(1380 S. K. m. 24) (Su Ürünleri Yönetmeliği m. 16)
Dava: 1380 sayılı kanuna muhalefetten sanık Mustafa hakkında yapılan duruşma sonunda, hükümlülüğüne dair Erdek Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 18.7.1997 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi sanık tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının onama isteyen 18.12.1998 tarihli tebliğ namesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü;
Karar: 1380 Sayılı Kanunun 24. maddesi uyarınca Marmara Denizinde her çeşit trol ile su ürünleri istihsali yasak olup, Yönetmelikin 16. maddesinde de avlanma yasağı süresince gemilerde ve istihsal yerlerinde istihsal vasıtaları bulundurulamayacağı hükmü mevcuttur.
30/1 numaralı Sirkülerin 4 ncü maddesinde ise dip trolü ve ağlarının yasak yer ve zamanlarda denizlerde bulundurulamayacağı, trollerin yasak yerlerden geçen gemilerin güvertesinde toplanmış durumda nakledilebileceği ancak trol kapılarının asılı vasiyette taşınamayacağı belirtilmiştir. Yine aynı madde gereğince gemi güvertelerinde serbest olan trol kapılarının asılı olduğu yerlerin geminin içerisine dönük vaziyette olması zorunludur. Yasak zamanlarda ise troller ancak gemilerin güvertesinde toplanmış ve kuru olarak nakledilebilecek, ayrıca yasak yerlerden geçecek trol gemileri av bölgelerini, kalış yerlerini ve süresini bildirerek ilk çıkış yerlerindeki Bakanlık İl müdürlüğünden yazılı izin almak ve bu izni avlanma bölgelerindeki il müdürlüklerine bildirmek mecburiyetindedirler. Marmara Denizinde, balıkçı barınakları, barınma ve çekerek yerlerinde her ne surette olursa olsun trol ağlarının bulundurulması yasaklanmıştır.
Suç tutanağı ve diğer belgelerden trol kapasının balıkçı barınağında bulunan teknenin kıç üstünde dağınık vaziyette tespit edildiği anlaşılmış olmakla, sanığın yasak yer ve zamanda denize açılacağı, trol takımını mevzuata aykırı şekilde nakledeceği, gerekli izinleri almayacağı yolunda bir kabulü haklı gösterir delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde açıklanıp tartışılmadan ve ayrıca 1380 Sayılı Kanunda balıkçı barınağında bekleyen gemide trol ağı bulundurulmasını yasaklayan bir hüküm yer almadığı ve doğrudan doğruya sirkülerle getirilen yasaklamaya aykırı davranışın yasadaki cezai müeyyide ile cezalandırılmasının hukuki prensiplere de uygun düşmeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Nüfus kaydına göre Türkeli köyünde nüfusa kayıtlı bulunduğu nazara alınmadan gerekçeli karar başlığında Yiğitler köyünde kayıtlı gösterilmek suretiyle sanığa ait kimlik bilgilerinin karara yanlış geçirilmesi,
3- Uygulamaya göre de, hükmedilen cezanın tayin edilebilmesi için önce o suça kanunun koyduğu aşağı ve yukarı hadler arasında bir ceza tayin edilmesi, bundan sonra ne nispette misli arttırılmasına tabi tutulduğu, toplam cezanın ne şekilde belirlendiğinin her türlü denetime imkan verecek şekilde açıklanması gerekirken doğrudan doğruya sonuç cezanın tayini suretiyle uygulama yapılması,
Sonuç: Yasaya aykırı sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 02.02.1999 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy