MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2022/181 E., 2024/373 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; tarafların miras bırakanından kalan taşınmazların rızai taksimi ve fiili kullanımını resmî kayıtlara da geçirmek için hissedarlarla 08.07.2004 tarihinde bir araya gelerek tapuda devir ve temlik işlemleri yaptıklarını, anlaşma gereği davalı ... mirasçılarından ...........,'nun 447 parsel sayılı taşınmazdaki hissesini devretmediğini, davalı .......,'nun hissesinin tamamını kızları olan diğer davalılara devrettiğini öğrendiğini belirterek davalılar adına kayıtlı hisseye ilişkin olarak tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline, Mahkemece tapu iptali ve tescil talebi uygun görülmez ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 8.000,00 TL'nin devir ve temlik tarihi olan 08.07.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar ..., ... ve ... cevap dilekçelerinde; dava konusu taşınmazın anneleri ............,na babaları ..............ndan herhangi bir şekilde intikal etmediğini, ... Hatipoğlu'nun bu taşınmazı satın aldığını, daha sonra bu işlemin 19.07.1988 tarihinde kadastro komisyon kararı ile kendi adına tekrar tescil edildiğini, dolayısı ile ............,'ndan başka hiç kimsenin bu taşınmaz üzerinde hak ve yetki sahibi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
2. Davalı ..........., cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kendisine eşi ...'ndan herhangi bir şekilde intikal etmediğini, bu taşınmazı satın aldığını, daha sonra bu işlemin 19.07.1988 tarihinde kadastro komisyon kararı ile kendi adına tekrar tescil edildiğini, dolayısı ile kendisinden başka hiç kimsenin bu taşınmaz üzerinde hak ve yetki sahibi olmadığını, kendi isteği ile 30.07.2006 tarihinde kızları ..., ... ve ...'e 20/240'ar eşit hisseler hâlinde sattığını ve bu işlemin tapuda tescil edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 10.05.2016 tarihli ve 2010/36 Esas, 2016/118 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 10.05.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 29.06.2020 tarihli ve 2017/10022 Esas, 2020/4155 Karar sayılı kararıyla davacıların 08.07.2004 tarihinde hissedarların katıldığını ileri sürdükleri yazılı olmayan taksim sözleşmesine dayandığı, dava konusu taşınmazın taksim edildiği tarihte paylı mülkiyete tâbi olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 676. maddesine göre; tapulu taşınmazlara ilişkin paylaşma sözleşmesinin geçerliliği tüm mirasçıların katılımı ile yazılı şekilde yapılmasına bağlı olduğu, mirasçılar adına paylı mülkiyet şeklinde tapuya kayıtlı olan taşınmazlara ilişkin taksim sözleşmesinde, paylı mülkiyete geçilmekle taşınmazlar mirasbırakanların terekesinden çıktığından ve elbirliği mülkiyeti hükümlerine tâbi olmadığından, payın temliki resmî şekilde yapılması (4721 sayılı Kanun'un 706. hükmü, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 237 hükmü) gerekeceğinden, tüm mirasçıların katılımıyla da yapılsa bu sözleşmeye değer verilemeyeceği, tapulu taşınmazlarda resmî olarak yapılmayan mülkiyet nakillerinin, diğer bir deyişle 4721 sayılı Kanun’un 706, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26. ve 6098 sayılı Kanun’un 213 hükmü gereğince resmî olarak yapılmayan temliklerinin geçerli olmayacağı, işleme hukuki bir sonuç bağlanmayacağı, somut olayda olduğu gibi harici ve yazılı olmayan taksim sözleşmesinin geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek hüküm bozulmuştur.
3. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 30.12.2021 tarihli ve 2021/16033 Esas, 2021/13231 Karar sayılı kararıyla davacılar vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1. Usule ilişkin itirazlarında; yargılamanın usule aykırı olarak bitirildiğini, Mahkemece sözlü yargılama aşamasına hiç geçilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, bozma öncesi verilen karara karşı yalnızca davalılardan ...’in temyiz yoluna başvurduğunu, dolayısıyla önceki kararın diğer davalılar ......, ve......., yönünden kesinleştiğini, taşınmazın satış suretiyle davalılara geçtiğini, davalıların taşınmazı miras yoluyla almadığından elbirliği ile mülkiyet söz konusu olmadığını, bu nedenle davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının söz konusu olduğunu, dava konusunun evvelinde taraflardan önceki malikinin tarafların kök murisi ..........,'na ait olduğunu,
2. Esasa ilişkin itirazlarında ise; davacıların murisi ... ile davalı ...'nin eşi, diğer davalıların babası olan...in kardeş olduğunu, .......,in borçları nedeniyle İdris tarafından ona düşecek taşınmaz hisselerinin eşi olan davalı ...’ye verildiğini, ...’nin taşınmazı satın alma yoluyla edinmediğini, taraflar ile dava dışı diğer mirasçılar arasında keşif tarihi olan 2015 yılı itibarı ile yaklaşık 45-50 yıl önce bir taksim yapıldığını ve herkesin kendilerine düşen yerleri kullandığını, taksime yönelik herhangi bir ihtilaf ortaya çıkmadığını, 2004 yılında herkesin kendi kullanımında olan taşınmazlarda, diğer hissedarlar hissesini kullanan kişiye tapuda devrettiğini, çok fazla sayıda taşınmaza ilişkin hisse devirleri yapıldığından, dava konusu taşınmazdaki hissenin devredilmediğinin davacıların murisi tarafından fark edilemediğini, 2009 yılında başka bir hususta tapuya giden ...’nin tesadüfen ...’nin dava konusu taşınmazdaki hissesinin tamamını kızları olan diğer davalılara devrettiğini öğrendiğini, davalıların iyi niyetli olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, miras taksim sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Kural olarak, Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğar. Diğer taraftan yerel mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu müessese mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir (09.05.1960 gün, 21/9 sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararı).
Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir ve davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Somut olayda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinden sonra kararı yalnızca davalılardan ...’nın temyiz etmesi üzerine yukarıda yazılı gerekçeyle Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 29.06.2020 tarihli ve 2017/10022 Esas, 2020/4155 Karar sayılı ilâmı ile bozulmuş ve Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de temyiz etmeyen davalılar yönünden davacılar lehine kazanılmış hak oluştuğu gözetilmeden karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının reddine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440/3-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
22.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.