MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2019/19 E., 2022/594 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davalı ... vekili, davalı ... vekili, bir kısım davalılar vekili, davacı Hazine vekili, davacı ... vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı ... Köyü Muhtarı Battal Köse dava dilekçesinde özetle; ... Köyü Taşlık mevkinde bulunan 95 No.lu parselin tapulama harici bırakılarak Köy Tüzel Kişiliğine kaldığını, bu taşınmazın davalılar ... ve ...'un adlarına kayıtlı olduğu ancak esasen mera parseli olan bu taşınmaza tecavüz ettikleri, bu durumun İslahiye Kaymakamlık Makamının 24.10.1989 tarih ve 26 sayılı kararı ile doğrulandığını, davalıların adlarına olan tapunun geçersiz sayılması gerektiği ve açtıkları bu dava ile 95 No.lu parselin davalılar adına olan tapuların iptali ile esasen mera parseli olması sebebiyle Köy Tüzel Kişiliği adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Müdahil davacı Hazine vekili 11.05.1994 havale tarihli dilekçesinde özetle; taşınmazın Hazine malı olduğu ve Hazine adına tescilinin gerektiğini, ayrıca Hazinenin taraf gösterilmesi gerektiğini iddia ederek müdahil davacı talebinde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalılar vekili; dava konusu parsel ile mücavir parsellerin müvekkilleri adına kayıtlı olduğunu, bu tapu kayıtlarının İslahiye Kadastro Mahkemesinin 20.10.1989 tarih ve 1987/45 Esas, 1989/133 Karar sayılı kesinleşme ilamı ile hükmen oluştuğunu, dava konusu yerlerin müvekkillerinin zilyet ve tasarrufunda olduğuna ilişkin ... Köyü muhtarlarının tasdik ettiği icar senetlerinin bulunduğunu, açılan davayı kabul etmediklerini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 12.05.2015 tarihli ve 1990/235 Esas, 2015/345 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin III No.lu başlıkta belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 03.10.2018 tarih ve 2016/662 Esas, 2018/6302 Karar sayılı ilamında; İl Mera Komisyonundan dava konusu yerde mera tespit, tahdit ve tahsisin yapılıp yapılmadığı, mera tahsisinin bulunup bulunmadığının araştırılması, Köy Hizmetlerinden varsa mera norm kararı ile tahsis tutanağı ve paftasının getirtilmesi, davayı açan ve 6360 sayılı Kanun hükmü ile tüzel kişiliğini kaybeden ... Köyünün kadim köy olup olmadığının araştırılması, tüm komşu taşınmazlara ait dayanak kayıtların getirilmesi, mahallinde yeniden keşif yapılarak komşu köy veya mahallelerden seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar ile mahalline uygulanması, ziraat bilirkişisine toprağın yapısının inceletilmesi, taşınmazın niteliği konusunda teknik ve bilimsel rapor alınması, tüm keşfi izlemeye ve infaza uygun fen bilirkişisine kroki düzenlettirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm tesisinin doğru görülmediği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile davalı ... yönünden açılan davanın pasif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, Maliye Hazinesinin açmış olduğu davanın kabulü ile; 95 parsel numaralı taşınmazın davalılar ve dahili davalılar adına kayıtlı olan tapu kaydının ayrı ayrı iptali ile Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili, davalı ... vekili, bir kısım davalılar vekili, davacı Hazine vekili ve davacı ... vekili ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuşlardır.
1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı ... yönünden açılan davanın pasif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi yönündeki kararının temyiz incelemesi neticesinde bozulmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava kabul edildiği halde müvekkili davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.
3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemenin davacıların dayanak tapu kayıtlarının dava konusu yere ait olmadığı yönündeki kabulünün hiçbir delile ve bilgiye dayanmadığı gibi, Yargıtay bozma kararına da aykırı olduğunu, Mahkemece dava konusu taşınmazın mera niteliğinde olup olmadığı ve tapu kaydının revizyon gördüğü parseller de göz önüne alınarak dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığının belirtilmesi yönünde araştırma yapılması gerekirken dosya kapsamına uygun olmayan bir karar verildiğini, davalıların dayanak tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza sınırlar itibarıyla uyduğunu ileri sürmüştür.
4. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; Yargıtay bozma ilamına uygun yapılan araştırma ile dava konusu yerde mera tahsis kararının bulunmadığının ve davalıların dayandığı 1960 tarihli tapu kaydı ile vergi tahrir kaydında sınırları belli taşınmazın dava konusu 95 parsel sayılı taşınmaza birebir uyduğu, yine mahalli bilirkişi beyanlarına göre bu yerin davalılara ait olduğu, davalılarca ekilip biçildiğinin anlaşıldığı ve keşif sonrası alınan bilirkişi raporunda da taşınmazın kısmen taşlık, kısmen de tarımsal amaçlı kullanıldığı tespit edildiği halde, Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne dair karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
5. Bir kısım davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemenin davacıların dayanak tapu kayıtlarının dava konusu yere ait olmadığı yönündeki kabulünün hiçbir delile ve bilgiye dayanmadığı gibi, Yargıtay bozma kararına da aykırı olduğunu, Mahkemece dava konusu taşınmazın mera niteliğinde olup olmadığı ve tapu kaydının revizyon gördüğü parseller de göz önüne alınarak dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığının belirtilmesi yönünde araştırma yapılması gerekirken dosya kapsamına uygun olmayan bir karar verildiğini, davalıların dayanak tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza sınırlar itibarıyla uyduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; kadim mera iddiasına dayalı tapu iptali ve mera olarak sınırlandırılması istemine ilişkindir.
Mera, bir veya birden fazla köy veya kasaba halkına bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş ya da kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz (4342 sayılı Mera Kanunu m.3,4).
Uygulamada yararlanmak üzere komşu taşınmazların tapu kayıtları getirtilmeli, keşifte yöreyi iyi bilen mahalli bilirkişiler ve konularında uzman olan teknik bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılmalı, kayıtlardaki her sınır bilirkişilere sorularak arazi üzerinde tespit ettirilmeli, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığı duraksamasız belirlenmeli, saptanan sınırlar teknik bilirkişinin çizeceği krokide işaret ettirilmeli, diğer yandan mahalli bilirkişilerin söylediklerinin denetimi açısından komşu taşınmaz revizyon tapu veya vergi kayıtlarının nizalı taşınmaz yönünü ne şekilde nitelendirdiği üzerinde durulmalıdır.
Dava konusu taşınmazın tapu kaydı harita ve krokisi mevcut ise, bu tapu kaydına Türk Medeni Kanunu'nun 719, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddeleri uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Taşınmazın harita ve krokisi yoksa veya bunlar uygulama niteliğinden yoksunsa, tapu kaydı ilk tesisinden itibaren getirtilmeli, gitti kayıtlarının yüzölçümlerine ve sınırlarına bakılmalı, bir değişiklik varsa bunun dayandığı belgeler incelenmeli, doğru ve yasal bir nedeni olup olmadığı araştırılmalı, doğru esasa dayanmıyorsa ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmelidir.
Dava konusu 95 parsel sayılı taşınmazın 1983 tarihinde 173.500 m² olarak tespit edildiği ve Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olduğundan malik hanesinin boş bırakıldığı, kişiler arasında görülen, Hazine ve Köyün taraf olmadığı ve davacı Hazine yönünden kesin hüküm oluşturmayan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1987/45 Esas ve 1987/133 Karar sayılı kararı ile 11.12.1989 tarihinde davalılar ... ve ... adına hükmen tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Somut olaya gelince; Mahkemece bozmaya uyulduğu halde, bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; davalılar, eski tapu kayıtlarına dayanarak dava konusu taşınmazların özel mülke konu yerlerden olduğunu savunduklarından, davalıların dayandığı tapu kayıtları ve komşu taşınmazların tapu ve dayanak kayıtları ilk tesisinden itibaren getirtilerek mahallinde uygulanmalıdır. Yapılacak keşifte yöreyi iyi bilen yaşlı ve tarafsız mahalli bilirkişiler ve konularında uzman olan teknik bilirkişiler aracılığı ile kayıtlardaki her sınır bilirkişilere sorularak arazi üzerinde tespit ettirilmeli, eski tarihli hava fotoğraflarındaki durumun tespiti ile tapu ve vergi kaydı taşınmaza uygulanmalı, komşu kayıtlarından da yararlanılarak davalıların dayandıkları tapu kayıtlarının dava konusu yerleri kapsayıp kapsamadıkları duraksamasız belirlenmeli, saptanan sınırlar teknik bilirkişinin çizeceği krokide işaret ettirilmelidir. Diğer yandan mahalli bilirkişilerin söylediklerinin denetimi açısından komşu taşınmaz revizyon tapu veya vergi kayıtlarının nizalı taşınmaz yönünü ne şekilde nitelendirdiği üzerinde durulmalıdır.
Bunun yanı sıra, davalıların dayandığı tapu kaydının 95 sayılı parsel ile birlikte komşu parsellere kadastro tespiti sırasında dayanak gösterildiği anlaşılmaktadır. Gayrisabit sınırlı tapu kaydı miktarı ile geçerli olduğundan, davalılara ait 15.06.1960 tarihli ve 42 No.lu tapu kaydının başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği de araştırılmalıdır. Mahkemece değinilen tüm bu hususlar gözardı edilerek eksik inceleme ve araştırmayla, bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Öte yandan Mahkemece, ... yönünden, dava konusu taşınmazda kayıt maliki olmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair karar verilmişse de; tapu kaydının incelenmesinden, davalı ...’un taşınmazda paydaş iken 01.08.2018 tarihinde öldüğü, ölümünden sonra yasal mirasçılarının dava konusu taşınmazda intikal suretiyle paydaş haline geldiği, dolayısı ile davanın açıldığı tarihte sağ ve paydaş konumunda bulunduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; davalı ...’un (ölümüyle birlikte yasal mirasçılarının) açılan davada husumetinin bulunduğu sabit olduğundan, Mahkemece yanılgılı gerekçe ile adı geçen davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine dair karar verilmesi de hatalıdır.
Kabule göre de; dava konusu taşınmazın mera niteliğinde olduğunun kabulü halinde, tapu kaydının iptali ile 3402 sayılı Kanun'un 16/B ve Mera Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca sınırlandırılarak özel siciline yazılması şeklinde hüküm kurulması gerekirken, Mahkemece tescil hükmü kurulması ve yine dava konusu 95 sayılı parselin pasif durumda olduğu gözardı edilerek hüküm kurulması doğru değil ise de, bozmanın mahiyeti ve kapsamı itibarıyla bu yanlışlıklara değinilmekle yetinilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin yatırılan harçların istek halinde yatıranlara iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
28.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.