7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ: İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.05.2015 tarihinde verilen dilekçeyle tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın kabulüne dair verilen 15.02.2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davalı vekili tarafından talep edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı idare adına kayıtlı 1336 ada 7 parsel sayılı, 143,75 m² alanlı taşınmazın l00,50 m²'lik kısmı için müvekkilinin murisi/babası Hüseyin Küçük adına 20.09.1984 tarihli tapu tahsis belgesi düzenlendiğini ve tahsisin tapunun beyanlar hanesine 03.10.1984 tarihinde şerh düşüldüğünü, muris Hüseyin Küçük’ün ise sağlığında, noterde düzenleme şeklinde yapılan 14.03.2006 tarihli vasiyetnamesi ile adına tahsisli bu yeri ölünceye kadar kendisine bakması şartıyla müvekkiline devretmeyi taahhüt ettiğini, söz konusu vasiyetnamenin İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 03.07.2014 tarihli ve 2014/999 Esas, 1025 Karar sayılı dosyasında açılıp okunduğunu, müvekkilinin kardeşi Emine Küçük tarafından vasiyetnamenin iptali istemiyle açılan davanın ise İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.06.2015 tarihli ve 2014/225 Esas, 2015/176 sayılı kararıyla reddedildiğini, öte yandan muris Hüseyin Küçük’ün sağlığında İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/446 Esas sayılı dosyasıyla tapu tahsis belgesine dayalı olarak açtığı tapu iptali ve tescil davasının da arsa bedelini verilen süre içerisinde yatırmadığından açılmamış sayılmasına karar verildiğini, 2981 sayılı yasaya göre muris adına tahsisli yerin 3194 sayılı yasanın 18. maddesinin uygulamasıyla müstakil imar parseli haline geldiğini ve bağımsız tapu kaydının oluşturulduğunu, taşınmazın konut alanında kalmakta olup tahsisli gecekondunun da zeminde halen mevcut olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazın muris adına tahsisli 100,50 m²'lik kısmının dava tarihi itibariyle belirlenecek arsa bedeli karşılığında, davalı adına kayıtlı tapunun iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazın müvekkili idarece açılan tapu iptali ve tescil davası sonucu 27.07.1984 tarihinde Müstesna ... Vakfı adına hükmen tescil edildiğini, taşınmaz üzerinde bulunan gecekondu nedeniyle davacının murisi Hüseyin Küçük'e tapu tahsis belgesi verilmiş ise de dava konusu taşınmazın müracaat tarihi itibariyle üçüncü bir şahıs mülkiyetinde olması ve yapının da 17.01.1957 tarihinden önce yapılmış olması nedeniyle tapu tahsis belgesinin iptaline ve tapu tahsis belgesinin Hüseyin Küçük mirasçıları adına tapuya dönüştürülmesi talebinin reddedilmesine dair tapu tahsis inceleme komisyonu tarafından 22.06.2015 tarihli ve 12 sayılı kararın alındığını, adı geçenin mirasçılarına tebligat gönderildiğini ve tapu kütüğündeki tahsis şerhinin de terkini için Şişli Tapu Müdürlüğüne yazı yazıldığını, tapu tahsis müracaatı bulunan kişinin hak sahibi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, tapu tahsis belgesi sahibi Hüseyin Küçük'ün vefatı ile geriye mirasçıları olarak çocukları davacı ... ile dava dışı Emine Küçük'ün kaldığı, murisin taşınmazdaki tapu tahsis belgeli yeri 14.03.2006 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davacı kızına temlik ettiği, davalı idarece 22.06.2015 tarihinde tapu tahsis belgesinin iptaline karar verilmiş ise de dava tarihi itibariyle geçerli bir tapu tahsis belgesinin bulunduğu ve keşfen belirlenen 160.800,00TL arsa bedelinin de davacı tarafça mahkeme veznesine depo edildiği gerekçe gösterilerek, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu taşınmazın 10050/14375 payının iptali ile davacı adına tesciline, kalan 4325/14375 payın davalı üzerinde bırakılmasına ve depo edilen 160.800,00TL'nin karar kesinleştiğinde davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından hükmün istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince; tapu tahsis belgesinin varlığının, tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli olmadığı, tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için öncelikle hukuki yönden geçerliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması gerektiği, somut olayda ise ... (İstanbul 1. Bölge Müdürlüğü) Tapu Tahsis İnceleme Komisyonunun 20.09.1984 tarihli ve 263 No’lu tapu tahsis belgesinin iptaline ve tapu tahsis belgesinin mirasçıları adına tapuya dönüştürülmesi talebinin reddedilmesine ilişkin 22.06.2015 tarihli ve 12 karar No’lu işleminin hukuki geçerliliğini koruduğu, bu durumda davacıya ait hukuken geçerli bir tapu tahsis belgesi bulunmadığından mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp, yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için;
-Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması,
-Tahsise konu yerde 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca imar planı veya 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı Yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması,
-İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması,
-Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması,
-Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması,
-Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması,
-İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasanın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir.
Mahkemece, yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasanın 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının (DOP) davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak, tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir.
Öte yandan, 2981 sayılı Kanunun 10/a maddesinde "... Hazine, belediye, il özel idaresine ait veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün idare ettiği arsa veya araziler üzerinde, gecekondu sahiplerince yapılmış yapılar" için tapu tahsis belgesi verilebileceği hükmü düzenlenmiştir.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince; dava konusu İstanbul ili, Şişli ilçesi, Eskişehir Mahallesinde bulunan 1336 ada 7 parsel sayılı taşınmazın, tapuda Müstesna ... Vakfından icareli olarak İslerya oğlu Yorgi adına kayıtlı iken, Şişli 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.03.1984 tarihli ve 1983/600 Esas, 1984/169 Karar sayılı ilamı ile adı geçen kayıt malikinin Medeni Kanunun yürürlük tarihinden önce mirasçı bırakmadan öldüğü ve kadastro tespiti sırasında beyanname veren olmadığından taşınmazın kayıt maliki adına tescil edildiği gerekçesiyle Müstesna Hasan Paşa Vakfı adına tesciline karar verildiği ve tapuda 27.07.1984 tarihinde hükmen tescil işleminin yapıldığı; davacının murisi/babası Hüseyin Küçük’ün ise taşınmazda bulunan gecekondusu için 2981 sayılı Yasa uyarınca 31.05.1983 tarihinde imar affı başvurusunda bulunduğu ve davalı idarece taşınmazdaki gecekondunun işgal ettiği 100 m²’lik kısım için muris adına 20.09.1984 tarihli tapu tahsis belgesinin düzenlendiği, 03.10.1984 tarihinde de tapuya şerh verildiği anlaşılmıştır.
Davacının murisi/babası Hüseyin Küçük’ün 2981 sayılı Yasa uyarınca imar affı başvurusunun 31.05.1983 tarihinde yapıldığı, ancak bu tarih itibariyle dava konusu taşınmazın İslerya oğlu Yorgi isimli özel bir şahıs adına kayıtlı olup, Müstesna Hasan Paşa Vakfı adına ise 20.03.1984 tarihli mahkeme kararına dayalı olarak 27.07.1984 tarihinde hükmen tescil edildiği anlaşıldığından, dava konusu taşınmazın 2981 sayılı Yasanın 10/a maddesi kapsamında değerlendirilmesine olanak bulunmadığı gibi davalı ... Müdürlüğünün dava konusu taşınmaz yönünden tapu tahsis belgesi düzenleme yetkisi de bulunmamaktadır.
Anayasa Mahkemesinin 2013/6767 Başvuru No’lu ve 04.02.2016 karar tarihli benzer bir olaya ilişkin verdiği kararında da; tapu tahsis belgesi ile başvurucunun murisinin kullanımına bırakılan taşınmazın imar affı başvurusu tarihi itibariyle tapuda özel bir kişi adına kayıtlı olup, daha sonra hükmen Maliye Hazinesi adına tescil edildiği anlaşıldığından 2981 sayılı Yasanın dava konusu taşınmaz yönünden uygulanamayacağı, tapu tahsis belgesinin koşullu olarak kullanım hakkı sağlamakta olup başvurucu açısından gerekli şartların oluşmadığı ve mevcut koşullarda başvurucuya tapu senedi verilmesini sağlayan bir kanun hükmü veya yerleşik içtihat da bulunmadığı gerekçe gösterilerek başvurucu tarafından, tapu tahsis belgesinin iptaline ilişkin idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddine dair verilen mahkeme kararı ile Anayasanın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediği yönünde karar verilmiştir.
Bu durumda, İstanbul Bölge Adliyesi 7. Hukuk Dairesince; dava konusu taşınmazın, davacının murisi Hüseyin Küçük tarafından üzerindeki gecekondu için imar affı başvurusunun yapıldığı tarihte davalı idareye ait olmayıp, özel bir şahıs adına kayıtlı olduğundan, 2981 sayılı Yasanın 10/a maddesi kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı ve davalı ... Müdürlüğünün dava konusu taşınmaz hakkında tapu tahsis belgesi düzenleme hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ise de sonuç itibariyle davanın reddine karar verildiğinden, 6100 sayılı HMK’nın 370/2. maddesi gereğince hükmün gerekçesinin düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 13.06.2019 tarihli ve 2018/1978 Esas 2019/1071 Karar sayılı hükmünün gerekçesinin DEĞİŞTİRİLMİŞ VE DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan harcın yatırana iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine; kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 11.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.