(1380 S. K. m. 24) (1412 S. K. m. 238, 250)
Dava: 1380 sayılı Kanuna muhalefetten sanık, İbrahim hakkında yapılan duruşma sonunda: Hükümlülüğüne ve ertelemeye dair (Şarköy Asliye Ceza Mahkemesi)nden verilen 19.7.1996 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, Sanık vekili tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen 17.11.1997 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1- 1380 sayılı Kanunun 24. maddesine göre; Marmara Denizi, İstanbul ve Çanakkale Boğazlarında her çeşit trol ile su ürünleri istihsali yasaktır.
Yönetmelik'in 16. maddesinde de: Avlanma yasağı süresince gemilerde ve istihsal yerlerinde istihsal vasıtaları bulunamayacağı, ancak yasak zaman ve yerlerden geçiş için il müdürlüklerinden izin alan gemilere bu hükmün uygulanamayacağı hususları mevcuttur.
29 nolu Sirküler'in 4/4. maddesinde ise: Dip trolü ve ağlarının yasak yer ve zamanlarda denizlerde bulundurulamayacağı, trollerin yasak yerlerden geçen gemilerin güvertesinde toplanmış durumda nakledilebileceği ancak trol kapılarının asılı vaziyette taşınamayacağı hüküm altına alınmıştır. Yine aynı yerde; gemi güvertelerinde bulundurulması serbest olan trol kapılarının asılı olduğu yerlerin geminin içerisine dönük vaziyette olması zorunludur. Yasak zamanlarda ise, roller ancak gemilerin güvertesinde toplanmış ve kuru olarak nakledilebilecek, ayrıca yasak yerlerden geçecek dip trol gemileri av bölgelerini, kalış yerlerini ve süresini bildirerek ilk çıkış yerlerindeki Bakanlık İl Müdürlüğünden yazılı izin alıp bu izni avlanma bölgelerindeki il müdürlüklerine bildireceklerdir. Boğazlardan girecek dip trol gemilerinin trollerini mühürletmeleri ve çıkışlarında müracatla açtırmaları gerekmektedir. Aynı maddenin 5. fıkrasında ise; Marmara Denizinde, balıkçı barınakları, barınma ve çekerek yerlerinde ambalajsız ve atık vaziyette trol ağlarının bulundurulması yasaklanmıştır.
Suç tutanağı ve diğer belgelerden sanığın civarda ikamet ettiği, trol kapısının da sanık hazır değilken balıkçı barınağında demirli tekneden zaptolunduğu anlaşılmakta olup, sanığın yasak yer ve zamanda trolle denize açılacağı, trolü mevzuata aykırı şekilde nakledeceği ve gerekli izinleri almayacağı yolunda bir kabulü haklı gösterir delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, trol kapısının hangi haldeyken zaptedildiği ve sanığın sorgusunda teknede trol bulunmadığına dair savunması karşısında zaptolunan trollerden hangisinin sanığın teknesinde ele geçirildiği tespit olunmadan ve ayrıca, 1380 sayılı Kanunda balıkçı barınağında bekleyen gemide trol ağı bulundurulmasını yasaklayan bir hükmün yer almadığı ve doğrudan doğruya sirkülerle getirilen yasaklamaya aykırı davranışın yasadaki cezai müeyyideyle cezalandırılmasının hukuki prensiplerine de uygun düşmeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet hükmü tesisi,
2- Sanığın yokluğunda dinlenen tanık Sebahattin'in ifadesinin hazır bulunduğu celsede sanığa okunarak diyeceklerinin sorulmaması suretiyle CMUK.nun 250. maddesine muhalefet edilmesi,
3- 3.4.1996 tarihli celsede zabıt münzii Erdinç'in beyanının alınmasına karar verildiği halde, dinlenilmeden ve dinlenmesinden de vazgeçilmeden hüküm kurulmak suretiyle CMUK.nun 238. maddesine aykırı davranılması,
4- Zaptolunan eşya hakkında iade veya müsadere hükmü kurulmaması,
Yasaya aykırı, Sanık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, istem gibi (BOZULMASINA), 30.12.1997 günü oybirliği ile karar verildi.
(YKD NİSAN 1999)
Full & Egal Universal Law Academy