MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 14/01/2015 tarihinde verilen dilekçeyle elatmanın önlenmesi ve kal talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 31/01/2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davalılar vekili tarafından talep edilmiştir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 21/12/2021 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... vekili Av. ... ile karşı taraftan davacı vekili Av. ... Dinler geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-K A R A R-
1.DAVA
1.1. Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin paydaşı olduğu 795 parsel sayılı taşınmazın davalılar tarafından ayrı ayrı ev yapmak ve duvar çekmek suretiyle işgal edildiğini belirterek, elatmanın önlenmesi ve kal talep etmiş, kal talebi nedeniyle yargılama sırasında dava konusu parselin diğer paydaşları davaya dahil edilmiştir.
2.CEVAP
2.1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu taşınmaza herhangi bir tecavüzünün söz konusu olmadığını, 1981 yılında zilyetlik yolu ile satın alarak bu tarihten itibaren iyiniyetle kullandığını, gözden kaçmış bir tecavüzün varlığı söz konusu ise, evin değerinin arsa değerinden fazla olması nedeniyle davanın reddini savunmuştur.
2.2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin dava dilekçesinde belirtilen evi yaklaşık 30 yıl önce satın aldığını, müvekkilinin iyi niyetli olup dava konusu taşınmaza bilerek ve isteyerek tecavüz etmediğini, evin değerinin zemin değerinden fazla olduğunu, uygun görülmesi halinde bedeli mukabilinde alınabileceğini belirterek, açılan davanın reddini savunmuştur.
2.3. Davalı ... ve Mehmet vekili beyan dilekçesinde, müvekkili ...'in dava konusu taşınmaza tapusuz iken ev yaptığını, dava dışı...ın inşa ettiği üst katı bir müddet sonra ihtiyacı sebebiyle diğer müvekkili ...'a sattığını belirterek davanın reddini savunmuş, mahkeme aksi kanaatte ise dava konusu yerin bedelinin ödenmesi suretiyle ifrazen tescil ile müvekkilleri adına 1/2 hisseli olarak tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
3. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
3.1. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, dava konusu taşınmazın tapuda davacı adına kayıtlı olup davalıların taşınmaz üzerinde hukuken korunmaya değer mülkiyet veya üstün hakkının bulunmaması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
4. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
4.1. Hükmün istinaf yolu ile incelenmesi ayrı ayrı davalılar vekilince talep edilmiştir.
4.2.Bölge adliye mahkemesince; davalılar tarafından usulünce açılmış bir temliken tescil davası bulunmadığı ve cevap süresi içerisinde savunma yoluyla da ileri sürülmediğinden, davalıların temliken tescil talebine ilişkin itirazları inceleme konusu yapılmamıştır.
4.3.Dava konusu taşınmazda davacı 1/6 oranında paydaş olmasına rağmen, davalılar taşınmaz üzerine ev yapmış iseler de herhangi bir üstün hakları olduğunu ispatlayamadıkları anlaşıldığından, davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
5. TEMYİZ
5.1. Bölge adliye mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ve ... vekili ve duruşmalı olarak davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5.2. Temyiz Nedenleri
5.2.1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin dava konusu taşınmazı 30 yılı aşkın süredir kullandığını, elektrik ve su faturalarının müvekkili adına olduğunu, cevap dilekçesinde temliken tescil talebinde bulunmalarına ve bilirkişi raporuna göre evin değerinin arsa değerinden fazla olmasına rağmen mahkemece TMK’nın 723. ve 724. maddeleri yönünden inceleme yapılmadığını belirterek, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
5.2.2.Davalı ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkillerinin dava konusu taşınmazın Hazine veya ormandan kalan tapusuz bir taşınmaz olduğu düşüncesiyle iyiniyetle ev yaptıklarını, evin değerinin arsa değerinden fazla olduğunu, TMK’nın 723. ve 724. maddeleri gereğince davalılar adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verildiğini belirterek, hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
6. YARGITAY KARARI
6.1. Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal talebine ilişkindir.
6.2. Türk Medeni Kanununun 684 ve 718. maddeleri hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi TMK’nın 722, 723. ve 724. maddelerinde özel olarak düzenlemiştir.
6.3. Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde malzeme sahibinin iyiniyetli olması yanında diğer bazı koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir.
6.4. TMK’nin 723. maddesindeki düzenlemede ise;
a) Malzeme sahibinin iyiniyetli olması halinde; aşırı zarar doğması sebebiyle yapı yıkılamadığı takdirde taşınmaz malikinin malvarlığında sebepsiz bir zenginleşme meydana geleceğinden, taşınmaz malikinin malzeme sahibine muhik (haklı) bir tazminat vermesi gerektiği,
b) Malzeme sahibi iyiniyetli değilse; tazminat miktarının, levazımın en az kıymetini geçemeyeceği belirtilmiştir. 04.03.l953 tarihli ve 10/3 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararının gerekçesinde benimsenen ve uygulamada kararlılık kazanmış ilke uyarınca, aşırı zarar nedeniyle yapı yıkılamıyorsa veya ağaçlar sökülemiyorsa, iyi veya kötüniyete göre, muhik tazminat veya en az levazım bedelini ödeyip ödemeyeceği arsa malikinden sorulmalı, kabul ettiği takdirde bu bedel karşılığı yapının taşınmaz malikine aidiyetine karar verilmeli, aksi halde yıkım isteği reddedilmelidir.
6.5. Yargıtay’ın artık yerleşik bu uygulaması ile başkaca bir dava açılmasına gerek kalmaksızın taraflar arasındaki uyuşmazlık daha az giderle, daha çabuk ve kolay, daha sağlıklı şekilde çözülecektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.10.1983 tarihli ve 1980/1-2348 Esas ve 1983/971 Karar sayılı, 19.11.2003 tarihli, 2003/1-718 Esas ve 2003/709 Karar sayılı kararları da bu yöndedir.
6.6. Somut olayda, yargılama sırasında davalılar savunma yoluyla temliken tescil taleplerinin bulunduğunu belirtmesine ve ayrı bir dava yoluyla istemelerine gerek olmamasına rağmen, bölge adliye mahkemesince usulüne uygun açılmış bir temliken tescil davasının bulunmaması nedeniyle taleplerinin reddine karar verilmesi doğru değildir. Ancak dava konusu 795 parsel sayılı taşınmaz ifrazen 1961 yılında tapuya tescil edilerek, davacılar adına paylı olarak intikal etmiştir. Davalıların beyanları doğrultusunda evlerinin bulunduğu yerleri çap oluştuktan sonra iktisap ettikleri ve evleri yaptıkları konusunda ihtilaf bulunmadığına göre iyiniyetli olarak kabul edilemezler. Bu durumda yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında temliken tescil taleplerine ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
6.7. Davacının kal talebi yönünden verilen karara gelince, mahkemece yapılan araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir. Yukarıda 6.4. bentte açıklandığı üzere, malzeme sahibinin iyiniyetli olmadığı durumda, asgari levazım bedelini ödeyip ödemeyeceği arsa malikinden sorulması, kabul ettiği takdirde bu bedel karşılığı yapının taşınmaz malikine aidiyetine karar verilmesi, aksi halde yıkım isteği reddedilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 6.7. bentte açıklanan nedenlerle davalı ..., ...ve ... vekilinin temyiz isteminin kabulü ile temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, 6.6. bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının REDDİNE, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 3.815,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...’a verilmesine, 21.12.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.