MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 15/10/2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03/06/2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, Muğla ili, Fethiye ilçesi, Uzunyurt Köyü 110 ada 2 parsel sayılı taşınmazın muris oğulları Şaban Uslu tarafından 23.08.1999 tarihli sözleşme ile ...'dan satın alındığını ancak tapuda devir işlemlerinin gerçekleştirilmediğini, oğulları Şaban Uslu'nun 11.09.1999 tarihinde vefat ettiğini belirterek taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile kendi adlarına tapuya kayıt ve tescilini istemişlerdir.
Birleştirilen Fethiye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/75 Esas, 2002/308 Karar sayılı dosyasında davacılar; asıl davada davalı olarak gösterilen ...'nun 25.04.2000 tarihinde vefat etmiş olması nedeniyle mirasçılarına karşı tapu iptal tescil isteminde bulunmuşlardır.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen ilk karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilince Yargıtay 8. Hukuk Dairesince 12/04/2004 tarih, 2004/2616 Esas, 2004/2815 Karar sayılı ilamı ile “..Fethiye Müze Müdürlüğünün 22.07.2002 tarihli yazısı ve ekindeki rapora göre; dava konusu taşınmaz arkeolojik sit alanı içinde kalan bir yerdir. Hemen belirtmek gerekir ki, bir taşınmazın salt arkeolojik sit alanında kalması, onun kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle veya diğer bir mülkiyet belgesiyle iktisabına engel değildir. Koşullarının oluşması durumunda böyle bir yerin edinilmesi mümkün olabilir. Ne var ki; 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu hükümleri açısından Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Bir taşınmazın kültür ve tabiat varlığı niteliğinde olup olmadığını belirleyen merci Kültür Bakanlığına bağlı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'dur. 2863 sayılı Kanun'un 6. maddesinde tarif edilen, taşınmaz içerisinde kültür varlıklarından sayılan yerlerin bulunup bulunmadığı, varsa bunların korunma alanları ve 7. maddeye göre bunların tespitlerinin yapılıp yapılmadığı ve Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu” tarafından tescil edilip edilmediği anılan kurumdan sorulmadan ve bu konudaki kurul kararı getirilmeden hiçbir gerekçe içermeyen arkeolog bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması doğru değildir..” şeklindeki gerekçeyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince 18/11/2020 tarih, 2020/2497 Esas, 2020/7362 Karar sayılı ilamı ile "...Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarınca Birinci Grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunmaması koşuluyla, doğal sit alanları ile 3. derece arkeolojik sit alanlarında bulunan taşınmazların diğer koşullar da oluştuğu takdirde zilyetlikle kazanılmaları mümkün hale gelmiştir.
Öte yandan 5663 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile 2863 sayılı Kanuna eklenen Geçici 7. maddeye göre de, bu değişikliğin devam eden davalarda da uygulanacağı açıklanmış olmakla halen görülmekte olan davalarda da uyuşmazlığın değişik bu hüküm çerçevesinde çözümlenmesi gerekeceği kuşkusuzdur.
O halde mahkemece, yukarıda belirtilen Kanun değişikliği uyarınca, tarafların toplanmış ve toplanacak delilleri hep birlikte değerlendirilerek bir sonuca varılması gerekirken dosya kapsamına uymayan düşüncelerle yasal düzenlemeler dikkate alınmadan verilen karar doğru görülmemiştir..." şeklindeki gerekçeyle bozulmuştur.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece, davanın kabulüne; dava konusu Fethiye ilçesi, Uzunyurt Mahallesi, Hisar Mevkii 110 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar ... adına 1/2 ve ... 1/2 oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; dava, kadastro öncesi zilyetlik sebebine dayalı tapu iptal ve tescil davasıdır.
Davaya konu taşınmaz, 25.06.1992 tarihinde Hazine adına tespit görmüş, tespitin kesinleşmesi üzerine tapuda da Hazine adına tescil işlemi yapılmıştır. 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesine göre 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılan davada; davacı, kadastro öncesi zilyetlik sebebine dayalı olarak kazanma koşullarına sahip olduğunu ispatlamalıdır. Davacılar tarafından dosyaya ibraz edilen 23.08.1999 tarihli satış sözleşmesi kadastro tespitinden sonra yapılmış olup davacının tespit tarihinden önce zilyet olmadığı sabittir. Dolayısıyla eldeki dava, taşınmaza kadastro öncesi zilyet olan kişilerce açılmış bir dava değildir.
O halde mahkemece, davacılar lehine zilyetlikle kazanma tescil koşulları oluşmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde davanın kabulüne dair karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın temyiz edene iadesine, 20.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Okundu: K. Güzel B.Arıcı
Full & Egal Universal Law Academy