makine ve parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işlerde,
Tarım işlerinde yapılan yapı işlerinde,
Halkın faydalanmasına açık park ve bahçelerde,
Bir işyerinin eklentisi durumundaki bahçe işlerinde, çalışanların, İş Kanunu kapsamında olacakları belirtilmiştir.
Sonuç olarak tarım ve orman işletmelerindeki bitki ve hayvan üretimi, bakım ve yetiştirmesi dışında kalan işler İş Kanununa tabidir.
Diğer taraftan işçi tarım işinde çalışırken, bu iş dışında tarım işi sayılmayan ek bir görevde çalışabilir (bekçilik, şoförlük vb.). Bu durumda, yaptığı işler arasında hangisinin baskın olduğu açıklığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre görevli mahkeme belirlenmelidir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 23.05.1960 gün ve 11-10 ile 10.05.1974 gün ve 3-44 sayılı kararları uyarınca, özellikle iş hukukunda istisnaî hükmün genişletilerek değil, dar yorumlanması gerekir. İşçiler yararına getirilen düzenlemelerin yine işçiler yararına yorumlanması asıldır.
Somut olayda, davacı vekili davalının davalıya ait büyükbaş hayvan çiftliğinde çalıştığını iddia etmiştir. Dinlenen davacı ve davalı tanıkları da davacının davalıya ait çiftlikte hayvanlara baktığını beyan etmişlerdir. Davacının inşaat işleri yaptığına dair iddia ve bu iddiayı destekleyen tanık anlatımı dahil delil bulunmamaktadır. İşyerinde 50 (elli)'den fazla işçinin çalıştığı da iddia ve ispat edilmiş değildir. Hal böyle olunca 4857 sayılı İş Kanunu'nun 4/I-b bendi uyarınca dava İş Mahkemesinin görev alanı dışında kalmaktadır. Davanın genel mahkemelerde görülmesi gerekir. Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın esası hakkında karar verilmesi hatalı olmuştur.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davalı taraf yararına takdir olunan 1.100,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 08/12/2015 gününde oybirliği ile karar verildi.