Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Bakanlık ve davalı şirket temsilcisi tarafından istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili davacının iş akdinin haklı ve geçerli bir neden olmaksızın feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilerek 21. maddedeki tazminatların belirlenmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, davacının ihale alan alt işveren şirket işçisi olduğunu, özlük haklarından davalı şirketin sorumlu olduğunu belirterek husumet itirazında bulunmuş, diğer davalı şirket ise davacının belirli süreli sözleşme ile çalıştığını, ihale sona erdiğinde yeni ihalenin başka şirket tarafından alındığını, davalı şirkette 30 işçi çalışmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalıların fesihte yazılı şekil şartına uymadığı, işten çıkartma sebebinin iş kanununun aradığı derhal fesih sebeplerinin hiçbirine uymadığı, işçinin sözleşmesini fesh etmeden önce bir takım önlemler almaksızın feshin en son çare olarak düşünülmediği, davalı işverenin yapmış olduğu feshin geçerli nedenlere dayanmadığı gerekçesiyle davalı tarafından yapılan feshin geçersizliğine ve davacının ... işyerindeki işe iadesine karar verilmiş ve davalı Bakanlık feshin geçersizliğine bağlı işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Bakanlık harçtan muaf olduğu halde yargılama giderleri içerisine harçta katılmıştır.
Taraflar arasında fesih tarihi itibariyle işverence otuz veya daha fazla işçi çalıştırılıp çalıştırılmadığı ve dolayısıyla davacının işgüvencesi kapsamında kalıp kalmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18.maddesidir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18.maddesinin birinci fıkrasına göre iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak için otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerinde çalışmak gerekir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre işverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan sayısı bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşçi sayısına ilişkin bu hüküm nispi emredici olduğundan, daha az işçi sayısını öngören sözleşme hükümleri geçerli kabul edilmektedir.
Otuz işçi sayısının belirlenmesinde fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarih itibariyle belirli-belirsiz süreli, tam-kısmi süreli, daimi-mevsimlik sözleşmelerle çalışan tüm işçiler dikkate alınır.
Somut olayda davacının davalı şirkette ...sistemi Hastane Bilgi Yönetimi sorumlusu olarak çalıştığı anlaşılmıştır. Davalı kuruma bağlı ... ve Kontrol İşletmenliği işi ....'ne ve davacının çalıştığı HBS işi ise davalı ...' ne ihale edilmiştir. ... 47 işçi ve davalı şirkette 4 işçinin çalıştığı ihale belgeleri ve bordrolarda yer almaktadır. Tanık beyanlarına göre de çeşitli şirketlerde davacı ile aynı pozisyonda 45 işçinin çalıştığı beyan edilmekle Mahkemece davalı işyerinde aynı işkolunda çalışan işçi sayısının 30'un üzerinde olduğu ve davalıların fesihte yazılı şekil şartına uymadığı, haklı feshi gerektirir bir neden bulunmadığı gerekçesiyle feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Davalı şirketçe Mahkemeye 30 işçi sayısının tespiti yönünde sadece ... çalışanları bildirilmiştir. Davalı şirketin ... merkez organizasyonlu bir şirket olduğu kayıtlarda yer aldığından davalı şirkette fesih tarihinde çalışan sayısı tespit edilmemiştir. İlke kararımızda belirtildiği üzere araştırma Türkiye çapında aynı işkolunda fesih bildiriminin davacıya ulaştığı tarih itibariyle (31.05.2015) davalıya ait tüm işyerlerinde çalışan sayısının tespiti 30 işçi sayısının belirlenmesinde gereklidir. Davalı şirkette fesih tarihi itibariyle işçi sayısı belirlenip 30 işçi çalışıyorsa şimdiki gibi davanın kabulü yönünde karar verilmeli, 30 işçi çalışmıyorsa davacının iş güvencesinden yaralanamayacağı bu nedenle de davanın reddi gerekeceği açıktır. Mahkemece eksik inceleme ile tanık beyanı esas alınarak karar verilmesi hatalıdır.
Davalı ... harçtan muaf olduğu halde davacının yatırdığı peşin harcın yargılama giderleri içerisine katılarak harçla sorumlu tutulması hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı ...'ne iadesine, 08/06/2016 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy