Mahkemesi :İş Mahkemesi
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, aynı işverene bağlı ... AVM'de çalıştığını, ... AVM açılınca da çalışmasını burada sürdürdüğünü, iş akdinin haksız olarak 23.06.2012 tarihinde sona erdirildiğini, iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile 23 günlük son ücreti, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık izin, hafta tatili, fazla mesai ücretleri alacağını talep etmiştir.
Davalı, davacının 23.06.2012 tarihinde hiçbir haklı neden belirtmeksizin işyerinden ayrıldığını, 26.06.2012 tarihinde kendisine ihtarname gönderildiğini, noter aracılığıyla işe davet edildiğini, davacının bu davete cevap vermediğini, bunun üzerine 04.07.2012 tarihinde iş akdinin devamsızlık nedeniyle feshedildiğini, davacının 02.06.2010 tarihinden itibaren davalı işyerinde çalıştığını, bu tarihten önce davalı şirketin ortaklarından ... ...'un ortağı olduğu ... Ltd.Şti.'de çalıştığını, 01.06.2010 tarihinden sonra ortaklık ilişkisinin sona erdiğini, davalı ... Ltd. Şti.'nin bu ortaklıkla ilgisinin olmadığını, 26.04.2010 tarihinde kurulmuş bir şirket olduğunu, davacının ... Ltd.Şti.'nde işten çıkartıldıktan sonra başvurusu üzerine işe alındığını beyanla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, değişen işverenler arasındaki hukukî ilişkinin tespiti ve bunun işçinin işçilik haklarına etkileri konusunda toplanmaktadır.
İşyerinin tamamının veya bir bölümünün hukukî bir işleme dayalı olarak başka birine devri işyeri devri olarak tanımlanabilir. 4857 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde, işyerinin bir bütün olarak veya bir bölümünün hukukî bir işleme dayalı olarak başkasına devri halinde mevcut iş sözleşmelerinin devralana geçeceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacı, davalı işverene bağlı ... AVM ve ... AVM de çalıştığını, davalı işyerindeki hizmet süresinin 13.07.2007-23.06.2012 tarihleri arasında olduğunu iddia etmiş, davalı ise davacının 02.06.2010 tarihinden itibaren davalı işyerinde çalıştığını, bu tarihten önce davalı şirketin ortaklarından ... ...'un ortağı olduğu ... Ltd.Şti.'nin işçisi olduğunu, 01.06.2010 tarihinden sonra ortaklık ilişkisinin sona erdiğini, davalı ... Ltd. Şti.'nin bu ortaklıkla ilgisinin olmadığını, davalı şirketin 26.04.2010 tarihinde kurulmuş bir şirket olduğunu savunmuştur. Mahkemece tanık beyanları ve ilgili şirketlerin ortakları dikkate alındığında davacının talebi ile bağlı kalınarak 02/02/2008-23/06/2012 tarihleri arasında davalı işverene bağlı olarak sürekli çalıştığının kabul edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ancak davacının 02/02/2008 - 31/05/2010 tarihleri arasında çalıştığı yer dava dışı ... Şirketine ait işyeri olan ... Avm iken, 02/06/2010 - 23/06/2012 tarihleri arasındaki işyeri davalı şirkete ait ... Avm’dir. Her ne kadar bu iki şirketin de ortağı ... ... ise de davacının davalı şirkette çalışmaya başladığı dönemde herhangi bir ortaklıklarının kalmaması, çalışılan işyerlerinin farklı olması, bu şirketler arasında organik bağ bulunmadığı, işyeri devrinin söz konusu olmadığı, bu nedenle davacının ... Ltd. Şti. deki çalışmasının davalı yanındaki çalışmasına dahil edilmemesi gerektiği, davacının 02/06/2010 – 23/06/2012 tarihleri arasında çalıştığının kabulü gerekirken 02/02/2008 – 23/06/2012 tarihleri arasında çalıştığının kabulü ile karar verilmesi bozma nedenidir.
3-Taraflar arasında iş sözleşmenin hangi tarafça feshedildiği, feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ve buna bağlı olarak davacının ihbar tazminatına hak kazanaıp kazanamayacağı konusunda uyuşmazlık söz konusudur.
İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin Kanunun 24 ve 25 inci maddelerinde yazılı olan nedenlere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve 17 nci maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar öneli tanınmamış olması halinde ihbar tazminatı ödenmelidir. Yine haklı fesih nedeni bulunmakla birlikte, işçi ya da işverenin 26 ncı maddede öngörülen hak düşürücü süre geçtikten sonra fesih yoluna gitmeleri durumunda, karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar.
İhbar tazminatı, iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olması nedeniyle, iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz. İşçinin 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesi hükümleri uyarınca emeklilik, muvazzaf askerlik, evlilik gibi nedenlerle iş sözleşmesini feshetmesi durumunda ihbar tazminatı talep hakkı bulunmamaktadır. Anılan fesihlerde işveren de ihbar tazminatı talep edemez.
Somut olayda; davacı, iş akdinin haksız olarak 23.06.2012 tarihinde sona erdirildiğini iddia etmiş, davalı ise davacının 23.06.2012 tarihinde hiçbir haklı neden belirtmeksizin işyerinden ayrıldığını, 26.06.2012 tarihinde kendisine ihtarname gönderildiğini, noter aracılığıyla işe davet edildiğini, davacının bu davete cevap vermediğini, bunun üzerine 04.07.2012 tarihinde iş akdinin devamsızlık nedeniyle feshedildiğini savunmuştur. Mahkemece, yapılan fesih işleminin usulüne uygun olmadığı ve davacıya süre verilmediği, bu nedenle davalının davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ödemekle yükümlü olduğu kanaatine varılmıştır. Ancak tüm dosya kapsamından davacının ödenmemiş işçilik alacaklarının bulunduğu ve bu alacaklarına dayanarak iş akdini haklı nedenle eylemli olarak feshettiği anlaşılmaktadır. Davacı kıdem tazminatı almaya hak kazanmışsa da, mahkemece haklı nedenle dahi olsa iş akdi davacı işçi tarafından feshedildiğinden iş akdini kendisi fesheden işçinin ihbar tazminatına hak kazanamayacağı hususu gözetilmeden davacının yaptığı fesihten sonra bir hükmü bulunmayan davalı işverenin feshinin haksız olduğu kabul edilerek ihbar tazminatının kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
4-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu alacaklara işletilecek faizin başlangıç tarihi noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, davacı, dava konusu alacaklarının miktarını arttırmak için verdiği ıslah dilekçesinde ücret alacağı yönünden faiz talep etmemiştir. Buna rağmen mahkemece ücret alacağının ıslah ile arttrılan miktarının faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş olması hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 24/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy