(1615 S. K. m.19, 20, 54)
Dava: 1918 sayılı Kanuna muhalefetten sanık Mustafa hakkında yapılan duruşma sonunda; beraatına ve çayın yurtdışı edilmek kaydıyla gümrük mevzuatı dahilinde sanığa iadesine dair, Silopi Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 24.11.1989 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Cumhuriyet Savcısı ve müdahil vekili tarafından süresinde istenilerek, dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın onama isteyen 25.06.1990 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle; dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Sanıkta yakalanan 73 kg. çay'ın ticari miktarda olduğu ve Gümrük Yönetmeliğinin 1185 ve müteakip maddelerinde taşıt sürücülerinin getirebileceği eşya gösterilmekte olup ticari miktardaki eşyanın vergileri verilmek suretiyle dahi taşıt sürücüleri beraberinde yurda sokulması mevzuat bakımından mümkün bulunmadığı, ticari mahiyetteki eşyanın ithalatı Gümrük Kanunu ve bu Kanunun 19 ve 20. maddelerine dayanılarak çıkarılan İthalat Rejimi Kararı ve İthalat Yönetmeliğinin koyduğu esaslara riayet edilmek şartıyla yapılabileceği, bu esaslara göre yapılacak ithalatta dahi eşyanın Gümrük Kanununun 54. maddesi uyarınca cinsi, nev'i, niteliği tatbikatı kolaylaştıracak surette gümrük giriş tarife cetvelinin tertip ve tavsiyelerine uygun olarak gösterilen giriş beyannamesiyle yetkili gümrüğe beyan edilmesinin mecburi olduğu,
Şu duruma göre, ticari miktardaki eşyanın taşıt sürücüsü beraberinde getirilip ithali mümkün olmadığına ve sanığın da bunu bilebilecek durumda bulunduğuna nazaran sanığın taşıt sürücülerine gösterilen kolaylıktan bilistifade ticari eşyayı kaçak olarak yurda sokmak amacıyla çayları aracının ilk bakışta görülmeyecek yerlerine gizleyerek beraberinde getirmek suretiyle, icra vasıtalarını hazırladığı, ancak manifestonun tescil ve havalesi yapıldıktan sonra muayene memuru tarafından muayeneye alındığında aracın aranacağı düşünülerek miktarı kesin olarak belirtilmeksizin bir miktar çay var demek mecburiyetinde kaldığı ve bu suretle kendi feragati ile olmaksızın ittihaz edilmiş mani tedbirler sebebiyle fiilin husule gelmediği ve eylemin kaçakçılığa teşebbüs derecesinde kaldığına göre, sanığın mahkumiyeti yerine kaçakçılık kastının bulunmadığından bahisle beraatına karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, müdahil idare vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 17.10.1990 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy