Mahkemesi :İş Mahkemesi
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı, ... Büyükşehir Belediyesi'nin ulaşım şirketi olan ...'ın işlettiği belediye otobüslerinde 01.05.2011-15.01.2015 tarihleri arasında otobüs şoförü olarak çalıştığını, davalı ...'ın şoför alım hizmetini taşerona vermesinin hizmet alımı olmadığını işçi temini olduğunu, müvekkilinin işe girdiği ilk günden itibaren davalı ...'ın asıl işçisi olduğunu, müvekkilinin iş akdinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek işe iadesi ile mali sonuçlarına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı taraflar davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, mahkemece davanın kabulü ile feshin geçersizliğine ve davacının ...'a işe iadesine, davacının yasal süre içerisinde başvurusuna rağmen davalı işverence yasal süre içerisinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının 4 aylık ücreti tutarınca belirlenmesine,davacının kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için en çok 4 aya kadar ücretin davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, davacının işe başlatılması halinde peşin ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna karar verilmiştir. Öncelikle; toplanan deliller, tanık beyanları, davacının fesihten önce davalı ...’a karşı açtığı ilave tediye ve kaza sandığı davasının mahkemece kabul edilerek Dairemizce yalnızca hesaplama yöntemi yönünden bozulması (7. HD’nin 01.12.2015 tarih ve 2015/37866 E.- 2015/23803 K. sayılı dosyası), davalı ...’ın şoför hizmet alımına dair kurduğu alt işverenlik ilişkilerinin muvazaalı olduğu yönünde Dairemizden geçen çok sayıda emsal karar(Örneğin, 7. HD’nin 2014/8604 E. ve 2014/13920 K. sayılı kararı) ve fesih sebebine göre işverence gerçekleştirilen feshin geçerli nedene dayanmadığına ve davalılar arasında muvazaa bulunduğuna dair mahkemenin tespiti yerinde görülmüş olup davalıların bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
Bununla birlikte muvazaalı bir hukuki muamele ile üçüncü kişinin ızrar edilmesi ona karşı bir haksız eylem niteliğindedir. Üçüncü kişiler muvazaa nedeniyle hakları ihlal edildiği takdirde haksız fiil sorumluluğuna dayanarak muvazaalı hukuki işlemi yapan taraftan zararının tazminini isteyebilir. Haksız fiil işleyen kimse uygun illiyet bağı çevresine giren bütün zararlardan sorumludur. Ayrıca muvazaa sebebiyle akdin hükümsüzlüğünün ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması sayılan hallerde muvazaa ileri sürülemez ise de muvazaalı işlemi yapan kişi veya kuruluşların muvazaayı birbirlerine karşı ileri sürmeleri mümkün olup bir hukuki engel bulunmamaktadır.
Somut olayda iyiniyetli olan davacı işçiye karşı taraf olmadığı muvazaanın ileri sürülemeyeceği, akdin hükümsüzlüğünün davacıya karşı ileri sürülmesinin MK.'nun 2.maddesindeki iyiniyet kurallarına aykırı olması ve hiç kimsenin kendi hilesinden yararlanamayacağı ilkesi gereğince muvazaalı işlemi yapan davalı ... Tic. A.Ş.'nin, davacının ... ... ...San. Tic. A.Ş.' ye süresi içinde başvurması halinde hak kazanacağı 4 aya kadar ücret ve diğer haklarından, davacının ... A.Ş. tarafından süresi içinde işe başlatılmaması halinde davacının yaklaşık 3,5 yıl kıdemi olduğundan hakedeceği 4 aylık brüt ücreti tutarındaki tazminat alacağından daha açık bir anlatımla davalı ... A.Ş.'nin davacının iş akdini geçersiz nedenle feshi sonucuna bağlı yasal yaptırım sonucu doğan alacağından davalı ... A.Ş. ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilmelidir. (HGK.'nun 03.12.2008 T. 2008/9-704 E, 2008/730 K. sayılı kararı)
Bu nedenle mahkemece muvazaa nedeniyle davacı işçi davalı ...’a işe iade edilmesine rağmen, muvazaa nedeniyle davalıların işe iadenin maddi sonuçlarından müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulması gerekirken işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti yönünden miktarın tespiti ile yetinildiği, bu hususta bir karar verilmediği anlaşılmakla eksik hüküm kurulduğu görülmüştür.
Ne var ki; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, hüküm fıkrasının;
Hüküm fıkrasının 2 nolu bendinin çıkarılarak yerine, "2-Davacının yasal süre içerisinde başvurusuna rağmen davalı işverence yasal süre içerisinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmak kaydıyla 4 aylık ücreti tutarınca belirlenmesine,"
Hüküm fıkrasının 3 nolu bendi çıkarılarak yerine, "3-Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin GEREKTİĞİNE,” sözcüklerinin yazılmasına, kararın hüküm fıkrasının düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 19/10/2016 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy