Mahkemesi :İş Mahkemesi
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı kurum vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davacının, davalı asıl işveren ... Bakanlığına ait ... Dr. ... Devlet Hastanesinde 01/09/1996 tarihinden 14.04.2014 tarihine kadar değişik taşeron firmalar nezdinde çalıştığını, taşeron firmalar bünyesinde çalışırken iş koşullarının hastane başhekimliği tarafından düzenlendiğini, tüm talimatları hastane yönetiminden aldığını, en son davalı şirket nezdinde çalışırken İş Kanunu'nun 19. Maddesindeki usule uyulmadan iş akdinin feshedildiğinden bahisle feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı kurum vekili, hizmet alımına dayalı husumet itirazında bulunmuş, davacının iş akdinin gazetede çıkan “hastanede skandal başlıklı” olayla ilgisinin olması nedeniyle davalı şirket tarafından ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırılıktan ötürü haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket, davaya cevap vermediği gibi duruşmaları da takip etmemiştir.
Mahkemece, davacı işçinin iş akdinin feshinde, davalı tarafça haklı neden olgusunun ispatlanamadığı, bunun yanısıra davacının iş akdinin feshinin geçerli bir nedene dayandığı da ispat edilemediği gibi İş Kanunu'nun 19. maddesinde öngörülen usule de uyulmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında fesih tarihi itibariyle işverence otuz veya daha fazla işçi çalıştırılıp çalıştırılmadığı ve dolayısıyla davacının işgüvencesi kapsamında kalıp kalmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18.maddesidir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18.maddesinin birinci fıkrasına göre iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak için otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerinde çalışmak gerekir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre işverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan sayısı bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşçi sayısına ilişkin bu hüküm nispi emredici olduğundan, daha az işçi sayısını öngören sözleşme hükümleri geçerli kabul edilmektedir.
Otuz işçi sayısının belirlenmesinde fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarih itibariyle belirli-belirsiz süreli, tam-kısmi süreli, daimi-mevsimlik sözleşmelerle çalışan tüm işçiler dikkate alınır.
Dosya içeriğinde göre somut olayda, davalı şirketin Türkiye genelinde tek işyeri olduğu ve fesih tarihinde 27 işçisi bulunduğu görülmektedir. Mahkemece, işçi sayısı yönünden dava şartının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3.maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davacı tarafından açılan davanın REDDİNE,
3-Alınması gereken 29,20 TL peşin karar ve ilam harcından yatırılan 25.20 TL harcın mahsubu ile bakiye 4,00 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kurum tarafından yapılan Yargıtay’a geliş-dönüş dahil toplam 55,90 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, davalı şirket tarafından yapılan bir masraf olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’e göre 1.800,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'na verilmesine,
7-Artan gider avansının ilgilisine iadesine,
8- 27/10/2016 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.