MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ: Niksar Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21/07/2016 ve 17/11/2016 tarihlerinde verilen dilekçelerle meraya elatmanın önlenmesi, kal talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın kabulüne dair verilen 28/03/2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi asıl ve birleştirilen davada davalılar tarafından talep edilmiştir. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi asıl davada davalı ve birleştirilen davada davalılar tarafından istenilmekle, tayin olunan 14/12/2021 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden asıl davada davalı ..., birleştirilen dava davalısı ... ile karşı taraftan davacı Hazine vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 3.815,00TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalı ve birleştirilen davada davalılardan alınarak davacı Hazine'ye verilmesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 14/12/2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davalar, davalılar tarafından mera vasfında bulunan taşınmazlara ayrı ayrı kalıcı nitelikte ev ve eklentiler yapmak suretiyle yapılan elatmanın önlenmesi ve yapılan inşaatların kal'ine karar verilmesine yer ilişkindir.
Davalılar yapılan binaların ihtiyaca binaen yapıldığı ve bu yerlerin kadimden beri köylülerce ve taraflarınca kullanıla geldiği açıklamalar gereğince haksız olan davanın ayrı ayrı reddini talep etmişler; ayrıca hüküm verildikten sonra istinaf başvuruları sırasında, almış oldukları Yapı Kayıt Belgesi (YKB)'nin de dikkate alınmasını ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davaların reddini istemişlerdir.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi 2019/1341 Esas, 2019/1238 sayılı Karar ile ilk derece mahkeme kararını yerinde bulmuş ve ayrıca sunulan Yapı Kayıt Belgesinin de bu aşamada dikkate alınmayacağını belirterek istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Davacıların ayrı ayrı temyizi üzere Yüksek Dairemizce yapılan inceleme sonucu çoğunluk istinaf kararının onanması görüşünde bulunmuştur.
Olayımızda tartışma konusu olmayan husus, davalılarca her hangi bir üstün hakka dayanmaksızın mera niteliğindeki taşınmaza ayrı ayrı binalar inşa etmeleridir. Bu husus yapılan keşif, bilirkişi incelemeleri ile sabittir.
Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan mera, orman, yol vb. alanlarda yapılaşma yapılamayacağı, mülkiyet hakkı elde edilemeyeceği ilgili kanunlarda açıkça belirtilmiştir.
Ancak olayımızda değerlendirilmesi gereken ve özellikle ilk derece mahkemesi kararı sonrası davalılarca alınmış olan Yapı Kayıt Belgeleridir.
Bilindiği üzere 2018 yılında, 7143 sayılı kanunla, 3194 sayılı imar kanuna geçici 16. madde eklenerek, ruhsatsız yapıların kayıt altına alınması ve imar barışı sağlanması için, 31/10/2018 tarihine kadar ilgili birimlere başvurulması ve gerekli şartların sağlanması halinde... Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Hükmü getirilmiştir.
Kanunda Yapı Kayıt Belgesi verilmeyecek yerler yönünden sınırlı sayıda yer belirtilmekle beraber, açıkça mera ve vb. yerler için bir açıklama getirilmemiş, bu hususlar ikinci mevzuatta açıklanmaya çalışılmıştır.
Doktrinde genel olarak konumuza özgü olmak üzere meralar yönünden, ilgili imar barışı mevzuatında bir engel bulunmadığı, bu yerlerde yapılan binalar için Yapı Kayıt Belgesi alınabileceği belirtilmekle beraber, yeni oluşan içtihatlar itibariyle Yapı Kayıt Belgesi alınamayacağı belirtilmektedir.
Yapı Kayıt Belgesi için Yargıtay uygulamasında "yapının kullanılmasına ilişkin geçici bir statü sağlayan, yapının bu statü ile imara aykırı olmasına karşın idare tarafından kullanılmasına izin verilen" belge olduğu belirtilmektedir.
Davalılar tarafından yapılan binalar için Yapı Kayıt Belgesi verilmekle beraber, bu yerlerin ilgililere satışı özel kanunlar gereğince mümkün değildir. Mera niteliğinde bulunan yerlere yapılan binalar için Devletin mevcut olayımızda olduğu gibi davalar açması mümkündür. Çünkü geçerli olarak alınan Yapı Kayıt Belgesinin mülkiyet hakkı tanımamakta, yine binayı kullanma imkanı vermekle birlikte zilyetlik yönünden de ilgilisine bir hak vermemektedir.
İlk derece mahkemesi kararını 28/03/2018 tarihinde vermiş olup, 7141 sayılı kanun ise karardan sonra 11/05/2018 tarihinde yürürlüğe girmiş ve getirmiş olduğu haklar için aynı yılın sonuna kadar süreler tanınmıştır.
Bütün bu açıklamaların değerlendirilmesine gelecek olursak, öncelikle davalıların lehlerine olan kanuni düzenleme gereğince karardan sonra almış oldukları Yapı Kayıt Belgeleri için istinaf talebinde bunları açıklamaları ve buna karşılık bu belgeleri istinafın dikkate almaması hak arama özgürlüğü yönünden kabul edilemez olduğu gibi, bu konuyu incelemekte istinaf için kamu düzeninden olduğu aşikardır.
Yapı Kayıt Belgelerinin henüz hukuk alemine yeni gelen bir müessese olduğu, bir statü belgesi niteliğinde olduğu, belge düzenlenen binalar için bir takım haklar tanıdığı açık olup, bu tespitlere göre gerek istinaf, gerekse de temyiz incelemelerinde bu konu yeterince tartışılmamıştır.
Daha önce tapu tahsis belgesi yönünden yapılan bir bireysel başvuruyu değerlendiren Anayasa Mahkemesi, taşınmazın kamu yararı amacıyla tahliye edilmek istenmesine rağmen binanın değerinin ödenmemesi veya zararı telafi edici taleplerin sunulmamasını, mülkiyet hakkının (yapı) ihlali sonucunu doğurduğuna karar vermiştir. (Anayasa Mahkemesi 2. bölüm 10/06/2015 tarih ve B. No: 2013/6670 sayılı Kararı)
Olayımızda davacı tarafından açılan elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinin, esasen ilgili mevzuata uygun olmakla birlikte, Devletin bir birimi tarafından yasal mevzuat gereğince davalılara verilen Yapı Kayıt Belgesinin görmezden gelinmesi bir tezat oluşturmaktadır.
Çünkü davalıların tamamı Niksar ilçesi, Bilgili Köyü nüfusuna kayıtlı ve taşınmazın bulunduğu köy halkından oldukları, bu eylemler dışında başkaca bir olumsuz davranışları görülmeyen Türk vatandaşlarıdır. Devletlerine güvenerek kendi köylerinde kadimden beri kullandıkları eski yayla evi yerine yapmış oldukları ihtiyaçla sınırlı binaları için bir karşılık almaksızın bu yerleri terk etmeleri, yaptıkları binaların yıkılması esasen ağır neticeleri olan orantısız bir durumdur.
Neticeden bu açıklamalar ışığında temyize konu kararın en azından Yapı Kayıt Belgeleri dikkate alınarak kal kararı yönünden bozulması, davalılar için makul bir çözümün bulunması yönünde araştırma yapılması için dosyanın İlk derece Mahkemesine İadesi gerekirken, sayın çoğunluk tarafından alınan onama kararına katılmadığımı saygılarımla açıklarım.