7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
...
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.02.2010 ve 06.04.2010 günlerinde verilen dilekçeler ile asıl davada satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat; birleştirilen davada satış vaadi sözleşmesine dayalı tazminat talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 14.03.2018 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 04.01.2021 günü için yapılan tebligat üzerine gelen olmadı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KA R A R
Asıl dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil ikinci kademede tazminat; birleştirilen dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tazminat istemlerine ilişkindir.
Asıl davada davacı vekili, davalıların murisleri ... adına kayıtlı olup kendilerine intikal eden İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi 6, 30, 31, ...,...,... 4566, 4697, 4763, 4787, 4788, 4793 ve 4794 sayılı parseller ile 487 ada 8 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını Büyükçekmece 1. Noterliğinin 30.11.2005 tarih, 29124 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi ile müvekkiline satmayı vadettiklerini, davalıların dava konusu taşınmazlarla ilgili işlemler için müvekkiline vekaletname verdiklerini, müvekkilinin bu vekaletnameye istinaden Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/1051 Esas ve 2006/370 Esas sayılı dosyalarında kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat davası açtığını, daha sonra davalılardan tapu devrini istediğini, ancak davalıların taşınmazların ferağını vermediklerini belirterek, dava konusu taşınmazlarda satışı yapılan hisselerin tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde satış vaadi sözleşmesine konu olan taşınmazlar için açılan kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat davası sonunda hükmedilen bedellerin tazminat olarak davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleştirilen davada davacı vekili, davalılar tarafından Büyükçekmece 1. Noterliğinin 30.11.2005 tarih, 29124 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesiyle müvekkiline satışı vadedilen taşınmazların kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat bedelleri olan ve davalıların hissesine düşen 420.440,26TL’nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere ve faiziyle birlikte davalılardan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, dava konusu taşınmazların tapu kaydında kamulaştırma şerhi bulunduğunu, davacının bu şerhlerin varlığını bilerek kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat davası açmak için satış vaadi sözleşmesi düzenlediğini ve vekaletname aldığını, davacının bu şekilde başka davalarının da olduğunu, davacının müvekkillerinin tecrübesizliğinden yararlandığını, taşınmazların değerini bilirkişi raporu ile öğrendiklerini, davacının hilesi ve gabin söz konusu olduğunu, satış vaadi sözleşmesine konu olamayacak taşınmazlar için düzenlenen satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğunu beyan ederek, sözleşmenin geçersizliğinin tespitine karar verilmesini istemiş ve davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen ilk kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 11.03.2015 tarih, 2015/1164 Esas -2015/2654 Karar sayılı ilamıyla, “Somut olayda dayanılan 29.11.2005 tarihli satış vaadi sözleşmesi kanuna ve usulüne uygun düzenlenmiş geçerli bir sözleşmedir. Ancak satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağı bulunmalıdır. Elbirliği mülkiyetine (TMK m.701) konu bir taşınmazda elbirliği (iştirak halinde) ortaklarından birinin, ortaklık dışı bir kişiye satım vaadinde bulunması halinde, sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olmakla birlikte elbirliği ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemez. Dava konusu taşınmazlar davalıların murisi ... adına kayıtlı olup, davalılar elbirliği ortaklarından olduklarından davanın ifa imkansızlığı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddi doğru değildir.Diğer taraftan davacı tapu iptali tescil mümkün olmaz ise tazminat isteminde bulunduğundan, davacının tazminata ilişkin kademeli istemi incelenerek hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken bu hususun gözardı edilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.04.2015 tarih, 2011/1059 Esas-2015/180 sayılı Kararı ile davaya dayanak olan Büyükçekmece 1. Noterliğinin 30/11/2005 tarih 29124 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğunun tespiti ile iptaline karar verildiği, kararın Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 05.10.2016 tarih 2015/26137 Esas -2016/17687 Karar sayılı ilamıyla onandığı, karar düzeltme isteminin ise 16.11.2017 tarih 2016/30953 Esas -2017/11217 Karar sayılı ilamıyla reddedildiği ve kararın kesinleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2. maddesinde hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu belirtilmiştir. Anılan hüküm uyarınca hükümde, birleştirilen her dava için ayrı ayrı karar verilmesi ve hüküm fıkrasında, her dava için verilen kararın ayrı ayrı gösterilmesi gerekir.
Somut olaya gelince; davacının 06.04.2010 tarihinde Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı satış vaadi sözleşmesine dayalı tazminat istemli 2010/498 Esas sayılı davanın eldeki dava ile arasında hukuki ve fiili bağ olması nedeniyle 12.10.2010 tarihinde birleştirilmesine karar verilmiş ve mahkemece eldeki davada 17.02.2011 tarihli duruşmada mahkemenin 2010/498 Esas sayılı dosyasının birleştirilmesine karar verilerek dosya içerisine alındığı duruşma tutanağına yazılmıştır. Ancak mahkemece, birleştirilen dava hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere asıl ve birleştirilen dava için verilen kararın hüküm fıkrasında ayrı ayrı gösterilmesi gerektiğinden mahkemece, birleştirilen dava hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmamıştır.
Kabule göre de; taraflar arasında düzenlenen Büyükçekmece 1. Noterliğinin 30.11.2005 tarih 29124 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğunun tespiti ile iptaline dair verilen Büyükçekmece 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.04.2015 tarih, 2011/1059 Esas -2015/180 sayılı Kararı kanun yolu denetiminden geçerek kesinleşmiş ise de geçersiz sözleşme kapsamında tarafların aldıklarını iade etmeleri gerektiğinden davacının tazminat talebi hakkında bir karar verilmemiş olması da doğru değildir.
Mahkemece, değinilen hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.01.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Full & Egal Universal Law Academy