Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı nezdinde 08.07.2004 tarihinden itibaren değişik alt işverenler nezdinde endeks okuma elemanı olarak çalıştığını, 17.07.2013 tarihinde iş sözleşmesine 03.01.2013-17.07.2013 dönemi ile ilgili olarak ihbar tazminatı ödenerek son verildiğini, ancak önceki dönemlere ilişkin haklarının ödenmediğini belirterek kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, zamanaşımı def’inde bulunarak endeks okuma işini muhtelif yüklenicilere anahtar teslimi ihale yolu ile verdiklerini, yükleniciler ile aralarında asıl işveren – alt işveren ilişkisi bulunmadığını, işe alma ve işten çıkarmada taşeron firmanın yetkili olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin davalı tarafından 4857 sayılı İş Yasası’nın 25/II maddesinde sayılan haklı nedenler olmaksızın, aynı Yasa’nın 17. maddesi uyarınca feshedildiği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacının kıdem tazminatı ile yıllık izin alacağına hak kazanıp kazanmayacağı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
İşyerinin tamamının veya bir bölümünün hukukî bir işleme dayalı olarak başka birine devri işyeri devri olarak tanımlanabilir. 4857 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde, işyerinin bir bütün olarak veya bir bölümünün hukukî bir işleme dayalı olarak başkasına devri halinde mevcut iş sözleşmelerinin devralana geçeceği düzenlenmiştir. Bu anlatıma göre, alt işverence asıl işverenden alınan iş kapsamında faaliyetini yürüttüğü işyerinin tamamen başka bir işverene devri 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6 ncı maddesi kapsamında işyeri devri niteliğindedir. Dairemizin kökleşmiş içtihatları da bu yöndedir.
Yapılan bu açıklamalara göre; işçinin asıl işverenden alınan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışması halinde, işyeri devri kurallarına göre çözüme gidilmesi gerekmektedir. Bu durumda değişen alt işverenler işçinin iş sözleşmesini ve doğmuş bulunan işçilik haklarını da devralmış sayılırlar. İş sözleşmesinin tarafı olan işçi veya alt işveren tarafından bir fesih bildirimi yapılmadığı sürece, iş sözleşmeleri değişen alt işverenle devam edeceğinden, işyerinde çalışması devam eden işçi açısından, feshe bağlı haklar olan ihbar ve kıdem tazminatı ile izin ücreti talep koşulları gerçekleşmiş sayılmaz.
Buna karşın, süresi sona eren alt işverence işçinin iş sözleşmesinin feshedilmesi halinde, yapılan fesih bildirimi ile iş ilişkisi sona ereceğinden, işçinin daha sonra yeni alt işveren yanındaki çalışmaları yeni bir iş sözleşmesi niteliğindedir. Bu durumda feshe bağlı hakların talep koşulları gerçekleşeceğinden, feshin niteliğine göre hak kazanma durumunun değerlendirilmesi gerekecektir.
Somut olayda davacı,’den ihale ile iş alan dava dışı bünyesinde çalışırken kendisine 03.01.2013-17.07.2013 dönemine ilişkin ihbar tazminatı ödemesi yapılıp kayıtlarına göre 15.07.2013 tarihinde çıkışı verilmiştir. Davacı, 17.07.2013 tarihinden itibaren dava dışı bünyesinde asıl işverene ait iş yerinde çalışmasını sürdürmeye devam etmiş olup halen de çalışmaya devam etmektedir. Bu durumda davacının iş akdinin feshedildiğinden bahsedilemez. Bu nedenle feshe bağlı haklar olan kıdem tazminatı ve yıllık izin alacağına hak kazanamaz. Bu isteklerin reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 17/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.