YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, davalı şirketin ortada hiçbir neden yokken 03/08/2015 tarihinde ''Ücretli Uzaklaştırma ihtarı'' vererek hukuka aykırı bazı tutum ve davranışlarının bulunduğuna dair şüphenin doğduğunu bildirdiğini, konuya ilişkin inceleme yapılmasını teminen 03/08/2015 ile 17/08/2015 tarihleri arasında kesintisiz olarak işten uzaklaştırıldığını, 17/08/2015 tarihinde bu kez soruşturma kapsamında yapılan araştırmaların devam ettiği gerekçesiyle ücretli uzaklaştırma süresinin 31/08/2015 tarihine kadar uzatıldığını ve uzaklaştırma süresinin bittiği tarihte davalı şirketçe Mersin 3.Noterliği'nce keşide edilen 20277 yevmiye sayılı fesih bildirimi ile iş akdine son verildiğini, savunmasının dahi alınmadığını, fesih sırasında neden gösterilmeyerek sadece 25. madde gereğince fesih yapıldığının belirtildiğini iddia ederek işe iadesini, işe başlatılmaması halinde 8 aylık brüt ücreti tutarında işe başlatmama tazminatı ödeneceğinin belirlenmesini, boşta geçen süreye ilişkin 4 aylık brüt ücretinin tespitini talep etmiştir.
Davalı, 20277 yevmiye numarasıyla düzenlenen fesih bildirimi ile davacı’nın iş akdini sona erdirdiğini, söz konusu fesih ihbarnamesinde, 03.08.2015 tarihinden 31.08.2015 tarihine kadar şirketleri bünyesinde kapsamlı bir tahkikat yürütüldüğünü ve bunun sonucunda davacının 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesine aykırı tutum ve davranışlarda bulunduğunun tespit edilmesi üzerine iş akdine derhal son verildiğini beyanla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı işverenin fesih bildiriminde, fesih sebebini açık ve kesin olarak belirtmediği, feshin İş Kanunu 25.maddesi uyarınca yapıldığı bildirilmesine rağmen 25.maddenin hangi bendinden, hangi olay nedeniyle akdin sona erdirildiğinin belirtilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır.
Davacı hakkında hukuka aykırı bazı tutum ve davranışlarının bulunduğuna dair davalının soruşturma başlatması üzerine işten uzaklaştırıldığını, uzaklaştırma kararının sona erdiği tarih olan 31/08/2015 tarihinde Mersin 3. Noterliği'nce keşide edilen 20277 yevmiye sayılı fesih bildirimi ile iş akdinin haklı ve geçerli bir neden olmadan savunması dahi alınmadan son verildiğini iddia etmiştir. Davalı işveren ise davacının iş akdini haklı nedenle feshettiğini savunmuş ve delillerini sunmuştur. Mahkemece davalı işverenin haklı fesih nedeni ve delilleri incelenmeden, fesih sebebinin açık ve kesin olarak fesih bildiriminde gösterilmediği gerekçesiyle davacının işe iadesine karar verilmiştir. İşveren İş Kanunu 25/2.maddeye göre iş akdini feshetmişse, fesih nedenini açık ve kesin belirtmek zorunda değildir. Bu sebeple Mahkemenin fesih sebebinin açık ve kesin olarak gösterilmemesi nedeniyle feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine karar vermesi isabetli değildir.
Mahkemece yapılacak iş, deniz taşımacılığı ve mali işlerde uzman birer bilirkişi seçilerek liman kayıtları ve işyeri kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak, tarafların delilleri toplanarak işveren feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı hususunda karar verilmelidir. Yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 21/11/2016 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.