MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/2487 E., 2024/1051 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2021/159 E., 2022/461 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, 2577 ada 2 ve 5 parsel ile 573 ada 5 parsel sayılı taşınmazın hisse maliki ... karısı ...'ın bulunamaması nedeniyle Kırşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/21 Esas ve 2004/155 Karar sayılı ilamı ile Kırşehir Defterdarlığının kayyım olarak tayin edildiğini, taşınmazlardaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verildiğini, kayyımla idare süresi 10 yılı aştığından TMK'nın 588. maddesi gereğince taşınmazın satıştan önceki hisse maliki ... (... karısı)'nın gaipliğine ve taşınmaz satılmış olduğundan hissesine düşen satış bedelinin işlemiş faiziyle birlikte davacıya devrini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, usul ve yasaya uygun olarak açılmayan davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; atanan kayyımın TMK'nın 477/1. maddesinde düzenlenen temsil kayyımı niteliğinde olduğu, dava konusu taşınmaza yönetim kayyımı olarak atanmadığı, yasada belirtilen on yıllık resmi yönetimden ve gaiplik koşullarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
Hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; vekalet ücreti yönünden hükmün bozulmasını, 3561 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre temsil kayyımı atanması mümkün olmadığından İl Defterdarının yönetim kayyımı olarak atandığını, ayrıca Kırşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/885 Esas sayılı dava dosyasında temsil yetkisi verildiğini,
Eğer defterdar temsil kayyımı olarak atanacak olsaydı 3561 sayılı Kanun yerine 4721 sayılı Kanun'un 426. maddesine (743 sayılı Kanun'un 376. maddesine göre atama yapılması gerektiğini,
Mezkûr kararda açıkça 3561 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre kayyım atanmasına karar verildiğine göre kayyımın temsil kayyımı olduğu değerlendirmesinin hukuken uygun olmadığını belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 588. maddesi gereğince gaiplik kararı verilmesi ve malvarlığının Hazineye intikali istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Yapılan inceleme sonucunda temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.03.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.