Mahkemesi:İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin yerinde bulunmayan tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davacının internet aboneliklerini zamanında iptal ettirmemesi nedeniyle 2011 yılı Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos ayında ... ve ... tarafından hazırlanan faturaların ayrı ayrı ödenmesi suretiyle kurumun zarara uğratıldığını ileri süren davalının haksız olarak uğranılan zararın müvekkilinin maaşından kesilmesi yönünde tesis ettiği işlemin iptali ile müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığının tespitine ve yapılan maaş kesintilerinin davacıya iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının kurum zararına ihmali ile sebebiyet verdiğini, bu nedenle müvekkili Belediye tarafından yapılan işlemin hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalı Belediyenin yaptığı işlemde ve istenen meblağda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 14.05.2015 tarihli ilamı ile özetle, “Somut olayda, davalı işveren tarafından 12.762,29 TL zararın tahsili için davacının 2012 yılı Ağustos ayı ücretinden 630,36 TL kesinti yapılmıştır.
4857 sayılı İş Kanunun 62. maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 407. maddesi uyarınca işçinin ücretinden işverence kesinti yapılamaz. Ortada bir mahkeme kararı bulunmaksızın davalı işveren tarafından davacının ücretinden kesinti yapılması yukarıda belirtilen yasa hükümlerine aykırıdır.
Mahkemece davacı işçinin işçilik alacaklarından yapılan kesintinin haklılığına değinilmiş ise de; işçi ücretlerinden mahkeme kararı olmadan kesinti yapılamayacağı nazara alındığında davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkeme bozmaya uyarak; davanın kabülu ile, ... 06/03/2012 tarih 212/3 sayılı inceleme raporuna istinaden davacı hakkında uygulanan tazmin işleminin iptali ile davacının bu işlem nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile maaşından yapılan kesintilerin davacıya iadesine, karar vermiştir.
Somut olayda, davacının ücretinden davalı işverence teftiş kurulu raporuna istinaden kendisinin zarara uğratıldığından bahisle kesintiler yapılmıştır. Dairemizce Mahkemece verilen davanın reddine ilişkin karar, davacının ücretinden ortada bir mahkeme kararı bulunmaksızın işverence kesinti yapılamayacağı gerekçesi ile bozulmuştur. Davacının işlem ve eylemleri nedeni ile işvereni zarara uğratıp uğratmadığı, işverenin uğradığı bu zarar nedeni ile davacının borçlu olup olmadığı işverence açılacak ayrı bir dava ile ortaya çıkacaktır. Davacının işverene borçlu olmadığının tesbitine karar verilemez. Davacının dava dilekçesindeki talebi de ücretinden kesinti yapılamayacağına ilişkindir. Mahkemece davacının ücretinden bir mahkeme kararı olmaksızın kesinti yapılamayacağı gerekçesi ile yapılan kesintilerin iadesine karar vermekle yetinilmesi gerekirken ileride işverence açılabilecek ayrı bir dava konusu olabilecek bir konuda davacının davalı işverene borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesi hatalı ise de bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca düzelterek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; hüküm fıkrasında yer alan “davacının bu işlem nedeniyle borçlu olmadığının tesbiti” ibaresi'nin çıkartılarak hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 16/06/2016 gününde oybirliği ile karar verildi.