Mahkemesi:Asliye Hukuk Mahkemesi
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan davalı işveren tarafından sendikal nedenle feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine ve sendikal tazminat ile boşta geçen süre ücretine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, feshin siparişlerin azalması ve kapasitenin % 40’lara düşmesi sonucu geçerli nedenle yapıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının sendikal nedenle feshi, davalının da feshin geçerli nedenle yapıldığını ispatlayamadığı gerekçesiyle feshin geçersizliğine, davacı işçinin işe iadesine karar verilirken, işe başlatmama tazminatı davacı işçinin 4 aylık ücreti tutarında, boşta geçen süre ücreti de 6 aylık ücreti tutarında belirlenmiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 21.maddesi uyarınca, mahkemece feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işçinin başvurusu üzerine işveren tarafından bir ay içinde işe başlatılmaz ise, işçiye ödenmek üzere en az 4, en çok 8 aylık ücreti tutarında tazminatın belirlenmesi gerekir. Dairemizin yerleşik uygulaması gereği, iş güvencesi niteliğindeki bu tazminat işçinin kıdemi, fesih sebebi gibi olgular dikkate alınarak belirlenmelidir. Maddenin alt ve üst sınırları aşılamaz. Üst sınırın aşılmasının tek istisnası 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31.maddesindeki sendikal nedenle yapılan fesihlerdir. Bu maddede sendikal neden halinde işe başlatmama tazminatının işçinin en az bir yıllık ücreti tutarında belirleneceği açıklanmıştır.
4857 sayılı İş Kanununun 21.maddesi uyarınca, mahkemece feshin geçersizliğine karar verildiğinde, ayrıca kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakların da ödenmesini hüküm altına alınması gerekir. Bu süre üst sınır olup, aynı maddenin son fıkrası uyarınca sözleşme ile değiştirilemez, aksi hükümler geçersizdir. Yasa koyucu yargılama süresini dikkate alarak bu düzenlemeyi yapmıştır. Yargılama süreci 4 aylık sürenin altında kaldığında, kısaca fesih ile işe iade kararı sonrası başvuru arasında boşta geçen süre 4 aydan az olduğu takdirde, başvuru tarihine kadar ki ücret ve diğer haklar hüküm altına alınacaktır. Ancak yargılama süreci 4 aya kadar ücret ve diğer hakların ödenmesi gerekecektir.
Boşta geçen süre için ücret ve diğer hakların ödenmesi, davacının yasal süresi içerisinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken işçinin en fazla 8 aylık brüt ücreti tutarındaki tazminatın asgari sınırı olan 4 aylık brüt ücret tutarındaki kısmı işe iadenin ikincil bir sonucu olup talep olmasa da mahkemece resen dikkate alınması gerekeceğinden temyiz edenin sıfatı nazara alınmaksızın bu husus resen gözetilmelidir. Ayrıca feshin geçersizliği istemi tespit niteliğinde olduğundan, boşta geçen süre için ücret ve diğer hakların miktar belirtilmeksizin, hüküm altına alınması ve ödenmesi gerektiğinin tespiti ile yetinilmesi gerekir.
Dosya içeriğine göre somut uyuşmazlıkta, davacının temyiz talebi bulunmadığından sendikal nedenle fesih iddiası inceleme konumuz dışında kalmaktadır. Kararı, sadece davalı taraf temyiz etmiştir ve mahkemece işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti miktarları hatalı olarak tespit edilmiştir.
Öncelikle, iş sözleşmesinin işletmesel ve geçerli nedenle feshedildiği, işverence gerçekleştirilen feshin geçerli nedene dayanmadığı anlaşıldığından feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesi isabetlidir.
Ancak, mahkemece, davacı işçinin 6 aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatı ile en çok 4 aylık ücreti tutarında boşta geçen süre ücretine hükmedilmesi gerekirken davacı işçinin 4 aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatı ile en çok 6 aylık ücreti tutarında boşta geçen süre ücretine hükmedilmiştir. Davacının davalı işyerindeki çalışma süresinin 15 yılın üzerinde olduğu görülmektedir. O halde davacı işçinin kıdemine ve fesih nedenine göre mahkemece işe başlatmama tazminatının davacının 4 aylık ücreti tutarında belirlenmesi doğru bulunmamıştır. Bu tazminatın esasen davacının 6 aylık ücreti oranında belirlenmesi dosya içeriğine uygun düşecektir. Ancak, kararı sadece davalı taraf temyiz ettiğinden davalı yararına usuli müktesep hak oluşmuştur. Yukarıda belirtilen ilkeye göre, talep olmasa dahi re’sen hükmedilebilecek kısım ise, işe başlatmama tazminatının asgari sınırı olan 4 aylık brüt ücret tutarındaki kısmıdır. Oysa, somut olayda davacı esasen 4 aylık ücretinden daha fazla miktarda (6 aylık ücreti tutarında) tazminata hak kazandığından sözü edilen tazminat miktarı re’sen gözetilebilecek miktarı da aşmaktadır. Bu nedenlerle, her ne kadar davacının kıdemi 15 yılın üzerinde olup 6 aylık brüt ücret tutarında tazminata hükmedilmesi gerekmekte ise de, davalı yararına oluşan usuli müktesep hak gereği işe başlatmama tazminatının davacı işçinin 4 aylık brüt ücreti tutarında tespiti gerekmiştir.
Boşta geçen süre ücretinin tespiti açısından ise, kararı sadece davalının temyiz etmiş olması bir usuli müktesep hak doğurmamaktadır. Zira, yukarıda da belirtildiği üzere boşta geçen süre ücretine ilişkin bir talep olmasa dahi işe iadenin ikincil bir sonucu olduğundan ve miktarı kanun ile açıkça belirlendiğinden mahkemece hatalı olarak belirlenen en çok 6 aylık ücret tutarı davacı işçinin en çok 4 aylık ücreti tutarına indirilmesi gerekmiştir.
Ayrıca, mahkemece bilirkişi heyetine takdir edilen kişi başı 500’er TL’den toplam 1.500,00 TL bilirkişi ücreti ile raporun taraflara tebliği için öngörülen 2 adet tebligat masrafı toplamı 18,00 TL’nin davalı taraftan tahsiline karar verilmesine ve belirtilen toplam 1.518,00 TL nin davalı vekilince yatırıldığının anlaşılmasına rağmen, bu miktar da davacı tarafça yatırılmış gibi kararın hüküm fıkrasında davacının yaptığı toplam yargılama giderinin 1.752,00 TL olduğu belirtilerek bu miktarın davalı taraftan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davalının temyizi bu nedenle de yerinde görülerek dosyada davacı tarafça yapılan yargılama giderinin yeniden tespiti gerekmiştir.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3.maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3-Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeninin yanısıra davalı yararına oluşan usuli müktesep hak dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4-Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5- Karar tarihinde alınması gerekli 29,20 TL harçtan peşin alınan 25,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 4,00 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6- Davacı tarafından yatırılan toplam 249,60 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, davalı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7- Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1.800,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8- Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine,
9- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 13.10.2016 oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.