Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekilince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davacı işçinin iş sözleşmesinin davalı işverence geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18 ve devamı maddeleri uyarınca feshin geçersizliğine ve işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama neticesinde yapılan fesih işleminin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, davanın her aşamasında resen dikkate alınması gerekir.
İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikâyet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır.
Somut uyuşmazlıkta davalı işveren tarafından'ne 01.06.2015 tarihli yazı yazılarak davacının sağlık sebebiyle tren teşkil işçisi olarak çalışamayacağından 4857 sayılı Yasanın 25/1.bendi uyarınca iş sözleşmesinin ihbarlı olarak feshedileceği belirtilmiş, aynı yazının altında yer alan açıklama kısmında da maddesi uyarınca 10 hafta ( 70 gün) sonra sağlık sebebiyle ilişiğinin kesileceği ilgiyiye imza karşılğı tebliğ edilmesi istenmiş, belgede tebliğ tarihi olarak 02.06.2015 tarihi işlenmiş ve aynı tarihli tutunak ile davacının imzadan imtina ettiği belirtilmiştir.
Davacı ise 29.06.2015 tarihli dilekçesinde 03.12.2014 tarihli raporundan sonra iş aktinin feshedileceğinin kendisine tebliğ edildiğini, kendisinin bunu imzalamadığını, iş aktinin feshini kabul etmediğini belirttiği görülmüştür.
Dava ise 01.09.2015 tarihinde açılmıştır.
Yukarıda belirtilen belgeler ve özellikle davacının 29.06.2015 tarihli dilekçesindeki beyanlar dikkate alındığında davacının en son 29.06.2015 tarihinde fesihten haberdar olduğu kabul edilse dahi bu tarihten 2 ay kadar sonra davanın açıldığı anlaşılmıştır.Davanın, hak düşürücü süre niteliğindeki yasal 1 aylık sürede açılmadığı anlaşılmakla davanın hak düşürücü süre içinde açılmaması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması isabetsizdir.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Alınması gereken 29,20 TL harçtan peşin yatırılan harcın tenzili ile bakiye 1,50 TL harç giderinin davacıdan tahsili ile 'ye gelir kaydına,
4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 24,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan T'ne göre 1.800,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Kalan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine,
7-Peşin alınan temyiz harcının istem halinde davalıya iadesine, 09/11/2016 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy