Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün süresi içinde temyiz edilip incelemenin Yargıtayca duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 25.10.2016 günü belirlenen saatte taraflara tebligat yapıldığı halde gelmedikleri görülerek incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü;
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde 03.10.1986-31.10.2008 tarihleri arasında çalıştığını, emekli olduğunu, emekli olduktan sonra da çalışmaya 03.07.2011 tarihine kadar devam ettiğini, davalı şirketin iş yerini kapatacağını, ilan ettiği işçileri işten çıkartacağını, hazırladıkları ibranameleri imzalamaları şartıyla işçilerin alacaklarının ödeneceğini bildirdiğini, davalı şirket tarafından işçilerin alacaklarının eksik olarak hesaplanarak bankaya yatırıldığını, davalı iş yerinin kapalı durumda olduğunu, davacının yıllık izinlerini eksik kullandığını, fazla mesai yaptığını, hafta tatilleri ile milli bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia ederek kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının ilk dönem çalışmasının emeklilik nedeni ile son bulduğunu, bu dönem için kıdem tazminatının ödendiğini, işvereni ibra ettiğini, ikinci dönem çalışmasında da iş sözleşmesini davacının feshettiğini, yine kendisine haklarının ödendiğini, dava konusu ettiği alacaklarının bulunmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, kıdem tazminatına hak kazandığı, ayrıca bilirkişi raporunda hesap edilen diğer alacaklarının bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme tarafından fazla mesai, hafta tatili, milli bayram ve genel tatil çalışma ücretlerinin dosya içeriğindeki deliller dikkate alındığında davalıdan tahsiline karar verilmesi yerindedir. Ancak dosya içinde yıllık izin belgeleri mevcut olup, davacının fiili çalışmasının olmadığı yıllık izinde bulunduğu günlerin fazla mesai, hafta tatili, milli bayram ve genel tatil çalışma ücretleri hesaplanırken dışlanmaması hatalı olmuştur.
3-Davacı vekili davasını fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak kısmi dava olarak açtığı halde, dava belirsiz alacak davası gibi değerlendirilerek ıslah ile istenen alacaklara (kıdem tazminatı hariç) ıslah tarihi yerine, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru olmamıştır.
4-Davacı vekili, açtığı kısmi davada bilirkişi raporundan sonra “tamamlama” dilekçesi adı altında verdiği dilekçesi ile alacakların miktarını arttırmıştır. Dava kısmi dava olarak açıldığına göre, yapılan miktar arttırımı aslında ıslah mahiyetindedir. Hal böyle olunca, 09.03.2016 harç tarihli ıslah dilekçesinin 15.03.2016 tarihinde tebliği üzerine davalının 19.03.2016 tarihinde yani süresinde ileri sürdüğü ıslah zamanaşımının değerlendirilerek zamanaşımına uğrayan alacak bulunup bulunmadığı belirlendikten sonra karar verilmesi gerekirken, ıslaha karşı ileri sürülen zamanaşımının dikkate alınmaması ayrı bir bozma nedenidir.
5-Davacı vekili ücret cinsinden alacaklarının yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş; mahkemece fazla mesai, hafta tatili, milli bayram ve genel tatil çalışma ücretleri yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 34 üncü maddesine göre ücret cinsinden alacakların gününde ödenmemesi halinde en yüksek banka mevduat faizine karar verilmesi gerekir. Ancak davacının talebi ile bağlı kalınması HMK’nun 26 ıncı maddesi hükmü gereğidir. Bu nedenle fazla mesai, hafta tatili, milli bayram ve genel tatil ücretlerine en yüksek banka mevduat faizini aşmamak üzere yasal faiz işletilmesi gerekirken doğrudan yasal faize karar verilmesi doğru olmamıştır.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 15/11/2016 gününde oybirliği ile karar verildi.