YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, çalıştığı süre boyunca haftanın 6 günü çalıştığını ve 1 gününde gece müdürü sıfatı ile ekstra mesai yaptığını, (2009 yılından itibaren) bu nöbetin sabah 08.00 ile gece 02:00 saatleri arasında devam ettiğini, nöbetin ertesi gününde saat 11.00'de işbaşı yaparak saat 17:30'a kadar çalıştığını, nöbette olduğu gün 18 saat çalışma yaptığını, 6 günün 3 gününde sabah 08.00 akşam 22.00 saatleri arasında çalıştığını, diğer 2 gününde 08:00-17:30 saatleri arası mesai yaptığını, haftalık toplam çalışma süresi hesaplandığında yaklaşık 66,5 saat çalışması olduğunu iddia ederek fazla mesai ücreti alacağını talep etmiştir.
Davalı, davacının günde 7,5 saatten fazla çalışmadığını, gün içinde 1 saat yemek molası ve günde iki kez 15 dakikalık ihtiyaç molasının bulunduğunu, puantaj kayıtları incelendiğinde fazla çalışma alacağı bulunmadığının görüldüğünü, davacının gece müdürlüğü yapmadığını, zaten gece nöbeti olduğunu iddia ettikleri durumun, otelde olağanüstü bir durum olduğu takdirde yılda bir veya iki kez arızi olarak gerçekleştiğini, nöbete kalacak kişinin öğleden sonra saat 15;00'de dinlenmeye çekilerek saat 18;00 de tekrar göreve başladığı, bu arada yemek molası da verdiğini, nöbetçinin gece saat 23;00'de kendisine tahsis edilen odaya çekildiğini, ertesi gün saat 12;00'de tekrar mesaisine başladığını beyanla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca takdiri indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak şekilde bir indirime gidilmemelidir
Somut olayda; davacı, haftanın 6 günü çalıştığını, haftanın 1 gününde 2009 yılından itibaren gece müdürü sıfatı ile ekstra mesai yaptığını, bu nöbetin sabah 08.00 ile gece 02:00 saatleri arasında devam ettiğini, nöbetin ertesi gününde saat 11.00'de işbaşı yaparak saat 17:30'a kadar çalıştığını, nöbette olduğu gün 18 saat çalışma yaptığını, 6 günün 3 gününde sabah 08.00 akşam 22.00 saatleri arasında çalıştığını, diğer 2 gününde 08:00-17:30 saatleri arası mesai yaptığını, haftalık toplam çalışma süresi hesaplandığında yaklaşık 66,5 saat çalıştığını ancak fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini iddia etmiş, davalı ise puantaj kayıtlarına göre davacının fazla mesai yapmadığını savunmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında davacı tanıklarının beyanlarına göre davacının 2009 yılı öncesi haftanın 3 günü 08:00-17:00 saatleri arasında 1 saat ara dinlenmesi ile, diğer 3 günü ise 08:00-21:00 saatleri arasında 1,5 saat ara dinlenmesi ile çalışarak haftada 13,5 saat fazla mesai yaptığının, 2009 yılı sonrası haftanın 2 günü 09:00-17:00 saatleri arası, diğer 3 günü 09:00-21:00 saatleri arası mesai yapması ve ayrıca nöbet tutulan 14 saat olmak üzere haftada 15,5 saat fazla çalışma yaptığının kabulü ile hesaplama yapılmıştır. Ancak beyanları hesaplamaya esas alınan davacı tanıklarından ... ve ... davalı işyerinde sadece 2011 yılında çalışmış, diğer tanık ... ise davacının tüm hizmet süresinde davalı işyerinde çalışmış ancak davacının fazla mesai yaptığına dair beyanda bulunamamıştır. Bu durumda davacı tanıklarının beyanlarına göre sadece tanıkların davacı ile birlikte çalıştıkları süre yönünden fazla çalışma süresinin hesaplanabileceği anlaşılmıştır. Yapılacak iş, davacı tanıkları ... ve ...’ın kayıtlarına göre çalışma süreleri tam olarak belirlenerek bu süreler kadar davacının haftada 15,5 saat fazla çalışma yaptığının kabul edilmesi, bu süre dışında kalan dönem için de davalı tanığı ...’ın beyanına göre davacının haftanın 6 günü 08:30-17:30 saatleri arasında 1 saat yemek molası vererek haftalık 3 saat fazla mesai yapmak suretiyle çalıştığının kabul edilerek fazla mesai ücreti alacağı hesaplanmasıdır. Yanılgılı değerlendirme ile tüm çalışma süresinin davacı tanıklarının beyanlarına göre hesaplanması hatalı olup bozma nedeni yapılmıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 14/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy