Mahkemesi :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen 02.02.2016 tarihli direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu ve Dairemizin 6352 sayılı Kanunun 40.maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun geçici 2.maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Mahkemece, “..Somut olayda, davalı işveren, davacının sendikaya üyeliği sonrası tek taraflı olarak, davacıya yazılı bildirimde bulunmadan davacının ücretinde indirime giderek 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22 maddesine aykırı davrandığı, davacının mülga 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu’nun 6.maddesinin 2. fıkrası gereğince hizmet akdinin işçi lehindeki hükümleri geçerli olduğundan, davacı ile davalı arasında imzalanan hizmet sözleşmesindeki yevmiye ücretinin geçerli olduğu tespit edilmiştir.” gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, Dairemizin 02.03.2015 tarih ve 2015/7939 Esas, 2015/3053 Karar sayılı kararı ile, “Somut olayda davacı toplu iş sözleşmesinden yararlanmakta olup, davacıya toplu iş sözleşmesi gereğince ödenmesi gereken menfaatler davalı tarafça ödenmektedir. Bu şekilde davacı toplu iş sözleşmesinin işçiler lehine getirdiği akçalı menfaatlerden yararlanmaktadır. Netice itibariyle ücretinde düşme değil aksine artış meydana gelmektedir. Davacının sendikaya üye olmakla elde etmek istediği amaç TİS hükümlerinden faydalanmak olup amacı gerçekleşmiş temel ücretinin üzerinde mali haklara kavuşmuştur. Sendikaya üye olması ücretinde meydana gelecek değişikliklere muvafakat niteliğindedir. Mahkemece bu yönler dikkate alınmadan davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir...” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, “...Mahkememizce önceki kararımıza dayanak teşkil edilen gerekçeye göre davacının işe girdiği ve sendikaya üye olduğu tarihlerde yürürlükte bulunan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu'nun 6. Maddesinin 1. Fıkrasında ''Toplu İş Sözleşmelerinde aksi belirtilmedikçe hizmet akitleri toplu iş sözleşmesine aykırı olamaz. Hizmet akitlerinin toplu iş sözleşmesine aykırı hükümlerinin yerine toplu iş sözleşmesindeki hükümler alır. Hizmet akdinde düzenlenmeyen hususlarda toplu iş sözleşmesindeki hükümler uygulanır. Yine 6. Maddenin 2. Fıkrasında da ''Toplu iş sözleşmesinde hizmet akitlerine aykırı hükümlerin bulunması halinde hizmet akdinin işçi lehindeki hükümleri geçerlidir.'' Mahkememizdeki somut olayda, davalı işveren davacının sendikaya üyeliği sonrası tek taraflı olarak davacıya yazılı bildirimde bulunmadan davacının ücretinde indirime giderek 4857 İş Kanunu'nun 22. Maddesine aykırı davrandığı ve bu haliyle 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokav Kanunu'nun 6. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince hizmet akdinin işçi lehine hükümleri geçerli olduğundan davacı ile davalı arasında imzalanan hizmet sözleşmesindeki yevmiye ücretinin geçerli olduğu belirtilerek ve bu düzenlemelerin işçi lehine şart ilkesinin Türk İş Hukukundaki pozitif yansımasını oluşturduğu gerekçesiyle ve işveren tarafından toplu iş sözleşmelerinin uygulanması neticesinde iş sözleşmesinde kararlaştırılan ücretin davacının sendikaya üyeliği ve TİS'ten yararlanmaya başlaması üzerine düşürülmesinin 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu 6. maddesi uyarınca işçi lehine şart ilkesinin ihlali niteliğinde olduğundan zamanaşımına uğramayan davacının işçilik alacakları yönünden bilirkişi raporunda hesaplanan miktarlar usul ve yasaya uygun bulunduğundan mahkememiz kararındaki gerekçe ve hesaplanan miktarın doğru olduğu kanısıyla Yüksek Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin bozma ilamındaki gerekçeye katılınmamış ve önceki kararımızda direnilmesine karar vermek gerekmiştir.” gerekçesi ile önceki kararda direnilmiştir.
Mahkeme kararındaki direnme gerekçeleri dikkate alındığında Dairemizin bozma kararının yerinde olmadığı, direnme kararının doğru olduğu anlaşılmakla, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin yerinde bulunmayan tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun geçici ek ikinci maddesi uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 16/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.