YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı ... Müdürlüğüne bağlı 04.01.2010 tarihinde çalışmaya başladığını,taşeron şirket işçisi olarak her yıl ihaleyi alan şirket işçisi olarak belirsiz süreli hizmet sözleşmesi ile çalıştığını,emir ve talimatların ... tarafından verildiğini,davacının iş akdinin en son ihaleyi alan tarafından sözlü olarak feshedildiğini,tarafından 30.09.2015 tarihinde telefonla durumun müvekkile bildirildiğini,iş akdinin sözlü olarak ve savunma alınmadan feshedilmesi nedeniyle feshin geçersizliği ile davacının işe iadesine, süresi içerisinde davacının işe başlatılmaması haline 8 aylık işe başlatmama tazminatının işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davalı alt iş verence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının alt işveren işyerine işe iadesine, davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere davacının yasal süresi içinde başvurusuna rağmen işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 5 aylık brüt ücreti tutarı olarak belirlenmesine, davacının işe iadesi için süresi içinde iş verene başvurması halinde kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık mahkeme dışı sulh sözleşmesinin geçerliliği noktasında toplanmaktadır.
Sulh, görülmekte olan bir davanın taraflarının karşılıklı anlaşma ile dava konusu uyuşmazlığa son vermeleridir. Sulh mahkeme önünde yapılabildiği gibi mahkeme dışında da yapılabilir. Mahkeme dışı sulh diğer sözleşmeler gibi, tamamen maddi hukuk hükümlerine tabidir. Mahkeme dışı sulhun tarafları bağlaması ve mahkemece dikkate alınması iki halde mümkündür. Birinci halde, taraflar mahkeme dışında sulh oldukları sözleşmeyi mahkemeye verip buna göre sulh olduklarını bildirmişlerse , bu husus mahkemece tutanağa geçirilir taraflara okunur ve imza ettirilir, bu halde mahkeme dışı sulh, mahkeme içi sulhe dönüşür. İkinci halde ise,taraflar ikisi birlikte davaya bakan mahkemeye sulh olduklarını bildirmezler ve taraflardan biri böyle bir sulh sözleşmesini inkar ederse mahkeme dışı sulhe dayanan taraf bunu kanıtlamakla yükümlüdür. Hüküm kesinleşinceye kadar her zaman sulh yapılabilir. Hükmün bozulması için kanun yoluna başvurulduktan sonra taraflar dilekçe vererek istinaf mahkemesine yahut Yargıtay’a sulh olduklarını bildirmişlerse, sulh anlaşması daha önce her nerede yapılmış olursa olsun, mahkemeye verilen dilekçe ile mahkeme içi sulhe dönüşür.
Somut olayda dosya Yargıtayda temyiz incelemesinde iken 21.02.2014 tarihinde taraflar arasında sulh sözleşmesi imzalandığı, 05/09/2016 tarihli dilekçe ile Dairemize gönderildiği anlaşılmaktadır.
Taraflarca imzalanan belge niteliği itibarıyla geçerli bir dava dışı sulh sözleşmesi olup tarafları ve mahkemeyi bağlayacağından sunulan dilekçenin değerlendirilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı ...'ne iadesine 01.11.2016, tarihinde oybirliğiyle karar verildi.