Mahkemesi :İş Mahkemesi(Müstemir Yetkili)
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı şirket nezdinde 15/01/1996-30/09/2007 tarihleri arasında kesintisiz sigortalı şoför olarak çalıştığını, ancak sigorta süresinin eksik gösterildiğini, davalı işverenlik nezdinde çalıştığının tespitine yönelik Mahkememiz 2011/554 Esas sayılı dosyası ile tespit ve tazminat davası açıldığını ancak dosyaların daha sonra tefrik edilerek bu dava dosyasının alacak davası olarak devam ettiğini beyan ederek kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatı ile resmi ve dini bayram tatili ve yıllık izin ücreti alacağının davalı işverenlikten tahsilini talep etmiştir.
Davalı davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkide kötüniyet tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Belirsiz süreli iş sözleşmesinin taraflarca ihbar öneli tanınmak suretiyle ya da ihbar tazminatı ödenerek her zaman feshi mümkün ise de, bu hakkın da her hak gibi Medenî Kanunun 2 nci maddesi uyarınca dürüstlük ve objektif iyiniyet kurallarına uygun biçimde kullanılması gerekir. Aksi takdirde fesih hakkının kötüye kullanılmış olduğundan söz edilir.
Fesih hakkını kötüye kullanan işveren, 4857 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesi uyarınca, bildirim sürelerine ait ücretin üç katı tutarında tazminat ödemek zorundadır. Bahsi geçen tazminata uygulamada kötüniyet tazminatı denilmektedir.
Kötüniyet tazminatına hak kazanma koşulları ve tazminat miktarının hesaplanması açısından, 4857 sayılı Yasada önemli değişiklikler öngörülmüştür. Yasanın 17 nci maddesinin altıncı fıkrasının açık hükmü gereğince, iş güvencesi kapsamında olan işçiler yönünden kötüniyet tazminatına hak kazanılması mümkün değildir.
1475 sayılı Yasada, “işçinin sendikaya üye olması, şikâyete başvurması” gibi sebepler ileri sürülerek iş sözleşmesinin sonlandırılması, kötüniyetin varlığı açısından örnekseme biçiminde sayıldığı halde, 4857 sayılı Yasada genel anlamda fesih hakkının kötüye kullanılmasından söz edilmiştir. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, işçinin işvereni şikâyet etmesi, aleyhine dava açması veya tanıklık yapması nedenlerine bağlı fesihlerin kötüniyete dayandığı kabul edilmelidir.
Tazminat miktarının belirlenmesi de Yasa ile açıklığa kavuşturulmuş, “kötüniyet tazminatının” ihbar önellerine ait ücretin üç katı tutarında olacağı belirtilmiş ve ayrıca ihbar tazminatının da ödeneceği hüküm altına alınmıştır.
Yasanın 17 nci maddesinin son fıkrasındaki düzenleme kötüniyet tazminatını da kapsamakta olup, bu tazminatın hesabında da işçiye ücreti dışında sağlanmış para veya para ile ölçülebilir menfaatler dikkate alınmalıdır
Davacı dava dilekçesinde iş akdinin haksız ve kötüniyetli olarak feshedildiğini belirterek kötüniyet tazminatı talep etmiştir.
Davalı ise davacının iş akdinin iş yerindeki nakliye araçlarının satılması nedeniyle feshedildiğini davacıya kıdem ihbar tazminatı ödendiğini, kötüniyet tazminatının koşullarının oluşmadığını savunmuştur.
Yargılama sırasında dinlenen davacı tanıklarından ... işverenin kendisini çıkarttığını, davacıyla telefonla görüştüğü için bunu öğrendiğini beyan etmiş, davalı tanıklarından... 2007 yılında şirket araçlarını sattığı için davacının işsiz kalmış olduğunu, diğer davalı tanığı .... o tarihte şirketin birçok aracı olduğunu, bunları dönem dönem sattıklarını, davacının kullandığı araç da satılmış olduğu için iş sözleşmesinin sona erdiğini diğer tanığı .... ise tüm tırların davalı firmaya ait olduğunu, bunların bir kısmının satılması üzerine, davacının da tırı satılmış olduğundan işinin sonlandığını beyan etmişlerdir.
Mahkemece davalının davacının iş akdini haklı ve geçerli bir nedenle sona erdirdiği iddiasını ispatlar nitelikte dosyaya herhangi bir belge ibraz etmediği, davalı şirketin nakliye araçlarının büyük kısmını satması nedeniyle şoför ihtiyacı kalmamasından dolayı davacının iş akdini sonlandırmak yerine başka bir yola başvurmadan doğrudan iş akdine son vermesi iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağından davacının kötüniyet tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece davalı işverence yapılan feshin haklı nedene dayanmadığının kabulü isabetli ise de tüm dosya kapsamından davalı işverenin Medenî Kanunun 2 nci maddesi uyarınca dürüstlük ve objektif iyiniyet kurallarına açıkça aykırı bir eyleminin bulunduğunun ispatlanamadığı, bunun yanında yapılan her haksız feshin kötüniyet tazminatını gerektirmeyeceği hususu da gözetildiğinde kötüniyet tazminatı şartlarının oluşmadığının anlaşıldığından mahkemece bu talebin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 15.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy