7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
...
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.06.2016 tarihinde verilen dilekçeyle nam-ı müstear hukuksal nedenine dayanarak açılan tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08.03.2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davalı Kayyım vekili tarafından talep edilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Yunanistan göçmeni olduğunu, Türkiye’de bir ev almak istediğini ancak Türk vatandaşlığına geçmesi ve kimliğini alması gecikince, taşınmazı ablası ... adına aldığını, ... tarihinde ...Oğlu ...’ya satış sureti ile taşınmazın temlik edildiğini, kendisinin 22/06/1982 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu, tapu kaydındaki ...oğlu ... ile Türk vatandaşlığına kabul edilen ...'nın nüfus bilgilerinin birbirini tutmadığını, ancak bu iki kişinin aynı kişi olması sebebiyle İzmir ili, ...,...parsel (yeni 59 parsel) kayıtlı davalı adına oluşmuş olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davaya konu taşınmaz maliki ...'ya İzmir 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/916 Esas-2017/294 Karar sayılı ilamı ile, 3561 sayılı Yasa'nın 2. maddesine istinaden ...'nın kayyım olarak atanmıştır.
2. Davalı Kayyım vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi; taşınmazda bulunan 3. kat 6 no'lu bağımsız bölümde tapu maliki ...'nın nüfusa kayıtlı olduğu yer itibari ile nüfus kayıtlarının birbirini doğrulamadığı, ancak tapu kayıtlarındaki ...oğlu ... ile ...,... BSN:1'de kayıtlı ...T.C. Kimlik no'lu ...oğlu ... doğumlu ... ile aynı kişi olduğunun anlaşıldığı, tanıkların dava konusu taşınmazda 1980 yılından beri davacının ikamet ettiğinin belirtildiği, tüm resmi kayıtlarında nüfus kayıtlarına uygun olarak düzenlenmesi gerektiğinden, dava konusu ...,... parsel sayılı taşınmazda bulunan 3. Kat 6 no'lu bağımsız bölümde bulunan taşınmazın ...oğlu ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... ...oğlu ... adına tapuya tesciline karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kayyım vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Nedenleri
Davalı kayyım vekili istinaf dilekçesinde; davacının iyi niyetli olup olmadığını, davayı açmaya yetkisi olup olmadığının araştırılarak mülkiyet aktarımına sebep olunmaması, malikin değişmemesi için malik ile arasındaki ilişkiye tespit edecek bilgi ve belgelerin bulunması gerektiğini, ilk derece mahkemesince bu hususlarda yapılan araştırmaların yeterli olmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi, davanın tapuda kayıtlı malik olarak görünen kişiye (kayyım'a) yöneltilen nam-ı müstear hukuksal nedenine dayanarak açılan tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olduğunu, davanın 5/2/1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille, bu yok ise yemin delili ile kanıtlanabileceğini açıklamıştır. Daire, davacı tarafından yazılı delil ibraz edilmediği ve yemin deliline de dayanılmadığı, nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararını kaldırılarak davanın reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz nedenleri
Davacı vekili, 05/02/1947 tarih, 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın dinlenebilir olduğu açıklamış, tüm dosya kapsamıyla davanın ispat edildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1. Nam-ı Müstear kavramı, gerçekte malik olmayan bir kişinin tarafı olduğu hukuki ilişki nedeniyle tapu sicilinde malik gibi görünmesi olarak izah edilebilir.
2. 05/02/1947 tarih, 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca çeşitli sebep ve amaçlarla bir taşınmaz kaydına gerçek malik yerine başka bir nam ve sözleşmede akitlerden bir yerine üçüncü bir şahsın gösterilmesinin mümkün olduğu, bu gibi hallerde, vekilin kendi namına ve müvekkili hesabına yaptığı tasarruflarda olduğu gibi hukuki bir durum veya her hangi bir maksatla üçüncü şahıslardan gerçeği gizleme gayesi güdülebileceği, kötü niyetli ve haksız gizlemeler dışında belirtilen olasılıklara göre açılacak bir davanın gerçekten, ya mevcut bir hakka dayanarak bir el değiştirme veya bir hakkın korunması niteliğini taşıyacağı bu durumunda temsil ve vekalet ilişkisinde mülkiyete halefiyet esas olarak kabul edilmiş bir husus olup halifiyeti düzeltme amacıyla öncelikle mülkiyetin vekile aidiyeti düşünülse bile temsil hükümlerine aykırı olduğundan bunun korunması ve devamına hükmolunamıyacağı zira TBK nun 509 maddesindeki vekilin kendi adına ve vekalet veren hesabına, gördüğü işlerden doğan üçüncü kişilerdeki alacağı, vekalet verenin vekile karşı bütün borçlarını ifa ettiği anda kendiliğinden vekalet verene geçer hükmünün bu düşünceyi doğruladığı, bunun dışında, gerek taşınır, gerek taşınmazlara ilişkin olsun namı müstear hadiselerinde meselenin bir istihkak ve mülkiyet davası niteliğini geçmeyeceğinden, ne resmi senet ne de şekil meselesinin bahse konu olmayacağı,meselenin kanunun amacına uygun düşeceği açıklanmıştır.
2. İlgili Hukuk
3. Değerlendirme
1. Davacı tarafından tapu kaydının düzeltilmesi talebiyle hasımsız olarak açılan İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesi 27/12/2012 tarih 2012/959 Esas- 2012/1459 sayılı karar; Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 07.05.2014 tarih, 2014/6853 Esas-2014/9359 Karar sayılı ilamında, davacının vekaletnamedeki nüfus bilgilerinin doğru olmadığını, vekaletnamenin sahte olduğu anlaşıldığından, olayda nam-ı müstear hukuksal nedenine dayanıldığının kabulünde zorunluluk bulunduğu belirtmiştir. Kararda, iddianın ileri sürülüş biçimine göre tapuda kayıt maliki gösterilen " ... oğlu ...’ın, bulunamaması halinde kayyım tayini ile kayyıma karşı yöneltilecek davanın çekişmeli yargı usulü ile Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği açıklanmıştır.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 7/5/2014 tarih, 2014/6853 Esas-2014/9359 Karar sayılı ilamında dosya içeriği ve toplanan delillerden, 6219 ada 18 (59) parsel sayılı taşınmaz üzerindeki, kat irtifaklı, 6 no'lu bağımsız bölümün ... adına kayıtlı iken 19/02/1979 tarihinde vekil ... tarafından ... oğlu ... adına satın alındığı, tescile dayanak Karşıyaka 1.Noterliğinin 14/02/1979 tarihli düzenleme vekaletnamesinde,...,... sayfada nüfusa kayıtlı ...,... oğlu ... tarafından vekil ...'ya taşınmaz satın almak için yetki verildiğinin görüldüğü belirtilmiştir. Bununla birlikte, vekaletnamede belirtilen ve vekil eden ...'nın vekaletnamede nüfusta kayıtlı olduğu yazılan ... İlçesi nüfus idaresinden yapılan araştırmada bu kişinin nüfus kaydına rastlanmadığı, vekaletname tarihinde Türk Vatandaşı olmadığı, davacının Yunan Uyruklu iken Bakanlar Kurulunun 22/06/1982 günlü kararı ile Vatandaşlığa alındığı ve ...,.. ... hane ve 1. sırada nüfusa kayıtlandığı bildirildiği ifade edilmiştir. Diğer bir deyişle, davacının vekaletnamedeki nüfus bilgilerinin doğru olmadığı, yani vekaletnamenin sahte olduğunun anlaşıldığı vurgulanmıştır.
3. 05/02/1947 tarih, 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında, vekilin taşınmazı müvekkili nam ve hesabına alması gerekirken kendi namına satın alıp tapuya tescil ettirmesi durumunda, tescil işlemi vekil adına yapılsa da mülkiyetin müvekkile ait olacağı, müvekkilin tapu sicilinin düzeltilmesi davası açarak taşınmazı adına tescil ettirebileceği kabul edilmiştir.
4. Somut olayda davacı, yargılamaya konu taşınmazı adına tescil ettirebilmek için düzenlenen vekaletnamedeki bilgilerin doğru olmadığını ileri sürmüş, takma adla tapuda adına tescil yapılan kişinin kendisi olduğunu iddia ederek tapu kaydının düzeltilmesini istemiştir. Davacı kayıt tarihi itibariyle gerçekte mevcut olmayan bir kişi adına oluşturulan kaydın iptali ile adına intikali, talep etmiştir.
5. Davacı iddiaları, taşınmazın vekalet veren nam ve hesabına alınarak, tapuya tescil ettirildiği yönündedir. Bölge Adliye Mahkemesi kararında atıf yapılan ve yukarıda açıklanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında ise taşınmaz vekil tarafından kendi namına satın alınıp tescil edilmiştir. Dairece kararda atıf yapılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı somut olaya uygun düşmemektedir. Ayrıca gerçekte var olmayan bir kişinin eli ürünü yazılı bir belgenin ibrazı ve bu kişiye yemin teklifinin mümkün olmadığı da gözetilmemiştir.
6.Yukarıda açıklanan sebeplerle tüm dosya kapsamındaki deliller dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR:
Açıklanan nedenlerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının ilgiliye iadesine, 11/01/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy