MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/671 E., 2024/803 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2011/78 E., 2016/473 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen vasiyetnamenin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından duruşmasız olarak, birleştirilen dava davacısı 21. Yüzyıl Eğitim ve Kültür Vakfı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde birleştirilen davada davacı 21. Yüzyıl Eğitim ve Kültür Vakfı vekili Av. ... ... ile davacı ... vekili Av. ... diğer taraftan davalılar vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı TSK Mehmetçik Vakfı vekili, 08.08.2010 tarihinde ölen davalıların murisi ... ...’ın Beyoğlu 22. Noterliğince düzenlenen 06.11.2003 tarihli ve 23863 numaralı vasiyetnamesi ve Beyoğlu 22. Noterliğinin 02.06.2005 tarihli ve 13104 numaralı vasiyetnamesi ile müvekkilini mirasçı atadığını, ancak murisin Beyoğlu 28. Noterliğinin 05.11.2008 tarihli ve 25393 numaralı vasiyetnameden dönme belgesi ile önceki vasiyetnamelerinden döndüğünü, mirasbırakanın vasiyetten rücu senedini davalıların zorlaması sonucunda ve fiil ehliyeti bulunmadığı sırada düzenlettirdiğini ileri sürerek Beyoğlu 28. Noterliğinin 05.11.2008 tarihli ve 25393 numaralı vasiyetnameden dönme belgesinin zorlama ve ehliyetsizlik nedenleri ile iptalini istemiştir.
2. Birleştirilen dava davacısı 21. Yüzyıl Eğitim ve Kültür Vakfı vekili; asıl dava davacısı ile aynı doğrultudaki iddiaları ileri sürerek Beyoğlu 28. Noterliğinin 05.11.2008 tarihli ve 25393 numaralı vasiyetnameden dönme belgesinin zorlama ve ehliyetsizlik nedenleri ile iptalini istemiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; mirasbırakanın özgür iradesiyle yaptığı vasiyetnameden rücu belgesinin geçerli olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın kabulüne, davalıların zorlaması sonucunda yapıldığı için 05.11.2008 tarihli vasiyetnameden dönme belgesinin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 07.06.2017 tarihli ve 2017/811 Esas, 2017/995 Karar sayılı kararı, mirasbırakanın ehliyetli olması nedeniyle vasiyetnameden rücu senedinin iptalini gerektirir bir yön bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 07.06.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve birleştirilen dava davacısı vekili temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 28.05.2019 tarih ve 2017/15177 Esas, 2019/5068 Karar sayılı ilâmıyla, asıl ve birleştirilen davanın ehliyetsizlik ve irade sakatlığı (zorlama) nedenleriyle vasiyetnamenin iptali istemine ilişkin olduğu belirtilerek, davacı ...'nın sair temyiz itirazlarının reddine ve zorlama iddiasına yönelik değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.12.2019 tarihli ve 2019/2139 Esas, 2019/2183 Karar sayılı kararı ile vasiyetnameden dönme belgesinin murise yapılan baskı sonucu düzenlendiği, bu nedenle geçerli olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.12.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilince temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 09.03.2021 tarihli ve 2020/865 Esas, 2021/2443 Karar sayılı ilâmıyla; bozma ilamına uyan Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekirken, daha önce kaldırdığı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. Bölge Adliye Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin 26.05.2021 tarihli ve 2021/903 Esas, 2021/1268 Karar sayılı ilamıyla, baskı sonucu düzenlendiğinden vasiyetnameden dönme belgesinin geçersiz olduğu, davacıların istinaf başvurularının kabulü ile mahkeme kararının kaldırılması ve düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış olduğundan asıl ve birleştirilen davanın kabulüne, vasiyetnameden dönme belgesinin iptaline, davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
E. Üçüncü Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 26.05.2021 tarihli kararına karşı davalılar vekilince temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 05.04.2022 tarihli ve 2021/6290 Esas, 2022/2545 Karar sayılı ilamıyla, Bölge Adliye Mahkemesi kararının somut olaya özgü gerekçe ihtiva etmemesi ve hüküm ile gerekçenin çelişkili olması nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
F. Bölge Adliye Mahkemesince Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin 14.09.2022 tarihli ve 2022/1803 Esas, 2022/2115 Karar kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne, tanık ... ...'in beyanı dikkate alınarak murise yapılan baskı sonucu düzenlendiğinden geçersiz olan vasiyetnameden dönme belgesinin iptaline karar verilmiştir.
G. Dördüncü Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 14.09.2022 tarihli kararına karşı davalılar vekilince temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 05.12.2023 tarihli ve 2022/6331 Esas, 2023/5983Karar sayılı ilamıyla, mirasbırakanın fiil ehliyetine haiz olduğu Adli Tıp Kurumu raporu ile saptandığı, mirasbırakan ... ..., 05.11.2008 tarihinde vasiyetnameden rücu senedi düzenlettirdiği ve 08.08.2010 tarihinde öldüğü ve tüm dosya içeriğine göre miras bırakanın vasiyetnameden rücu senedinin düzenlendiği tarihte iradeyi bozucu bir zorlamanın etkisi altında bulunduğu ve düzenlemeden sonra da bu etkinin sürdüğüne dair somut, şüpheden uzak bir delil olmadığı halde mahkemece aksi düşünce ile vasiyetnameden dönme sözleşmesinin iptaline karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
H. Bölge Adliye Mahkemesince Dördüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.04.2024 tarihli ve 2024/671 Esas, 2024/803 Karar sayılı kararı ile; mirasbırakan ... ...'ın, vasiyetnameden dönme belgesini 05.11.2008 tarihinde düzenlediği ve 08.08.2010 tarihinde öldüğü, tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirme sonucu; mirasbırakanın vasiyetnameden dönme belgesini düzenlediği tarihte fiil ehliyetinin bulunduğu, vasiyetnameden dönme belgesinin TMK'nın 557/2 gereğince yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapıldığına dair somut bir delil bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Asıl davada davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; tanık anlatımları ve dosya kapsamına göre mirasbırakanın dava konusu vasiyetnameden dönme belgesini baskı altında düzenlendiğinin ispat edildiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulmasını istemiştir.
2.Birleştirilen davada davacı 21. Yüzyıl Eğitim ve Kültür Vakfı vekili duruşma istemli temyiz dilekçesinde; Mahkemece Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 09.03.2021 tarihli bozma kararına uyulmakla usuli müktesep hak oluştuğunu, daha sonra verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin bozma kararları ile Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 09.03.2021 tarihli bozma kararının birbiri ile çeliştiğini, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları, deliller ve maddi vakalara göre dava konusu vasiyetnameden dönme belgesinin irade sakatlığı halinde düzenlendiğinin ispatlandığını, dava konusu belgenin şekil şartına havi olmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, vasiyetnameden dönme belgesinin iptali istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; Mahkemece uyulan Dairemizin bozma ilamı doğrultusunda hüküm kurulmuş olmasına göre temyiz itirazlarının kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti olan 28.000,00 TL'nin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.