YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, davalıya ait işyerinde garson olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı neden olmaksızın feshedildiğini, fazla çalışması karşılığı ücretinin ödenmediğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma ve ücret alacağının tahsilini talep etmiştir.
Davalı ise süresinde cevap vermediği gibi yargılamayı takip etmemek suretiyle davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, kesinleşen hizmet tespit davasında davalı ... yönünden davanın reddedildiği, 2005-2009 tarihleri arasında muris işverenliğinde geçen hizmetlerinin tespitine karar verildiği ve hükmün onama ile kesinleştiği anlaşılmakla davalı açısından husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davacının, davalı olarak gösterdiği ... aleyhine 1994 Nisan-2009 Nisan arasında çalıştığı halde sigorta primlerinin yatırılmadığından bahisle hizmet tespit davası açmış olup Mahkemesi'nin 2010/299 Esas üzerinden yargılamaya devam olunurken bu kez davalı gösterdiği ...'nin babası aleyhine aynı dönemleri kapsayan hizmet tespit davası açtığı ve 2013/113 Esas üzerinden devam etmekte iken birleştirilmesine karar verildiği ve neticesinde 05.11.2014 tarih ve 2010/299 E-2014/600 K sayılı kararı ile davalı ... yönünden davanın reddine, davalı yönünden açılan davanın ise kısmen kabulü ile 01.01.2005-31.03.2009 tarihleri arasında davalıların murisi ait işyerinde günün asgari ücreti üzerinden sürekli ve kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmiş kararın temyizi üzerine Yargıtay 21.Hukuk Dairesi'nce 08.03.2016 tarih ve 2015/8879 E-2016/3762 K sayılı kararı ile onandığı görülmüştür.
Hal böyle olunca davalı gösterilen gerçek kişi ile davacı arasında iş ilişkisi kurulduğu söylenemez. Ancak tüm dosya kapsamından hizmet tespiti davası sırasında vefat ettiği anlaşılan , davalının babası olduğu, davalının, davacının çalıştığı işyerinde zaman zaman bulunduğu, işyerinin tüm tescil işlemleri ile işletilmesinin dava dışı babası muris tarafından gerçekleştirildiği, dolayısıyla gerçek ve fiili işverenin muris olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalının babası muris hizmet tespiti davası sırasında vefat ettiği yani alacak davası devam ederken vefat ettiği anlaşılmıştır.
TMK.nun 28.maddesinde gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ve buna bağlı olarakta taraf ehliyetinin sona ereceği bildirilmiştir. Vekalet ilişkisi ölüm ile son bulur. Bu nedenle davaya ölen tarafa karşı ve onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Yalnız öleni ilgilendiren, yani mirasçılarına geçmeyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır. Bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı veya mirasçıları tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçılarıda ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı veya mirasçıları tarafından devam edilir. Mirasçıları ilgilendiren davalar, ölen tarafın mirasçılarına geçen alacakları; hakları ve mallarına ilişkin davalardır. Bu halde, ölen tarafın mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler. Dava devam ederken davacı ölürse, davacının mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler. Davalı ölürse dava davalının mirasçılarının hepsine karşı birlikte devam ettirilir. HMK.nun 55. maddesinde taraflardan birinin ölümü halinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunda belirlenen süreler geçinceye kadar davanın erteleneceği, bununla beraber hakimin, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebileceği bildirilmiştir. TMK.nun 605. maddesinin birinci parağrafı gereğince yasal ve atanmış mirasçıların mirası TMK.nun 606. maddesi gereğince üç ay içinde reddedebilecekleri, bu üç aylık sürecin hak düşürücü süre olduğu, bu sürenin miras bırakanın ölümünü öğrendikleri tarihte başlayacağı, atanmış mirasçıların miras bırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlayacağı bidirilmiştir.
Davada taraf değişikliği 6100 sayılı HMK'nın 124.maddesi uyarınca karşı tarafın açık muvafakatına bağlı ise de; işyerinin niteliği, aile içi işletme olup davalının işyerinde bulunduğu ve babası olan işveren muris adına ve onun hesabına hareket ettiğinin anlaşılması karşısında HMK'nın 124/4.fıkrası gereği davanın davalının babası yöneltilmesi gerekir. Ancak yargılamanın devamı sırasında ölmesi nedeniyle muris tüm mirasçılarının davaya teşmili için davacıya süre verilmeli, verilen süre içinde davanın muris mirasçılarına teşmil edilmemesi halinde şimdiki gibi karar verilmeli, mirasçılara davanın teşmil edilmesi halinde ise dosyadaki deliller bir bütün olarak değerlendirilip sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
O halde davacı vekilinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmüş olup kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 26.09.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.