7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12/08/2015 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin fekki talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 27/04/2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili şirketin 4735 ada 3 numaralı parseli 25/11/2013 tarihinde satın aldığını, taşınmazın kaydında ipotek olduğundan tevhit işlemlerini yapamadığını, taşınmaz kaydında davalı ... Uslu adına 03/12/1990 tarihi ve 4737 yevmiye numaralı 1.100,000,00 TL bedelli ipotek bulunduğunu belirterek, davalı adına açılacak bir hesaba ipotek bedelinin ödenmesine karar verilerek ipotek kaydının kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, 22.200,00TL ipotek bedeli karşılığında ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Hükmün davalı ...'nun mirasçısı ... vekili ve bir kısım mirasçılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 14.Hukuk Dairesinin 14/10/2020 tarihli 2016/17946 Esas 2020/6228 Karar sayılı ilamıyla, ‘’davalı ...'nun dava açılmadan önce 16/09/1985 tarihinde ölmüş olduğunun nüfus kaydı ve veraset ilamı ile sabit olduğu ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı, dava tarihinden önce ölen kişinin taraf ehliyetini yitireceği, dava tarihinde şahsiyeti sona ermiş kimsenin mirasçılarına halefiyet kuralı uygulanamayacağından davaya dahil edilmek veya dava ıslah edilmek suretiyle davaya devam edilemeyeceği’’ gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
1)Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2)Hemen belirtilmelidir ki, taraf ehliyeti davada taraf olabilme yeteneğidir. Kimlerin taraf ehliyetine sahip oldukları 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre belirlenir.Türk Medeni Kanununun 28. maddesinde, gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarak da taraf ehliyetinin sona ereceği belirtilmiştir. Dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiyeti son bulan kişinin taraf ehliyetini yitireceği kuşkusuzdur.
Bu itibarla, gerek Türk Medeni Kanunu gerekse Hukuk Muhakemeleri Kanunu, davanın açıldığı tarihte hayatta bulunan kişiler yönünden düzenleyici hükümler koymuş, ölen kişiler hakkında açılacak davalar yasalarımızda yer almamıştır. Nitekim 04.05.1978 tarihli ve 1978/4-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da dava tarihinden önce ölen kişinin taraf ehliyetini yitireceği, aleyhine dava açılamayacağı, dava tarihinde şahsiyeti sona ermiş kimsenin mirasçılarına halefiyet kuralı uygulanamayacağından davaya dahil edilmek veya dava ıslah edilmek suretiyle davaya devam edilemeyeceği vurgulanmış, bu doğrultudaki içtihatlar kararlılık kazanmıştır.
Somut olayda:mahkemece, ölü kişi aleyhine açılan davanın kabul edilmesi üzerine hakkında dava açılan ölü kişi ... mirasçılarından bir kısmı ve mirasçılardan ... vekili tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 14.Hukuk Dairesinin 14/10/2020 tarihli ilamıyla ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı gerekçesiyle hükmün bozulması üzerine bozma doğrultusunda davanın usulden reddine, davalılardan ...’un kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile ...’a verilmesine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, bir davada verilen hüküm, yalnız o davanın tarafları bakımından kesin hüküm teşkil eder (HUMK m.237). Bir davanın taraflarının kimler olduğu ise, davacı tarafından dava dilekçesinde gösterilir. Eş söyleyişle, istemde bulunan kimsenin taraf olarak gösterdiği kişi usul hukuku yönünden taraf olup, eylemli olarak dava edilen taraf sayılmıştır. Bu kişinin gerçekten o davada taraf ehliyetine sahip olup olmadığı da, davanın görülmesi sırasında belirlenecektir.
Yararına vekalet ücreti verilen ... karar başlığında davalı olarak yazılmış ise de; hakkında dava açılan ölü kişi ... mirasçılarından olup davada taraf olarak gösterilmediğinden taraf sıfatı bulunmamaktadır. Davada taraf olmayan mirasçılar yararına vekalet ücretine hükmedilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu husus kararın bozulmasını gerektirmiş ise de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bent uyarınca davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kendisini vekille temsil ettiren mirasçı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin hüküm sonucunun dördüncü bendinin, hükümden çıkarılmasına, hükmün HUMK'nun 438/7 maddesi gereğince DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.11.2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.